Sara arkadaş, Salı günü gidecekti. Kadın toplantısı nedeniyle gidememişti. Rojbin arkadaş, son mailini KNK’ye saat 12:00 civarı atmıştı. Le Muirue’dan gelecek olan Ronahi arkadaş, saat 11’de Garr De Nord’e iniyor. Rojbin arkadaş, Rohani arkadaşı gardan alıyor. Birlikte büroya gidiyorlar. Daha sonra Sara arkadaş ve Ömer Güney geliyor. Büroda 4 kişi bulunuyor. Masada dört bardak ve kurabiyeler vardı.
NEDİM SEVEN
Sara, Rojbin ve Ronahi yoldaşlarla Avrupa çalışmalarındaydık. Sara arkadaş ile değişik alanlarda ve ülkede birlikte çalışmıştık. Fakat Rojbin ve Ronahi arkadaşlarla Avrupa’da çalışmıştık.
Avrupa’da Newroz kutlama hazırlıkları iki üç ay öncesinden başlardı. Paris’teki bütün kurum temsilcileri ve yapılardan bir hazırlık komitesi oluşturulmuştu. İlk hazırlık toplantısı Pazar gününe planlanmıştı. Toplantıya Rojbin arkadaş, dış ilişkiler temsilcisi olarak katılmıştı. İlk arada “Sara arkadaş gelmiş, şu an bürodadır ve yanında kimse yok” dedi. Gitmesi gerektiğini söylediğimde ikinci arada erken ayrıldı.
Pazartesi saat bire beş kala Ahmet Kaya Kültür Derneğinde buluştuk. Ben oraya vardığımda onlar da gelmişti. Kafeteryadan bir çay alarak derneğin doğu köşesine geçtik. Sara arkadaş, koordinasyon toplantısına katıldığını söyleyerek sonuçlarını aktardı. Özellikle Rêber Apo’nun başlattığı sürecin önemli olduğunu, ülkeye giderek süreçle ilgili arkadaşlarla tartışmak istediğini, pasaportunu yenilemesi gerektiğini, Salı günü bir randevusu olduğunu ve Rojbin arkadaşla bu randevuya gideceğini, pasaportunu yenileyebilirse randevu sonrası hemen gideceğini söylemişti.
Görüşme sonrası dernekte Ronahi onlarla da karşılaştık. Ronahi arkadaş, Paris’in Monte De Le Jollie bölgesi gençlik sorumlusu olduğundan sıklıkla görüşüyorduk. Burun ameliyatı için ailesinin bulunduğu yere uğrayacaktı. Onun da randevusu Salı günüydü.
Rojbin arkadaş, Fransa’da dış ilişkiler temsilcisi olduğundan bir çok konuda görüş alış verişinde bulunuyorduk. Onlar gittikten sonra bir daha görüşemedik. Oysa Rojbin arkadaş, “Sara arkadaşın pasaport işlemleri bittikten sonra konuşuruz” demişti. Fransızcayı iyi bildiğinden bizim Fransa’daki davalarımızda hukuki danışmanlık görevini de yapmıştı. Avukatlarla yaptığımız bütün görüşmelerde rolü vardı. Bir ara yoğun çabalarımız sonucunda Fransız Komünist Parti programında devletsiz halklar bölümü ligine, Kürdistan ligini de eklemeyi başarmıştık.
Ömer Güney nasıl sızdı?
Daha önceleri 4 Haziran 2011 yılında Villiers Les Bell’te Fransız polisi tarafından Kürt Kültür Derneğine kapsamlı bir baskın düzenlenmişti. Hukuken Cumartesi günleri dernek türü yerlere baskın yapmak yasalara aykırıydı. Ama gündüz, gün ortası Halk Meclisi toplantısı basılmıştı. Halk, polisin bu tutumunu kabul etmemiş, büyük bir tepki ortaya koyarak bizleri sahiplenmişti. Ben o tarihte tutuklandım. Şubat 2012 yılına kadar cezaevindeydim. Ben tutuklandıktan sonra Ömer Güney; annesinin Kürt, babasının ise Türk olduğunu, kendi kültürünü öğrenmek istediğini söyleyerek derneğe gelip gitmeye başlamıştı. Zaten Avrupa’da dernekler herkese açıktı. Bu geliş gidişlerde çay içiyor, bilardo oynuyor, oradaki insanlarla sohbet ediyormuş. Konuşkan bir profil çizmiyor. Çünkü konuştukça o maskenin altına gizlenmiş kirli emellerinin önceden fark edilebileceğini düşünüyor. Bir süre sonra derneğe üye olmak istediğini söylüyor. Normal prosedüre göre üye oluyor. O dernekteki aktiviteleri izledikçe gençlik alanını zaaflı buluyor. Önüne konulan hedeflere ulaşabilmek için gençlik çalışmalarına giriyor. Burada kendisini sürekli aktif ve radikal gösteren bir tutum sergiliyor. Hiçbir çalışmadan geri durmuyor. Yeni gelen ilticacıların tercüman sıkıntısını fark ediyor. Dernek yöneticileriyle görüşerek bu işte katkı sunmak istediğini söylüyor. Aldığı onay sonrası birçok görüşmeye gidiyor. Kadın arkadaşların kimi görüşmelerinde de tercümanlık yapıyor. Fransızcayı iyi bildiğinden bir kadın arkadaş tarafından tercümanlık yapmak üzere Sara arkadaşa öneriliyor. O güne kadar Sara arkadaşın bütün yasal işlemlerini Rojbin arkadaş yürütmüştü. Ömer Güney bir keresinde tercümanlık için Sara arkadaş ile gidiyor. İkinci tercümanlığa gidişinde sömürgeci iktidarın kapalı kapılar ardında özenle geliştirdiği, MİT’in bilinen planını uygulamaya koyuyor.
O şok edici manzara
Paris merkezine iki saat uzaklıkta bir yerde kalıyordum. Çarşamba günü gece saat 12’de dernekte çalışma yürüten Fidan adındaki başka bir arkadaştan “Rojbin arkadaştan öğle saat 12’den beri haber alamıyoruz” mesajı geldi. Daha sonra başka arkadaşlardan da “Rojbin arkadaşa ulaşamıyoruz” mesajı gelince, durumu ciddiye alarak Enformasyon Bürosunun gidip kontrol edilmesi gerektiğini söyledim. Gündüz saat 12’den sonra zilleri basılmasına rağmen cevap veren olmadığını öğrenince dernek başkanı, bir kadın arkadaş ve bir yurtsever arkadaştan oluşan üç kişinin Enformasyon Bürosuna gitmeleri gerektiğini söylemiştim. Dış kapıdan içeri girmek için birçok kez zile basıyorlar. Çünkü kendilerinde dış kapının anahtarı yok. Sonuçta biri dış kapıyı açıyor. İçerideki kapının anahtarı giden arkadaşlarda vardır. İç kapıya vardıklarında kapının sadece çekildiğini, kilitli olmadığını görüyorlar. Böylece kapıdan içeri giriyorlar.
Üçü birlikte kapıdan içeri girdiklerinde o şok edici manzarayla karşılaşıyorlar. Sara, Rojbin ve Ronahi arkadaşların cansız bedenlerini gördüklerinde çığlık çığlığa bağırıyorlar. Anında bize haber verildi. O anda üç arkadaşın vurulduğunu öğrendik.
İlk tepki
Dernek başkanı hızla polise haber veriyor. Gece saat üç civarında Enformasyon Bürosuna vardık. Yaklaşık 30 – 40 civarında yurtsever birikmişti. Hemen bütün Kürt kurumlarının, iş yerlerinin kapatılarak olay yerine yığılmaları gerektiği kararı alındı. Cenazeleri gören ilk arkadaşları teselli etmeye çalışıyorduk. Bütün olasılıkları gözeterek provokasyonları önlemeye çalıştık. Bütün kadro ve çalışanları harekete geçirdik. Bizler olay yerine vardığımızda polis çembere almıştı. Cenazeleri görme şansımız yoktu. Ve halk birikmeye başladı. Saat 6’ya doğru en az 5 bin civarında Kürt toplanmıştı. Doğal bir tepki olarak ‘Kahrolsun Türk devleti’, ‘Kahrolsun faşizm ve Fransız işbirliği’ sloganları atılıyordu. Fransız polisi, olayı münferit bir hırsızlık olayı gibi göstermek istedi.
Cenazeler morga götürülürken 8 bin civarında kitle büyük bir öfke ve intikam duygusuyla Le La Fayette caddesinden derneğe doğru sloganlar eşliğinde yürüyordu. Bir provokasyonun gelişmemesi için zorunlu olarak gerekli müdahalelerde bulunuyorduk. Soğuk kanlı olunması gerekiyordu. Metanetini koruyan kimi arkadaşların dışında bir öfke patlaması yaşanıyordu. Tüm kadroları toplayarak soğuk kanlı olmaları gerektiğini söyledim. Anında bir ‘Soruşturma Komisyonu’ oluşturduk ve ben de içerisinde yer aldım. Olayın hızla ve sıcağı sıcağına çözülmesi gerekiyordu. Bunu soğukkanlılığımızı koruyarak yapabilirdik. Olayda payı olduğundan neredeyse emin olduğumuz Türk devleti ve işbirliği olasılığını düşündüğümüz Fransa ve Avrupa ülkelerini teşhir etmek için büyük bir yürüyüş yapma kararına ulaştık. Bu yürüyüş için resmi izin alma gereğini de duymadık.
Sen Sara arkadaşa ne yaptın?
Başlattığımız soruşturma kapsamında ben, arkadaşlara Sara arkadaşın neden Salı günü gitmediğini sordum. Çarşamba günü dernekte bir kadın toplantısı varmış, bu toplantıya katıldıktan sonra gideceği söylendi. En son yanında kim vardı diye sorduğumda Ömer Güney ismi geçti. Anında çağırılması gerektiğini söyledim, getirildi. Konuşmak için derneğin bir odasını aldık. Şiyar arkadaşa da kapıda beklemesi gerektiğini söyledim. Halk büyük bir öfke seliyle derneğin çevresine toplanmıştı. Konuyla ilgili ilk görüştüğümüz kişi Ömer Güney olmuştu. İlk gördüğümde inceden inceye karşımdaki adamı süzdüm. Sen Sara arkadaşımıza ne yaptın diye hışımla sorduğumda paniğe kapıldı. “Ben bir şey yapmadım” diyerek titremeye başladı. “Sen nasıl yanına gittin tanıyor muydun” diye sorduğumda “tanıyordum” dedi. Salı günü resmi pasaport işlemleri için birlikte gitmişlerdi. Sara arkadaşın telefon numarası sende var mı sorusunu bilinçlice sordum, “var” dedi. Numarayı ondan aldım. Kafam netleşmişti. Birkaç soru daha sordum. Paniğe kapılmıştı “ne yapayım” diye soruyordu. Üzerinde bir suçluluk psikolojisi vardı. Elimizden kaçıp gitmesin diye “yerine dönebilirsin, belki biraz araştırırız, eğer ihtiyaç olursa seni çağırırız” dedim. Paniğe kapılması, titremesi, özellikle Sara arkadaşın telefonunun yanında olması failin adresini bizlere gösteriyordu. Çünkü Sara gibi arkadaşların telefonunun kimi arkadaşların dışında başka hiç kimsede olmaması gerekiyordu. Bu kesin bir kural olduğundan önemli bir noktaydı.
İlgili arkadaşlara, “Ömer Güney bir sızmadır” dedim. Bir arkadaşı bu kişiliği yakın takibe alması için görevlendirdik. Bu konuda Fransız polisi de işbirliğine yanaşmıştı. Hem bizler, hem de onlar takip ediyordu. Fransızların bu kişiliği yakalama düşüncesi yoktu.
Katliamın olduğu bürodan Ahmet Kaya Kültür Derneğine kadar yapılan yürüyüş büyük bir baskı yaratmıştı. Hemen olayla ilgilenmeleri için avukatlar tutuldu. Pratik ve hızlı çalıştık. Fransız polisi yakalamazsa biz onu tutup soruşturacaktık. En son Fransız polisi tarafından tutuklandı. Bizim girişimlerimiz sonucu yakalanmıştı.
Olay giderek netleşiyordu
Giderek olayın ayrıntıları netleşiyordu. Sara arkadaş, Salı günü gidecekti. O gün dernekte yapılacak olan kadın toplantısı nedeniyle gidememişti. Rojbin arkadaş, son mailini KNK’ye saat 12 civarı atmıştı. Çarşamba günü saat 12:00 ile 13:00 arası kurşunlar sıkılmıştı. Rojbin arkadaş önceden kimi arkadaşlara o gün saat 13:00’te Sara ve Ronahi arkadaşların araçla Almanya’ya gideceğini söylemişti. Sara arkadaş resmi pasaportun işlemleri için Ömer Güney’i de yanına alarak gitmiş. Salı günü işlemler tamamlanmayınca Çarşamba günü tekrar gidiyorlar. Burada Ömer Güney’in Sara arkadaş için böylesi bir işle görevlendirilmesi hataların en büyüğü oluyor. Bir kadın arkadaş bu kişiliğin bu iş için uygun olduğunu belirtiyor. Yani burada düşmanı, pusuya yatmış olanı, özel savaşın içimize sızmış ve kanlı bir planlamaya sahip unsurunu görememe durumu vardır. Sara arkadaş, bu kişiliği öneren kadın arkadaşa güveniyor. Kendisi Ömer Güney’i tanımıyor. Çarşamba günü saat 09:00’da Ömer Güney gelip Sara arkadaşı alıyor. İşlemler tamamlanıp dönecekler. Le Muirue’dan gelecek olan Ronahi arkadaş, saat 11’de Garr De Nord’e iniyor. Rojbin arkadaş, gidip Rohani arkadaşı gardan alıyor. Birlikte büroya gidiyorlar. Daha sonra Sara arkadaş ve Ömer Güney geliyor.
Rojbin arkadaş öne atılıyor
Büroda 4 kişi bulunuyor. Olay sonrası yapılan incelemede masa üzerinde kurabiyeler duruyor. Masada dört bardak ve kurabiyeler vardı. Üç bardağın dibinden çay içildiği anlaşılıyordu, biri hiç kullanılmamıştı. Zehirlenmiş olabilecekleri ihtimali nedeniyle avukatlar aracılığıyla balistik raporların çıkarılmasını istemiştik. Ömer Güney tercüme işi bittikten sonra Sara arkadaşı büroya getiriyor. En son dördü bir aradadır. Ömer Güney ayrılıp dışarı çıkıyor. Önceden büronun anahtarlarını ele geçirdiği anlaşılıyor. Gidip araç içerisinden katliamı geliştirebilecek malzemelerini getiriyor. Yavaşça tekrar içeri giriyor. Susturucu silah kullanıyor. Sara ve Rojbin arkadaşlar, yan yana oturmuş, Rohani arkadaş ise karşılarında oturuyor. Katil, gizliden içeri giriyor öncelikle Sara arkadaşı hedefliyor. Rojbin arkadaş, Sara arkadaşı korumak için önüne atılmaya çalışıyor. Kurşunlardan birinin Rojbin arkadaşın avucunu delip geçmesinden bunu anlıyoruz. Profesyonel ve eğitilmiş olan katil buna fırsat vermiyor. Rojbin arkadaş yere düşüyor, Sara arkadaş da onun üzerine düşüyor. Ronahi arkadaşın, yerde yatmasından anladığımız kadarıyla meşru savunma için harekete geçiyor ama katil onu da hedefliyor. Rojbin arkadaşa 4, Sara arkadaşa 3, Ronahi arkadaşa 3 el ateş ediliyor. Rojbin arkadaşın avucuna isabet eden kurşunun dışındaki bütün kurşunlar kafalara isabet ediyor.
Ömer Güney, olay sonrası bürodan ayrılırken mobese kameralarına kapşonuyla yakalanıyor. Katliamı gerçekleştirdiği araç ve gereçlerini arabanın arkasına koyuyor. Hiçbir şey olmamış gibi gençlik çalışmalarında yer alan arkadaşın yanına gidiyor. Banyo yapıyor, üzerini değiştiriyor. Gece saat 02:00’de gençlik çalışmalarındaki arkadaşla birlikte olay yerine toplanan kalabalığın bulunduğu yere geliyor. Yanında başka hiç kimse olmadığı için olayın açığa çıkma ihtimalini düşünmüyor. Olay açığa çıkarılamazsa muhtemelen başka katliamlar da gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
Havaalanı kartı
Sonraki araştırmalarda daha fazla bilgiye ulaşıldı. Ömer Güney, ailesinin yanında Sarcelle’de kalıyor. Bu kişilik, Mevlana Türk Derneği üyesidir. Aynı zamanda Büyük Birlik Partisi ve Bozkurtçu çevrelere takılıyor. Irkçı olmakla birlikte İslamcı bir karakteri de bulunuyor. Yani Türk İslam sentezi ırkçı akımların ajan ve tetikçisi konumundadır. Daha önce rahat hareket edebilsin diye MİT tarafından Charles De Gulle havaalanında temizlikçi görevi ayarlanmış ve serbest dolaşmasını sağlayabilecek bir kart kendisine verilmiş. Orada kısa süreliğine çalışmış fakat kartı iade etmemiş. Bu kart ile havaalanlarının VİP bölümleri de dahil her yere girip çıkabiliyor. Türkiye’de Gölbaşına gidip geliyor ama hiçbir engelle karşılaşmıyor. Hızla gidip gelebiliyor. Gölbaşı’nda Özel Kuvvetler Komutanlığı var. Burası faili meçhullerin planlandığı merkez konumundadır. MİT görevlileri burada onunla tartışıyor ve katliam planları burada netleştiriliyor. Kendisine 6 bin Euro’ya bir silah ayarlanmış. Hedefte başka arkadaşlar da var. Bütün bunlar tartışılıyor. Daha sonra açığa çıkan telefon ses kayıtlarından bütün bu konular biliniyor. Soruşturma esnasında bu kişinin kız kardeşine de ulaştık. “Kardeşimin böyle bir şey yaptığına inanmıyorum ama para için her şeyi yapar” demişti.
Fransa’nın suçu
Fransa devletinin burada suçu bulunmaktadır. 2007 yılından itibaren bizim dernek ve kurumlarımıza yönelmeye başladılar. 5 – 6 Şubat 2007 yılında benim de içerisinde bulunduğum kimi arkadaşlarımız tutuklanmıştı. 15 gün içerisinde dosyalar içeriği boş olduğu için bırakıldık. Fakat dava devam etti, tutuksuz yargılama süreci başladı. 2013 yılına kadar birçok Kürt yurtseveri ve çalışanı hakkında 10 ayrı dosya açıldı. Anti Terörizm adı altında Kürtler kriminalize ediliyordu. Hatta 2011 yılında Fransa Adalet Bakanlığı ile Türkiye Adalet Bakanlıkları arasında Adli İşbirliği anlaşması imzalanmıştı. Bu anlaşma gereği Kürtler hakkındaki bütün dosyalar TC ile paylaşılıyordu. Hatta Kürtler ortak soruşturmalara kadar varan uygulamalara maruz kalıyorlardı. Fransa Adli Makamları üzerinden kurumlarımız adli kontrole tabi tutulmuştu. Ahmet Kaya Kültür Merkezine ve Enformasyon Bürosuna giren herkes yakın takip altındaydı. 2007 ile 2013 yılları arasında mahkeme kararlarıyla kurumlar ve kişiler hedef halindeydi. Fransa istihbarat güçlerinin dışında hiç kimse destek almadan ve zemin bulmadan böyle bir olayı gerçekleştirme girişiminde bulunamazdı. O süreçte sürekli bizimle uğraşan Anti Terör Savcısı Terry Frognoli’nin Türk yetkililer ile yazışma belgeleri kirli işlerin ispatı niteliğinde avukatlar aracılığıyla sunulmuş ve bu belgeler dava dosyasına yerleştirilmişti.
Hızla kararlar alıp uygulayarak bir sonuca ulaşmıştık. 12 Ocak’ta yaptığımız, 200 bine varan insanın katıldığı yürüyüş görkemliydi. 400 güvenlik görevlisi belirlemiştik. Fransa polisine güvenliği kendimiz alacağız, halkımız öfkelidir, provokasyonlar olabilir, bize yakınlaşmayın uyarısında bulunmuştuk. Resmi bir araç önde olabilir demiştik. Havadan helikopterler üzerinden kitleyi denetliyorlardı. Büyük bir soğukkanlılıkla o yürüyüş yapıldı. Yürüyüş, öyle bir görkem ve ruh yaratmıştı ki adeta yer yerinden oynamıştı.
Daha sonra her Çarşamba Ahmet Kaya Kültür Derneğinden Enformasyon Bürosuna yürüyüşler yapılmaya başlandı. Fransız Komünist Partisi’nden Silviya Janne, Duell Duttu, Paskal Torre gibi aydınlar konu hakkında oldukça sorumlu ve duyarlı yaklaşımları olmuştu. Zeminlerini bizlere sonuna kadar açmışlardı. Hatta Sara, Rojbin ve Ronahi arkadaşların anısına Je Suis Kurde adlı belgeseli bile hazırlamışlardı.
Fransa korumadı
Sara arkadaş, 1998 yılından itibaren iltica hakkı elde etmişti. Yasalarla korunması gerekiyordu. Dersim’li, PKK’nin kurucu üyelerinden olduğu, Esat Oktay Yıldıran karşısındaki tutumu biliniyordu.
Rojbin arkadaş 8 yaşından itibaren Fransız vatandaşıdır. Ailesi oradadır. Uluslararası Komplo sürecinde büyük intikam duygusuyla katılım sağlamıştı. Çok hızlı gelişmişti. Kültürel ve sosyal bir çevresi vardı. Üslubu oldukça akıcıydı. Özlü ve zeki özellikleriyle öne çıkan Rojbin arkadaş, 1978 Maraş katliamı ardından Elbistan’dan Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmış bir ailenin çocuğuydu.
Ronahi arkadaş Almanya’daydı. Onun orada yurttaşlık ve mülteci hakkı vardı.
vUluslararası yasalara rağmen Fransa bu arkadaşları koruyamamıştı. Elbette öncelikli olarak bizler kendimizi koruyacaktık. Ama çağdaş uygarlığın karanlık güçlerinin derinlerde ördükleri ilişkilerden doğan komplocu ve imhacı yapısının bizler tarafından anlaşılabilmesi için vurgulama gerekmektedir.
Bu büyük özgürlük yürüyüşünün bu aşamasında büyük bir sınav ile karşı karşıyaydık. Tetiği çekenden ziyade arkasındaki güçlerinin gerçek amaçları aydınlığa kavuşturulmalıydı. Rêber Apo’nun deyimiyle “bu katliam ikinci bir Dersim katliamıydı” ve bu katliama verilecek en anlamlı cevap, bütün yönleriyle olayı aydınlatmak, sorumlularından hesap sormak, bu büyük özgürlük savaşçılarının amaç ve ideallerinin yılmaz takipçisi olmaktı.
Sara, Rojbin ve Ronahi yoldaşlar ülkeye uğurlandı. Görkemli karşılamalar, bilinçli intikam yeminlerine dönüştü. Amed’de yüzbinler dimdik ayaktaydı. Halk duygu seli olup akmıştı. O günden bu güne 9 Ocak’ı farklı bir duygu ile karşılamaktayız. Artık Sara, Rojbin ve Ronahi bu görkemli özgürlük yürüyüşünde birer meşaleye dönüşerek gün be gün gürleşiyordu. Artık dünya kadınları Arjantin’den İtalya’ya Saraları kadın özgürlük mücadelesinin en büyük önderleri olarak görüyordu. Türkiyeli Amara, Almanyalı Uta ve Ronahi’lerden tutalım Arjantinli Lêgerinlere ve nicelerine kadar dünya kadınları Saralarla aynı saflarda bu özgürlük ağacını kanlarıyla suladılar.
12 Ocak 2013 yılında Paris’te yapılan görkemli yürüyüş artık bir kültüre ve direniş gününe dönüştü. Her yıl yapıldığı gibi bu yıl da 12 Ocak 2019’da yapılacak olan büyük ve anlamlı yürüyüşe ilk günkü kararlılıkla milyonların akması tarihsel bir sorumluk ve görev anlamına geliyor. Duruş ve mücadeleleri büyük zafer andımız olacaktır.