DAİŞ’in oluşumunun tarihsel boyutunu ele alan Bessis, çetenin ortaya çıkışının Ortadoğu’daki dengeler, petrol, 2003 Körfez Savaşı sonrası oluşan dengeler ve Suriye’de 2011 yılından bu yana yapılmak istenenlerle ilişkili olduğunu belirterek, “DAİŞ‘i yaratan, bölgenin gerici güçleri ile emperyalist ülkelerdir” dedi.
Ahmet İnsel ise konuşmasında Türkiye’nin bölgedeki rolüne dikkat çekti. Suriye konusunda Davutoğlu’nun yaklaşımını eleştiren İnsel, bölgede yaşayan kaostan Türkiye’nin de sorumlu olduğunu belirtti.

‘Kürtler kendi çizgilerinde’

Kürt Kadın Hareketi temsilcisi Nursel Kılıç ise, Kürtlerin bölgedeki konumu ve Şengal ile Kobanê’de gelişen direnişi anlattı. Kürtlerin direnişinin insanlık için olduğunu belirten Kılıç, “Saldırılar esas olarak Rojava’da inşa edilmek istenen sisteme yöneliktir” dedi. Kürtlerin Esad rejimini destekleyip desteklemediğine ilişkin soruya ise Kılıç, “Kürtlerin ne rejimle ne de rejim karşıtı gibi görünen çete örgütlenmeleriyle bir bağı var. Kendi ideolojik, ulusal çizgileri doğrultusunda demokratik bir Suriye’nin savaşımını veriyorlar” dedi.
Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Başkanı Karim Lahidji ise, İran’ın bölgedeki rolüne dikkat çekti. Konuşmasında Türkiye’nin politikalarını da eleştiren Lahidji, “yeni Osmanlıcılığın” bölgeye hayır getirmediğini vurguladı.
Arap Baharı’nı değerlendiren tarihçi Ltifi ise, Tunus’ta yaşanan isyanın bir devrim yarattığını, ancak sonrasında gelişenlerin taklitten ibaret olduğunu söyledi.

‘Önce diktatörler yarattılar...’

Libyalı yazar Dominique Edde, emperyalist güçlerin politikalarına değindiği konuşmasında, “Önce diktatörler yarattılar, sonra diktatörleri götürmek için yeni barbarlıklara imza atıyorlar” dedi.

Panel, konuşmaların ardından katılımcıların yorumuyla devam etti. Bazı katılımcıların “Kürt demeyin, Suriye vatandaşı deyin” gibi yaklaşımları, salondan tepki çekti.


SELMA AKKAYA/PARİS