
Yayın kurulu hedef alındı
Alınan bilgiye göre binaya kalaşnikoflarla giren saldırganlar yayın kurulu toplantısındaki gazetecileri hedef seçti. Ölenler arasında Fransa’nın ve derginin en önemli karikatüristlerinden Charb, Cabu, Wolinski ve Tignous’nun da yer aldığı bildirildi.
Charbonnier tehdit ediliyordu
2009 yılından beri derginin Genel Yayın Yönetmeni olan ve ‘Charb’ takma adını kullanan Stéphane Charbonnier (47), uzun süredir ölüm tehditleri aldığı için polis korumasında yaşıyordu.
El Kaide’nin ölüm listesinde de yer alan Charbonnier, son çizdiği karikatürde sanki saldırının haberini vermişti. “Fransa’da hâlâ saldırı yok” başlıklı karikatürde silahlı bir kişi “Temennileri sunmak için Ocak sonuna kadar bekleyin” yazıyordu.
Cabut en iyi çizerlerindendi
Hayatını yitiren Jean Cabut (76) ise Fransa’nın en önemli çizerlerinden biri olarak biliniyordu. Saldırıda ölen diğer karikatüristler de Georges Wolinski (80) ve ‘Tignous’ mahlasını kullanan 58 yaşındaki Bernard Velhac’di.
Kaçmayı başardılar!
Baskını düzenleyen ve binaya tekbir getirerek giren maskeli silahlı kişiler saldırı sonrası olay yerinden kaçmayı başardı. Devlet güçleri saldırganları yakalamak için Fransa genelinde alarma geçti. Saldırganların binerek kaçtıkları aracın başkent Paris dışında bulunduğu bildirildi. Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve ise saldırının 3 kişi tarafından düzenlendiğini açıkladı.
Kalaşnikoflarla saldırdılar
Fransız televizyonlarına konuşan görgü tanıkları, siyah kıyafetli ve maskeli bazı adamları dergi binasına kalaşnikoflarla girerken gördüklerini, ardından da peş peşe silah sesi duyduklarını anlattı. Kimi tanıklar 50’ye yakın silah sesi duyduklarını söyledi.
‘Peygamberin intikamını aldık’
Olaydan sonra saldırganlar bir süre polisle karşı karşıya geldi. Fransız polisi saldırganların “Peygamberin intikamını aldık” diye bağırdıklarını açıkladı.
Saldırıdan kurtulmayı başaran dergi karikatüristlerinden Corinne “Coco” Rey ise Fransız L’Humanité gazetesine yaptığı açıklamada, “Kreşten kızımı almıştım. Gazetenin kapısına geldiğimde iki silahlı ve kapüşonlu adam bizi tehdit etti. İçeri girmek, yukarı çıkmak istiyorlardı. Şifreyi tuşladım. Wolinski’ye, Cabu’ya ateş açtılar. Beş dakika sürdü. Ben bir masanın altında sığındım. Fransızcaları mükemmeldi. El Kaide’den olduklarını söylediler” dedi.
Saldırı anı görüntülendi
Bu arada saldırının amatör olarak kaydedilmiş görüntüleri yayımlandı. Görüntüde; yüzü maskeli, siyah giyimli iki saldırgan bir noktaya ateş ediyor. Saldırganlarca vurulan bir polis yaralı olarak yerde yatıyor. Saldırganlar daha sonra yanına gelip yerdeki yaralı polisin başına ateş ediyor. Bir süre sonra da geldikleri araçla olay yerinden ayrılıyor. Görüntünün dergiye saldırının hemen ardından çekildiği tahmin ediliyor. Bir diğer görüntüde ise saldırganlar uzaktan kaydediliyor. Görüntüde silah seslerinin yanı sıra bir saldırganın “Allah u Ekber” dediği duyuluyor. Görüntülerde silahlı saldırganların oldukça soğukkanlı hareket etmesi “Belli ki bunlar sıradan kişiler değil profesyonel eğitimli kişiler” yorumuna neden oldu.
Hollande: Terör saldırısı
Saldırı sonrası Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande derginin binasına giderek incelemelerde bulundu. Hollande burada yaptığı açıklamada olayı, “terör saldırısı” diye niteledi ve şunları söyledi: “Fransa şok olmuş durumda. Bu bir terör saldırısıdır. Bu ifade özgürlüğüne yönelik bir saldırıdır. Daha önce de bu dergi bazı saldırılara maruz kalmıştı. Korumanın arttırılması gerekiyor. Bir daha böyle saldırılar olmaması için önlem almalıyız, güvenlik seviyesini en üst düzeye çıkaracağız. Bu saldırganların yakalanıp adalete teslim edilmesi de bunlardan biri. Ülke olarak bütünlük içindeyiz. Kararlı bir biçimde davranacağız. Biz özgürlük ülkesiyiz ve dolayısıyla tehditlerle karşılaşıyoruz. Kimse bu ülkenin ruhuna, vatandaşlarına zarar veremez.”
Kabine olağanüstü toplandı
Başbakan, Adalet, İçişleri ve Kültür bakanları ile Paris Valisi de Hollande’a eşlik etti. Derginin ofisine giren Fransa Adalet Bakanı Christiane Taubira’nın saldırının şokunu atlatamadığı görüldü. İncelemenin ardından Hollande acilen Bakanlar Kurulu’nu Başkanlık Sarayı’nda topladı. Toplantıda, DAİŞ’in Ortadoğu’daki vahşi yönelimlerine paralel olarak son dönemlerde Fransa’da artış gösteren saldırılara karşı alınacak önlemler ele alındı.
Güvenlik seviyesi yükseltildi
Son 20 yılın en ölümcül saldırısı ardından Fransa’da “güvenlik alarmına” geçildi. Özelikle Paris’te ibadethaneler, mağazalar, basın kuruluşlarına ait binalar ve ulaşımda güvenlik önlemleri had safhaya çıkarıldı. Güvenlik önlemlerinin arttırıldığı Eyfel Kulesi’nin çevresinde de askerler devriye geziyor.
Halk sokağa döküldü
Saldırı Fransa’da büyük bir şoka, üzüntüye ve tepkiye neden oldu. Birçok sendika ülke genelinde saldırıya karşı gösteri çağrısı yaptı. Ulusal Gazeteciler Sendikası’nın çağrısıyla yerel saatle 17:00’de Republique Meydanı‘nda basın özgürlüğü ve demokrasi talebiyle gösteri yapıldı. Fransa’nın Nantes, Besançon, Toulouse, Lille, Strasbourg, Nimes, Bordeaux, Montpellier, Lyon, Rennes ve Limoges kentlerinde de gösteriler düzenlendi.
Kampanya başlatıldı
Sosyal medyada da saldırıyı kınayan kampanyalar başlatıldı. Facebook kullanıcıları, profillerine “Je Suis Charlie” (Ben Charlie’yim) yazan fotoğrafı koyarak, saldırıya karşı açılan kampanyaya destek verdi. Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo da kampanyaya katılarak, saldırıyı kınadı.
Dünyadan da tepkiler yükseldi
Kanlı saldırı tüm dünyada da tepkiye neden oldu. ABD Başkanı Barack Obama, saldırıyı “dehşet verici” olarak nitelendirerek güçlü bir şekilde kınadı. Barack Obama, Fransa’nın ABD’nin en eski müttefiki olduğunu ve teröre karşı ülkesi ile omuz omuza savaştığını söyledi. Obama, “Fransız halkı, kuşaklar boyunca savunduğumuz evrensel değerlere destek verdi. Fransız yetkililerle yakın temas içindeyiz. Bu teröristlerin adalet önüne çıkarılması için her türlü yardımın verilmesini istedim” dedi. İngiltere Başbakanı David Cameron da saldırının “korkunç ve mide bulandırıcı“ olduğunu söylerken, basın özgürlüğünün korunması gerektiğini vurguladı. Cameron, “Terörün her türüne karşı Fransa halkının yanındayız. İfade özgürlüğü ve demokrasiden taviz veremeyiz” dedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel ise saldırının sadece Fransızlara değil basın ve ifade özgürlüğüne yönelik olduğunu söyledi. Avrupa Birliği Başkanı Herman Van Rompuy, saldırıyı “kabul edilemez” ve “barbarca” olarak nitelendirerek kınadı.
Daha önce binası kundaklanmıştı
1992 yılında yayıma başlayan mizah dergisinin yayınladığı Hz. Muhammed karikatürleri nedeniyle editörleri ölüm tehditleri alıyordu. Kasım 2011’de “Şeriat” özel sayısı çıkaran dergi genel yayın yönetmeni olarak Hz. Muhammed’i belirlemiş, bunun üzerine derginin merkezi kimliği belirsiz kişilerce molotof kokteyli atılarak, kundaklanmıştı. Chalie Hebdo’nun son sayısının kapağı ise yeni romanı ile tartışma yaratan yazar Fransız yazar Michel Houellebecq’in son romanını konu alıyor. Houellebecq, gelecekte İslamcı parti ile Müslüman bir cumhurbaşkanı tarafından yönetilecek ve kadınların çalışmasına izin verilmeyecek olan bir Fransa portresi çizmişti.
DAİŞ’le bağlantılı olabilir mi?
Saldırıdan kısa bir süre önce ise dergi Twitter’da DAİŞ‘in kendisini ‘halife’ olarak ilan eden lideri Ebu Bekir El Bağdadi’nin bir karikatürünü yayımlamıştı. Saldırının bu nedenle DAİŞ ile de bağlantılı olabileceği belirtiliyor. Zira Fransa, DAİŞ’e karşı savaşan ABD öncülüğündeki koalisyonun aktif bir üyesi ve Irak’taki hava bombardımanlarına da katılıyor. Bu nedenle de DAİŞ‘in hedefindeki ülkeler arasında yer alıyor.
Kürt kurumlarından kınama
Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırıya Kürt kurumları ve Türkiyeli demokratik güçler de tepki gösterdi. KONGRA GEL yaptığı yazılı açıklamada saldırıyı kınadı ve Fransız halkına başsağlığı dileklerinde bulundu. Fransa Demokratik Kürt Toplum Konseyi de açıklamasında DAİŞ tehdidine ve Paris Katliamı’na işaret ederek şöyle dedi: “İnançları ülke ve devlet için kullanma yaklaşımı ne yazık ki böylesi gözü dönmüş canavarlar yaratıyor. Tüm bu nedenlerden dolayı başta Fransa ve tüm Avrupa ülkelerine bugüne kadar yürüttükleri siyaseti bir kez daha gözden geçirme, demokrasi ve özgürlükten yana tutum belirleme, devlet çıkarlarının yerine halkların çıkarlarını esas alma ve Türk devletine karşı sürdürdüğü politikayı yeniden gözden geçirme çağrısında bulunuyoruz. Bir kez daha ölenlere rahmet, ailelerine ve Fransa halkına başsağlığı diliyoruz.” Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu da (DİDF), yaptığı açıklamada, katliamın arkasında büyük bir ihtimalle Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren DAİŞ’in olduğunu belirtti.
Charb Kobanê direnişini destekliyordu
Derginin öldürülen Genel Yayın Yönetmeni Stéphane Charbonnier, “Charb” mahlasıyla 22 Ekim’de L’Humanıté’de çıkan yazısında Kobanê’de DAİŞ’e karşı verilen direnişten övgüyle sözetmişti:”Kürt değilim, bir kelime Kürtçe bilmem, bir Kürt yazarın adını bile söyleyemem, Kürt kültürünü tanımam… Ama bugün ben Kürdüm, Kürt olarak düşünüyor, Kürtçe şarkı söylüyor, Kürt olarak ağlıyorum… Suriye’de kuşatılmış olan Kürtler yalnızca Kürtler değil, karanlığa karşı direnen insanlıktır. Hayatlarını, ailelerini, ülkelerini savunuyorlar. Ancak isteseler de istemeseler de “İslam devleti”ne karşı tek kale onlar. Onlar hepimizi savunuyorlar. (…) Nasıl olur da boğaz kesenlere karşı sözde koalisyonun kimi üyeleri çeşitli sebeplerle bu boğaz kesenlerle stratejik, politik, ekonomik çıkarları paylaşırken güvenilir olabilir? Sinizme ve ölüme karşı, Kürt halkı var!”
HABER MERKEZİ