Paris Katliamı’nın üçüncü yılında, on binler Cumartesi günü Paris’te PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), KNK üyesi Fidan Doğan (Rojbîn) ve Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez’i (Ronahî) andı. Kürtler ve dostları “Hiçbir devlet çıkarı gözetmeksizin sessizliğinizi bozun” ve “Öz yönetimle özgür yaşama” mesajını verdi. 

Fransa, Almanya, Avusturya, İsviçre, Belçika, İngiltere, Hollanda başta olmak üzere birçok ülkeden on binler, sabah saatlerinden itibaren eylemin başlama noktası olan Gare Du Nord’a akmaya başladı.  

Eylemcilerin ellerinde KCK, PKK bayrakları, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, katledilen 3 kadın devrimci ve Silopi’de katledilen Seve Demir, Fatma Uyar, Pakize Nayır ile İstanbul’da infaz edilen Şirin Öte, Yeliz Erbay’ın fotoğrafları bulunuyordu.

Saat 10:00’da Gare Du Nord’dan, Bastille Meydanı’na doğru yapılan yürüyüşün en önünde “Hiçbir devlet çıkarı gözetmeksizin sessizliğinizi bozun” ve “öz yönetimle özgür yaşama” pankartı yer aldı. Sakine Cansız, Leyla Şaylemez, Fidan Doğan’ın aile fertleri, KONGRA GEL, KCD-E, CDK-F, FEDA eşbaşkanlarının yanı sıra MRAP, Fransız Komünist Parti, Fransa Kürdistan Dayanışma Derneği, NPA üyesi birçok politik şahsiyet de kortejin en önündeydi. MLKP, Kobanê Kadınlarıyla Dayanışma Kolektifi, FEDA, Fransa Kürdistan Dayanışma Derneği, Alternative Libairtaire, Fransız Komünist Parti ve çok sayıda Türkiyeli devrimci hareket pankartlarıyla eyleme katılım sağladı. ‘Adalet ve Aydınlık İstiyoruz’, ‘Hepimiz Sakine, Fidan, Leyla, Pakize, Fatma, Seve’yiz’, ‘Silopi, Cizre Nusaybin, Kürdistan Direniş‘ sloganları yürüyüş esnasında hiç susmadı. 


‘Rojbîn bir Fransız olsaydı…’ 

Yürüyüş kolu saat 12:30’da Bastille Meydanı’na ulaştı. Mitingin ilk konuşmacıları şehit aileleriydi. Fidan Doğan’ın babası Hasan Doğan, “Elbette bu davanın tek takipçisi biz değiliz. Her ay Avrupa’nın birçok noktasında insanlarımız meydanlara çıkarak bu katliamın arkasındaki güçlerin aydınlatılması için haykırıyor. Kürt halkının tamamı bu davanın takipçisidir. Avrupa kıta olarak kendini demokrasinin beşiği olarak biliyor. Fakat bu demokrasi sadece kendileri içindir. Daha önce bir Fransız gazeteci “Rojbîn bir Fransız olsaydı bu dava çoktan netleşirdi” demişti. Aynen öyle. Kendi ülkelerinde başka katliamlar oldu hemen bütün güçlerini harekete geçirdiler. Neden bizim çocuklarımız katledildiğinde aynı şey olmadı” şeklinde Fransız adalet makamlarına soru sordu.

Cansız ailesi adına konuşan Haydar Cansız da “Fransa hala sessiz. Biz bu sessizliklerini kınıyoruz. Aynı şekilde kadın kıyımları bugün de sürüyor. Coğrafyamızda gün geçmesin ki kadınlar katledilmesin. Biz de bu katliamlara karşı, düşmana inat devrimci kadının mücadelesini yüceltmeliyiz” dedi. 

Leyla Şaylemez’in babası Cumali Şaylemez ise “Dava hakimi, yaptıkları soruşturmada bütün yollar Ankara’ya çıkıyor diyor. Madem bütün yollar Ankara’ya çıkıyor neden Fransız yetkililer sessiz? İşlerine öyle geliyor çünkü. Halkımızla birlikte bunun hesabını soracağız” dedi. 


Katliamlar birbiriyle bağlantılı

Şehit ailelerinden sonra ilk sözü, Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) Eşbaşkanı Güneş Gündemir aldı. “Fransa adaleti gerçekleri saklamaya, kirli ittifakı ve suç ortaklığını sürdürmeye daha ne kadar devam edecek” diye soran Gündemir, tüm delillerin ortada ve MİT’i işaret ettiğini ama Fransa’nın bunu aydınlatmaktan uzak bir tutum içerisinde olduğunu vurguladı. 3 yıldan beri sürekli eylemlilik halinde olduğunu söyleyen Gündemir, adalet yerine gelinceye kadar eylemlerini sürdüreceklerini söyledi.  

İçinde çok sayıda Fransız kurum, dernek, siyasi parti ve sendikanın yer aldığı Fransa Kürt Dostluk Koordinasyonu adına Andre Metayer de “9 Ocak bizim ve Kürtlerin tarihi  kara günüdür. Üç militanı, üç arkadaşımızı, üç özgürlük savunucusunu kaybettik. Bu katliamın arkasında ekonomik, siyasi ve stratejik ilişkilerin olduğunu biliyoruz. Bu katliamın arkasında NATO üyesi olan bir ülke var. Aynı zamanda Fransa’nın dostu olan bir ülke. Türkiye aynı zamanda DAİŞ’in işbirlikçisi ve Fransa bunu görmemeyi tercih ediyor. Bunu gizleyenler Charlie Hebdo, 13 Kasım’da yaşanan katliamı ve Sakine, Rojbîn ve Leyla’yı katledenler arasındaki bağı göremez. Aynı terörün vurduğu aileleri eşit bir biçimde görmemeyi yeğler” ifadesini kullandı. 

Fransız Komünist Parti PCF Dış İlişkiler Sorumlusu Lydia Samarbanksh da, katliamın aydınlatılmamasının Fransa demokrasisinin ayıbı olduğunu vurguladı. Samarbanksh hergün Kürtleri katleden Türkiye ile Fransa’nın ilişkilerini derhal askıya alması gerektiğini, PKK’yi terör örgütleri listesinden çıkarması gerektiğini söyledi. 

Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCD-E) Eşbaşkanı Dilşah Osman da “Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez’i katledenler, cinayetlerine devam ediyorlar. 5 Ocak günü yine 3 Kürt kadını katledildi. Katilleri tanıyoruz. Aydınlık, Kürt halkının direnişiyle gelecektir” dedi. 

KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal “Paris katliamı ile Kürt kadın hareketi vurulmak istendi. Ancak bu düşman çok akılsızdır. Çünkü bunlar Kürt özgürlük hareketini anlamış ve çözmüş değiller. Kürtler 3 yıldır doğan her çocuğa Sara, Rojbîn ve Ronahî ismini koyuyor. Binlerce Sakine, Leyla ve Fidan doğdu. Bugün 4 parça Kürdistan’da bu 3 kadının direnişi sürüyor. Kürt halkı bu cinayetin hesabını soracaktır. Birkaç gün önce Silopî’de 3 kadın katledildi. Paris Katliamı benzer bir katliamdır. Kürt halkı özerklik direnişini ortaya koyuyor. Düşman sunu iyi bilmeli, Kürt anaları savaşa öncülük ediyor. Analar kendi elleriyle çocuklarını savaşa gönderiyor kendi geleceği için. Annelerin direndiği bir yerde mutlaka zafer olacaktır” diyerek öz yönetimleri selamladı. 

Paris Katliamı dava avukatlarından Sylvie Boitel de konuşmacılar arasındaydı. Soruşturma sürecinin geçtiğimiz yılın yaz başında sona erdiğini hatırlatan Boitel “Soruşturma tamamlandı. Dava bu yıl içerisinde açılacak. Ancak ne zaman olacağına dair bizim de bilgimiz yok. Türkiye bizimle bilgi paylaşmıyor diyorlar. Peki, Fransa bu davaya ilişkin bilgi paylaştı mı diye sormak gerekiyor. Fransız istihbaratının dava hakimiyle bilgi paylaşımını talep etmiştik. Evet paylaştılar ama neyi? Onlarca sansürlenmiş boş sayfayı dosyaya gönderdiler. Fransa dosya ile bilgi paylaşmamışken Türkiye gibi bir ülke bilgi paylaşır mı” dedi. 

Avrupa Sol Parti Politik Koordinasyon Sorumlusu Eric Coudray da, Fransa’nın Paris Katliamı’nı çözmemesini ve DAİŞ karşısında Kürt savaşçılara Fransa Cumhurbaşkanı’nın gereken desteği vermemesini “Demokrasinin ayıbı” olarak niteledi. 


Yüksekdağ: Onların mücadelesi sürüyor 

Eyleme katılan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ da şu ifadeleri kullandı: “Bu katliam ile onları fiziken aramızdan aldılar. Ancak onların düşüncesi, davası ve mücadelesi bugün Kürdistan’ın 4 parçasında devam ediyor. Kürdistan ve Türkiye halkları için yeni direnişleri sürüyor. Ne biz, ne de Kürdistan ve Türkiye halkları onların çizdiği özgürlük mücadelesinde asla geri durmadık. Bugün dört bir yanda yükselen direniş çığlığı onlara selamımızdır. Asıl katilleri ortaya çıkarmamak için uluslararası suç çetelerini kurdular. Türkiye devleti bu katliamdaki sorumluluğunun üstünü örttü. Fransa da buna ortak oldu. Bu iki devlet katliam üzerinden suç ortalığı yaptı.” 

Yüksekdağ, AKP ve Saray’ın katledilen 350 sivilin katili olduğunu vurguladı. Sahne programı kapsamında Avrupa Mezopotamya Kültür ve Sanat Hareketi (TEV-ÇAND) sanatçıları Kürdistan marşlarını seslendirdi.  Anti Kapitalist Parti adına söz alan Olivier Besancenot, Paris’in orta yerinde bir halkın savunucularının katledilmesi, başka bir ülkenin servisinin bu işi organize etmesinin açıklığı varken bunun üzerine gidilmemesinin Fransa’nın adaletinin ekonomik ve siyasi çıkarlara kurban edildiğinin göstergesi olduğunun altını çizdi. 

Sosyalist Kadınlar Birliği adına konuşan Esra Demir de her üç Kürt kadının ve öldürülen bütün kadınların davalarının takipçisi olduklarını vurguladı. Demir “Kadınları öldürerek, katlederek mücadeleyi kesintiye uğratacaklarını sananlar, şunu bilmelidirlerki katledildikçe çoğalıyoruz. Bu bayrak asla yere düşmeyecek” ifadeleri kullandı. 


Farklı ülkelerde eylemler 

Öte yandan Avrupa’nın değişik kentlerinde hafta sonu, 3 Kürt kadın devrimciyi anmak amacıyla eylemler yapıldı. 

Eylem ve etkinlikler Almanya’nın Darmstadt, Avusturya’nın başkenti Viyana, Fransa’nın Marsilya, Danimarka’nın başkenti Kopenhag, Finlandiya’nın başkenti Helsinki, İtalya’nın Roma, Pisa ve Torino ile İsveç’in başkenti Stockholm’de yapıldı. 


SELMA AKKAYA / PARİS




Katliamlara tepkiler sürüyor 



Avrupa'da yaşayan Kürtler ve dostları, Türk devletinin Kürdistan'da işlediği insanlığa karşı suçlar ve katliamlarını protesto ediyor. 

Almanya'nın Hagen kentinde Demokratik Alevi Federasyonu'na bağlı Hagen Alevi Dergahı'nın öncülüğünde yaklaşık 300 kişi yürüdü. Hagen Demokratik Toplum Merkezi, Hagen Şeyh M.Emin Camisi ve MLPD de destek verdi. 

Mitingte konuşan FEDA Eşbaşkanı Erdoğan Yalgın, dünyanın gözü önünde Kürtlerin katledildiğini söyledi. Hagen Alevi Dergahı piri Baki Öz de "Mezopotamya'nın en kadim halkı olan Kürtler ve Aleviler tarihleri boyunca başka bir halka zulüm etmemişlerdir. Zalimin zulmüne karşı durmuştur.  Barış ve kardeşlikte ısrar etmişler.  Bugün Kürdistan’da bir savaş yok bir soykırım var. Buna karşı olmak için sadece vicdanlı bir insan olmak yetiyor" dedi. 

Almanya’nın Hagen kentinde bulunan Şêx Emin Camiisi de Cuma namazı sonrası basın açıklaması yaptı. 

Basın açıklamasında konuşan Kürdistan İslam Topluluğu Federasyonu Başkanı Hafız Ahmet Turhallı "Biz İslami Hareket olarak zalimin karşısında mazlumun yanındayız. Türk devletinin, Arap devletlerinin Fars devletinin zulmu karşısında durduk durmaya devam edeceğiz" dedi.

Wuppertal kentinde ise Ehmedê Xanî Camisi yetkilileri Türk devletinin Kürdistan’daki terörünü kınadı. Öte yandan Almanya'nın Stuttgart, Kiel, Hildesheim ve Kassel kentleri ile İsviçre'nin Ticino ve Bern kentlerinde de Kürdistanlılar eylem düzenledi. Ticino kantonunda Kürtler La Regione, Corriere del Ticino ve TSİ 1'i gibi medya kuruluşlarını ziyaret ederek Kürdistan'daki katliamlar konusunda yetkililere bilgi verdi. 


 HABER MERKEZİ