Bir yandan madenci köylerinde üretim kooperatifleri inşa ederken, diğer yandan seçim gibi büyük politikalara aklımız pek ermiyor bizim. Bu hafta "Dünyanın Sokakları"nda, kendi topraklarımızda(!), "Venezuella'da neler oluyor?" diye yazmayı düşünürken, editör arkadaşımın da "ona tam sayfa ayıralım" diye mail atmış olduğunu görünce sosyal medyada çok tartışıldığını söyledikleri bu tartışmaya girmek kaldı geriye. HDP meclise girerse ya da giremezse ne olur?
Öncelikle seçimler tamamıyla komedi olmasına rağmen bunun sonuçlarının, karikatür demokrasinin doğrudan mağduru olmamız, bu trajedinin her zaman parçası olduğumuzu hatırlatıyor. Yani Avrupalılar Amerika'yı ister kutsal amaçlarla keşfetsinler ister altınlarını talan etsinler sonuç olarak kılıçtan geçirilenlerin Indianlar olması gibi manası değişse de kılıca maruz kalanlar olmamız seçime aldırmadan davranmamızı engelliyor.
Zapatistalar, bir önceki Meksika başkanlık seçimlerinde dünyanın en kirli sağcı adaylarından birine karşı sosyal demokrat Obrador'u desteklemediler ve seçimi boykot ettiler. Obrador kıl payı bir farkla kaybetti, gerçi muhtemelen kazandı ama seçim hilesiyle Meksika sağı tekrar iktidara çöktü. Tabii büyük tartışma çıktı ve Zapatistalar'a pek çok suçlama yöneltildi. Zapatistalar ise seçimlerin ve karikatür demokrasinin çözüm olmadığını, çözümün komün hayatından ve doğrudan tabandan katılımcı bir müştereklikten geçtiğini söylediler.
Zapatistalar haklıydı, seçimlere katılsalardı bugüne kadar kurdukları ve söyledikleri herşeyle çelişmiş olacaklardı.
Zapatistalarınki yöntemlerden biridir. Seçimlere katılmak da bir yöntemdir. Halk arasında bir söz vardır: Birisi bir şey talep ettiğinde, karşı taraf, istediği şeyin kolay ve hatta önemsiz olduğunu belirtmek için "senin eşeğin olsun" der ya. Parlamento kurmak istediğimiz kolektif yaşamın eşeği olacaksa, bu komedinin içinde oyun oynadığımızı bilerek seçimlere katılmak hiç de sıkıntı değil.
Zaten barajı aşıp aşmamak da böyle bir şey değil mi? Konuşmalarda bu durumu Müslüman deyişi ile anlatıyordum: "Hiç ölmeyecekmiş gibi bugüne, yarın ölecekmiş gibi ahirete hazırlan." Bunun gibi devrim hiç olmayacakmış gibi bugünü örgütleyip, yarın devrim olacakmış gibi devrime hazırlanmalı! Ve zaten ikisi de olmadan bir şey değişmez ki?
Parlamento mu? Eşeğiniz olsun sizin...