
Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) yeni anayasa çalışmalarına ilişkin Meclis'te grubu bulunan 4 partinin görüş ve önerilerinin karşılaştırıldığı "Yeni Anayasa sürecini izleme raporu: Nasıl bir Anayasaya doğru gidiyoruz?" başlıklı raporunu açıkladı. Açılış konuşmasını yapan TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker, Vakfın barış sürecine destek deklarasyonunu okudu. Paker, "Bugün geldiğimiz noktada Kürt meselesinin çözümü artık siyasetin elindedir. Biz TESEV olarak barış sürecini koşulsuz şekilde destekliyoruz. Türkiye sivil toplumunun tüm unsurlarını barış sürecine ve bu sürecin siyasi sorumluluğunu taşıyanlara tam destek vermeye davet ediyoruz" dedi.
Raporun sunumunu yapan TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü Özge Genç, "Vatandaşlık tanımı", "Eşitlik", "Anadille yaşama hakkı", "Merkezi-yerel idare ilişkileri", "Din, vicdan ve inanç özgürlüğüne ilişkin normlar" gibi başlıklar altında dört partinin önerilerini ele aldıklarını belirtti. Türkiye'deki siyasi partilerin yeni anayasa yapma konusunda sınıfta kaldığını belirten Genç, önerilerin günümüzün sorunlarına çözüm aramanın ötesine geçmediğine vurgu yaparak, "Geçmişimizle hesaplaşmaya yönelik önerilerin pek az parti tarafından gündeme getirilmesi, gelecek vurgusunun hemen hemen hiçbir parti önerisinde yer almaması dikkat çekicidir" dedi.
Partilerin önerilerinde Türkiye'nin yakın tarihinin geleneksel anayasacılığının devamının görüldüğünü belirten Genç, "Geleneksel anayasacılık 'sivil olmayan' bir anayasa yapıcılığı anlamına geliyor. Önerilerden anlaşıldığı üzere, Parlamento'nun yaptığı anayasa, mevcut koşullarda ve halihazırdaki şekliyle, yeni olmadığı gibi sivil bir anayasa da değil" diye konuştu.
CHP ve MHP imkansız kılıyor
CHP ve MHP'nin tutumuyla Türkiye'nin Kürt meselesinin çözümüne imkan verecek bir vatandaşlık düzenlemesine ulaşmanın mümkün görünmediğini ifade eden Genç, "Toplumsal barışa olanak sağlayacak en önemli yasal düzenlemelerden birisi olan vatandaşlık ve vatandaşlığın tanımının nasıl yapılacağı son derece önemli. Etnik kimlik vurgusu/çağrışımı yapmayan bir vatandaşlık normu olarak AK Parti ile BDP'nin önerileri bugünkü koşullar çerçevesinde yeterli görünüyor" dedi. Eşitlik konusundaki temel sorunlarından bir diğerinin de tüm partilerin "şekli eşitlik" bakımından standart kurallarda birleşmesi, buna karşılık "maddi eşitliğe" yönelik yaklaşımlarda yetersiz kalması olduğunu söyleyen Genç, şöyle devam etti: "Partilerin yaptığı önerilerde 'Herkes hukuk önünde eşittir' ve 'aynı durumda olanlara aynı kurallar uygulanır' şeklinde ifade edilen şekli eşitlik açısından bütün partiler ortak bir paydada buluşuyor. BDP ve CHP cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ölçütlerini esas alarak şekli eşitlik açısından AK Parti ve MHP'nin önüne geçiyor. Ancak BDP ırk ölçütünün yanısıra etnik kimlik ölçütüne de yer vererek diğer bütün partilerin önüne geçiyor."
Anadil ihtiyacı karşılanmalı
Anadil hakkının içinde eğitimden savunmaya ve kamu hizmetine erişime kadar birçok alt başlığın yer alabileceğini belirten Genç, "Bu hakkın bir bütün olarak anayasada yer alması gerekir. Anadille yaşama hakkının gelecekte duyulacak ihtiyaç ve talepleri de karşılayacak bir düzenleme olarak anayasada temel bir ilke olarak yer alması gerekir. Mevcut durumda, BDP'nin anadili kullanma hakkının hayata geçirilmesi önerisi dışındaki hiçbir öneri bu talebe cevap verecek nitelikte görünmüyor" dedi. İnanç özgürlüğü konusunda Diyanet Kurumu'nun devletin tüm inançlar karşısında eşit mesafede durmasını sağlayan idari bir kuruluş olması gerektiğini aktaran Genç, bu konuda BDP ve CHP'nin yaptığı önerilerin "reformcu" olduğunu ifade etti.
BDP farkı
Genç'in ardından konuşan TESEV Hukuk Danışmanı Mehmet Uçum, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun yeni bir anayasayı tartışmadığını; 1982 Anayasası'nı revize etmeyi tartıştığı eleştirisinde bulundu.
Gazeteci-Yazar ve TESEV Danışmanı Etyen Mahçupyan ise, AKP'nin iktidara geldiği gün gündemde olan "Kürt", "vesayet" ve "meşrutiyet" sorununun hala çözümlenmediğine dikkat çekti. BDP'nin reform denilecek öneriler yaptığına vurgu yapan Mahçupyan, "Türkiye tarihinde en dışlanmış, yok sayılan ve bir kesim tarafından 'terörist' olarak tanımlanan kesim bugün ilerici ve demokratik öneriler yapıyor" diye konuştu.
DİHA/İSTANBUL