Belçika’nın başkenti Brüksel’de toplanan NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Türkiye’ye Patriot füze savunma sistemi kurulmasını onayladı. NATO uzmanlarından oluşan teknik heyetin Kuzey Kürdistan’daki yer tespiti çalışmaları da sürüyor. Tüm bu çalışmalar bittikten sonra füze bataryalarının Türkiye’ye sevk edileceği belirtiliyor. Bunun da bir kaç hafta süreceği ifade ediliyor. Toplantı sonrası NATO Genel Sekreteri Aders Fogh Rasmussen, Patriot sistemine sahip olan Almanya, Hollanda ve ABD’nin önümüzdeki haftalar içinde füzelerin yerleştirilmesi için pratik düzenlemeleri yerine getireceğini söyledi. Almanya’nın Türkiye’ye silah ve personel aktarabilmesi için hem parlamentonun hem de bakanlar kurulunun onayı gerekiyor. Hollanda da ise bakanlar kurulunun kararı yeterli görülüyor.

Almanya’da konsensüs var

Gazetemizin yazarlarından ve Rosa Luxemburg Vakfı Hessen Temsilcisi Murat Çakır, Almanya Federal Parlamentosu’nun Patriotların gönderilmesine onay vermesinin kuvvetle muhtemel olduğunu söyledi ve ekledi: “Patriotların gönderilmesine Federal Parlamento bu ay içerisinde muhtemelen onay verecek. Çünkü bu konuda Hükümet ile ana muhalefet partisi arasında konsensüs sağlanmış durumda. Onay vermeyecek olan tek grup, Sol Parti grubu. Bu açıdan, Almanya’nın küresel stratejiler çerçevesinde müdahale savaşları ile Alman sermayesinin çıkarları koruma politikaları geniş bir koalisyon tarafından desteklendiği söylenebilir. Yani Sol Parti dışında bütün partilerin bu noktadaki politikaları aynı.”

Asıl amaç başka

“NATO Patriotların savunma sistemi olduğu konusunda ısrarlı. Türkiye ise topraklarını korumak için Patriot istediği tezini ileri sürüyor. Türkiye’nin amacı bu kadar masum mu? Çünkü sınırın hemen öte tarafından Kürtlerin yoğunluklu olduğu ve özerklik ilan edilen bölgeler mevcut, bunu Kürtlere karşı alınmış bir karar olarak görebilirmiyiz?” sorumuza ise Çakır, “Patriotlar anlatıldığı gibi sadece Suriye’ye karşı savunma amaçlı değil. Mesele Suriye sınırına birkaç Patriot’un konumlanması değil. Bu büyük fotoğrafın sadece küçük bir parçası. Asıl amaç Kürecik’teki NATO radarı ile İncirlik üssü ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgede konuşlandırdığı yaklaşık 150 bin askeri ve teçhizatının olası bir İran savaşında korunmasıdır” yanıtını verdi.

Savaş çıkarsa ilk Türkiye vurulur

Türkiye’nin bölgede çıkacak olası bir savaşta ilk hedeflenecek ülke konumuna getirildiğine dikkat çeken Çakır, şunları söyledi: “Türkiye bu şekilde bölgede gelişebilecek askeri ihtilaflarda çeşitli ülkelerin bir numaralı hedefi haline getirilmektedir. Bunu, Almanya’nın önümüzdeki dönemde, Afganistan’dan geriye getireceği ordu birlikleri ve silah v.b. teçhizatın Afganistan-Al manya nakliyatını örgütleyecek bir lojistik merkezini Trabzon’da kurma kararı da göstermektedir. Patriotlar meselesinden farklı olarak oluşturulacak bu lojistik merkezi için parlamentonun kararına gerek yok.”

Kürt sorunuyla direkt bağlantılı

“Türkiye neden böylesi riskli bir role soyunuyor” diye soruyoruz Murat Çakır da Kürt sorunuyla bağlantı kurarak yanıt veriyor:”Türkiye’de karar vericiler, NATO’nun en istekli üyesi olarak ülkeyi emperyalizmin küresel konumlanışında savaşların merkezi bir bileşeni haline getirmektedirler. Bu şekilde de Kürt hareketine karşı kesin sonuç alacaklarını düşündükleri imha politikaları için gerekli uluslararası desteği daha rahat elde etmeyi ummaktadırlar.”

HABER MERKEZİ 




yorum: Türkiye’nin Patriotla savaşma hastalığı

Hollanda Savunma Bakanlığı, Patriotların Türkiye’ye gönderilmesi konusunu 20 Kasım’da Parlamento’nun gündemine getirdi, oturumda oylama yapılmadı ancak yapılan konuşmalarda siyasi partiler Patriotların gönderilmesine itiraz etmedi. Hollanda, Patriotları NATO anlaşmaları çerçevesinde gönderecek. NATO da beklendiği gibi Türkiye’ye Patriot füze sisteminin konuşlandırılmasına onay verdi. Bu karar; NATO’nun da artık bölgede çıkacak olası bir savaşın ortağı olduğunun göstergesidir. NATO Genel Sekreteri Rasmussen de bu ihtimalin önüne geçmek için şimdiden tarafsız olduklarını, Patriotların sadece savunma amaçlı olduğunu bildirme ihtiyacını duymuştur. Türkiye ise bir NATO ülkesi olarak bu adımla elinde buldurduğu kozu iyi değerlendirme çabası içindedir. Türkiye başından beri Suriye’de Esad rejimine karşı yerini almış ve bu konuda hep yalnız bırakılmıştı. Çeşitli çeteleri beslemiş, silahlandırmış ve orada barış isteyen halklara karşı kışkırtmıştı. Türkiye bu haliyle, bir ülkenin içişlerini karışan ülke konumunda.  Patriotların Türkiye’ye yerleştirilmesine haklı olarak Rusya ve İran gibi ülkeler karşı çıkıyor. Eğer bir ülke kendi halkı ve komşularıyla barış içinde yaşıyorsa zaten kendini savunma ihtiyacı duymayacaktır. Ancak Türkiye bu konumunu çoktan yitirdi. Türkiye, yıllardır Güney Kürdistan’a karşı aldığı sınır ötesi harekat olanağı tanıyan tezkere kararına benzer bir kararı Suriye’ye karşı da almış bir ülkedir. Kendi komşularına saldıran bir ülke muhakkak ki, kendisine de bir gün saldırı olacağını düşünmelidir. Türkiye hem bu tezkereyle hem de devreye koyduğu politikalarla Suriye’ye karşı savaş kararı alan bir ülke sıfatını almış durumdadır. Türkiye’yi Patriotlar değil, iyi komşu olma çabaları bu çıkmazdan kurtarabilir. Patriotlar, bölgede daha fazla silahlanmayı ve dolayısıyla da savaşı körükler.

Silahlı çeteler daha mı demokrat?

Evet herkes, Suriye’de iktidarın kendi halkına yaptığı katliamlara karşı. Herkes, diktatör yapının değişmesini ve yerine demokrasinin gelmesini istiyor. Fakat, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye tarafından beslenip,  silahlandırılan çeteler daha mı demokratlar? Bunlar daha mı iyi? Onlar insanları daha mı insancıl biçimde öldürüyor? Bu çeteleri destekleyen ülkelerde daha mı demokratik sistemler var?

Önce Kürtlerle barışın

Türkiye neden ülkesinde işkence gören, öldürülen, 80 yıldır asimile edilen Kürt halkıyla barış yapmıyor? Bu olmayınca, bugünkü Türkiye’deki diktatör bir hükümetin kendi halkı ve dünya halklarının inancını kazanması mümkün değildir. Türk devletinin önce kendi savaş zihniyetini silmesi, kendi ülkesi içinde demokrasiyi geliştirmesi ve akan kanı durdurması şarttır. 


DÜZGÜN YILDIRIM / Hollanda Parlamentosu eski senatörü ve Solidara Partisi Başkanı