
Paris Katliamı ‘nın 3. yılı - 4
Paris Katliamı’nın yıldönümünden geçiyoruz. Parti olarak Leyla, Sakine ve Rojbîn için adalet talebiyle mücadele etmeye devam ediyoruz. 09 Ocak 2013 tarihinde Leyla Şaylemez, Fidan (Rojbîn) Doğan ve Sakine Cansız Paris’in merkezinde öldürüldü. Ülkemizde gerçekleşen bu kabul edilemez durum bir infial yarattı. Kürt halkının siyasi ve kültürel haklarının tanınması için mücadele eden aktivistler ve liderler ve militanlar yüksek bir bedel ödedi.
Fransa insan hakları ülkesiyse hukuk, barış ve demokrasi iddiasıyla mücadele eden halkın taleplerini bastırmak yerine onları korumak gibi bir misyona sahip. Oysa Fransa, kendi değerlerini ve bu insanları korumakta bu anlamda başarısız oldu. Tutarlı kanıtlar Türk gizli servisi MİT’in bu olaydaki rolünü ortaya koyarken aynı zamanda cinayetler konusunda Türkiye’nin sorumluluk düzeyi konusunda güçlü argümanlar ortaya çıktı. Bu katliam üzerindeki tüm gerçeğin açığa çıkarılması gerekiyor. Fransa’nın siyasi aktörlerinin bu cinayetin arkasındaki güçleri aydınlatmak için tüm gücünü ortaya koyması gerekiyor. Hiçbir devlet çıkarı, insan hakları ve halkların haklarının önüne geçemez.
Bu anlamda Fransa Komünist Partisi olarak üzerimize düşen tüm görevlerimizi yerine getirmeliyiz. Kürt halkının yanındayız. Örneğin Kasım ayında Fransa Komünist Parti Genel Sekreteri Pierre Laurent, PCF Dış İlişkiler Sorumlusu Lydia Samarbanksh, Fransa Kürt Dostluk Derneği Başkanı Sylvie Jan ve ben, partinin Kürdistan ağı olarak 3 günlük bir Kürdistan ziyareti gerçekleştirdik. Bu heyet Kürt halkıyla dayanışmasını ortaya koymak amacıyla ülkenizdeydi. Ülkenizde gelişen süreci anlamayı ve yerinde görmeyi amaçladık. BDP, DTK, HDP ile Diyarbakır ve Mardin Belediyeleri yetkilileriyle çeşitli toplantılar gerçekleştirdik. Kobanê ve Şengal’den gelen savaş mağdurlarını ziyaret ettik.
Ziyaretimiz sırasında Gültan Kışanak, Ahmet Türk ve diğer temsilciler, bize katılımcı ve ekolojik yönetim politikası, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlardaki çalışmalar hakkında bilgi verdi. Türk devletinin şehircilik politikası karşısında Kürt politikacıların özgür, demokratik, laik kent yaşamını tüm savaş koşullarına karşın nasıl inşa ettiklerine dair deneyimleri dinledik. Yardımların bloke edildiği kamplarda nasıl mücadele verildiğini gördük. Ortadoğu’da barış ve huzurun anahtarının bu demokratik rejim inşasında olduğunu daha yakından deneyimledik.
Rojava, toplumsal cinsiyet eşitliği, demokrasi ve birlikte yaşama konusunda DAİŞ barbarlığına karşı eşsiz bir deneyimdir. Kobanê’de tek başına yürütülen direniş muazzamdır. Bu nedenle hükümetimize sayısız kez seslendik: Asıl dayanışma gösterilmesi gereken Kobanê direnişçileridir. Türkiye’nin, DAİŞ barbarlığının yıkıcı sonuçlarının kendini sürekli yenilemesinde aktif desteği ve yardımının olduğu bariz bir biçimde görülüyor.
Uluslararası yardım kurumlarının, sivil toplum örgütlerinin insani, tıbbi ve askeri malzemeler, gıda ve su gibi temel ihtiyaçlar için talep ettiği insani koridor açılmazken aynı koridor DAİŞ için aktif işliyor. Uluslararası Koalisyon sadece Irak’da değil Suriye ve Kobanê’de direnişçileri yalnız bırakmayarak DAİŞ‘e karşı mücadele etmelidir.
Bizim için bölgede Kürt direnişçilerinin ve Kürt halkının verdiği mücadele nadir ve insanlık değerlerinin en önde durduğu bir mücadeledir.
Bunun çok somut örneğidir ki, Şengal’den gelen Êzîdî mültecilere sadece HDP belediyeleri sahip çıkıyor. Türkiye her şeyi bloke ederken, belediyeler 180 bin Êzîdî ve Kobanêlinin ihtiyaçlarıyla ilgileniyor. Bunlardan sadece 6 bin 500’iyle Türk yetkilileri ilgili. DAİŞ’in barbar saldırıları sürerken diğer taraftan kış koşullarında mülteciler, her türlü tehlikeye açık halde.
Parti olarak yaklaşan kış koşullarını hatırlatarak Êzîdî ve Kobanêli savaş mağdurları için sürekli yardım çağrısını yineliyoruz. Bu anlamda çok sayıda etkinlik gerçekleştirdik. Bütün bunlar bizim açımızdan önemliydi.
Sakine, Leyla ve Fidan için adalet talebimiz sürerken, Kürt halkının haklı mücadelesinin yanında olduğumuzu da her süreçte yineledik. Bu temelde aşağıdaki talepleri her fırsatta belirttiğimiz gibi takipçisi de olacağız:
* Fransa ve Avrupa derhal DAİŞ’e destek olanlara karşı net tutum almalıdır.
* PKK derhal Avrupa “terör örgütleri listesinden” çıkarılmalıdır.
* Birleşmiş Milletler Ortadoğu’da barış ve kalkınma için uluslararası bir konferans sürecini başlatmalıdır.
* Fransa ve Türkiye arasındaki güvenlik işbirliği anlaşmaları derhal iptal edilmelidir.
* Sakine, Fidan ve Leyla için derhal adalet sağlanmalıdır.
* Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’la yapılan barış görüşmeleri ciddi bir biçimde yürütülmeli ve desteklenmelidir.
Fransa Komünist Partisi olarak bu taleplerin takipçisi olacağız. Hakikat ve adalet talebi içinse 10 Ocak günü Kürt hakıyla birlikte Paris’te olacağız.
DANIELLE LEBAIL / Fransız Komünist Parti Kürdistan Birimi sorumlusu
Adalet için
CESARET GEREKİR
Paris’te katledilen Fidan Doğan’ı (Rojbîn) da yakından tanıyan Fransa Komünist Partisi milletvekili Marie George Buffet ile kısa bir söyleşi yaptık.
9 Ocak 2013’te 3 Kürt kadını Paris’te katledildi. Katliamda yaşamını yitiren Fidan Doğan’ı siz de yakından tanıyordunuz...
Katliam bizim için bir yıkımdı. Üç jenerasyondan üç Kürt kadını öldürülmüştü. Üç feminist, üç Kürt, ü. devrimci. Kız kardeşlerdi, kız kardeşlerimizdi. Komünist Parti olarak üç kız kardeşimizi kaybetmiştik. Parti olarak olarak bu katliamdan sonra çok öfkeliydik; çünkü korunması gereken, üstelik de devlet tarafından korunması gereken kadınlar katledilmişti. Fransa gibi bir ülkedeydiler; baskı ve tehdit altında oldukları biliniyordu; ama korunmadılar. Acılıyız ve öfkeliyiz.
İki yıldır, katliamdan sonraki ilk dakikalardan bu yana, Fransa Komünist Partisi olarak Kürtlerin yanındasınız. Her eylemde vardınız. Bugünden sonrası için bu konuda yapmayı planladığınız bir şey var mı?
Kürt halkının yanında olmamız çok normal. Kürt halkı, kendi hakları, bağımsızlığı, özgürlüğü için büyük bir inançla mücadele eden bir halk. Bugün bütün dünyaya direnişini gösteriyor. DAİŞ’e karşı büyük ve güçlü bir direniş sergiliyor. Bu mücadelede her daim Kürt halkının yanında olmak gerekiyor. Eylemler geliştirmek, inisiyatifler örgütlemek önemli. Özellikle bu katliam karşısında sessiz kalamayız; kendi haline bırakamayız. Fransa devletinin, polisinin, hakiminin, yargısının bu konuda büyük sorumluluğu var. Katilleri ve arka planındakileri çıkarmak durumundadır. Fransız devleti, bu konuda mümkün olan tüm imkanlarıyla Türk devletini zorlamalı. Bu aynı zamanda bu ülkede yaşayan insanların hakları için de büyük bir öneme sahip. Yeniden ve yeniden olayın üzerine gidilmeli ve katliam üzerindeki bütün karanlık aydınlatılana kadar çalışılmalı, inisiyatif alınmalı.
Katliamda yaşamını yitiren üç kadın devrimcinin aileleri bugüne kadar sayısız kez devlet yetkililerinden görüşme talebinde bulundu ama bu talep karşılanmadı...
Evet, Fransız hükümeti bir utanç içerisinde. Kendine güveni yok. Bugün yapılması gereken katliamda yaşamını yitiren ailelere destek vermek ve onlarla dayanışma içinde olmak. Başbakan’ın özellikle aileleri kabul edip görüşmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün Kürt kadınları elinde silah barbarlığa karşı savaşıyor. Aileleri kabul etmek sadece onlarla konuşmak değildir. Türk devletinin ne düşüneceğini bir tarafa bırakıp aynı zamanda bu halka bir jest yapmak gerekir. Bunu Başbakanlık düzeyinde yapmak gerekiyor. Örneğin bu konuda Başbakan Manuel Valls’a çalışma arkadaşım Senatör Eliane Assassi, Senato’da soru yöneltti. Özellikle hükümetin aileleri kabul etmesi yönündeydi bu soru. Çünkü bu önemliydi.
Daha ileri gitmek için adımlar atılması gerekiyor. Örneğin ben kendim, Fransa Parlamento Başkanı‘na Fransa Parlamentosu bünyesinde bir Kürt Dostluk Grubu veya bir çalışma grubunun oluşması konusunda öneri götürdüm. Bu çalışma grubu, Kürt sorununa ilişkin çalışabilmeli. Önerim bu yöndeydi. Bunun oluşması çabasındayız şimdi. Tıpkı diğer bazı ülkeler ya da Tamil ve başka halklar için oluşturduğumuz çalışma grupları gibi neden olmasın? Meclis’te bugün dünyanın gündemi halinde olan Kürt sorunu konusunda neden bir çalışma yürütülmesin? Bu konuda çalışmalarımız sürüyor.
Aynı zamanda hükümetin aileleri kabul etmesi ve bu dosyanın aydınlanması için çalışıyoruz. Örneğin Filistin için bir sonucun, yani devlet olarak tanınmaları konusundaki kararın meclisten çıkması için uzun yıllar bekledik. Aynı şekilde bu halk için de hem Başbakan’ı hem de Meclis’i zorlamak gerekiyor. Her defasında Kürt sorununu gündemleştirmek ve çaba harcamak gerekli.
Fransa’da bugüne kadar 25 politik cinayet işlendi. Libyalı, Tamil, Filistin, Kürt... Bu dosyaların hiçbirinde katliam emrini verenler konusunda bir aydınlık sağlanmadı? Neden adalet sağlanamıyor?
Bu cesaret ve istek gerektirir. Adaleti sağlamak için sadece tetiği çekenlerin değil katliamın arkasındaki güçlerin üzerine gitmek, cesaretli olmayı gerektiriyor. Politik bir cesaretin ya da istemin olmadığını düşünüyorum. Bu adaletin ya da polisin sorunu değil. Siyaset sorunu. Cesaretle sonuca gidildiğinde sonunda herhangi bir ülkenin gizli servisinin de çıkmasını göze almak gerekiyor. Örneğin, Tamillilerin katliamının arkasında herkes kimin olduğunu bilir. Bu açık bir süreç iken de susulur. Üç Kürt kız kardeşimizin katledilmesinden sonra ise bu suskunluğu bozmalıyız. Bu katliamın arkasındaki güçleri aydınlatması konusunda politik alana dönük basıncımızı sürdürmeliyiz. Adalet ve aydınlık sağlanana kadar bu yapılmalı.
SELMA AKKAYA/ PARİS
Rojbîn’imin ardından...
Adalete ihtiyacımız var
İki yıl önce inanılmaz bir haberi, aniden çalan telefondan öğrendim: Arkadaşım Rojbîn ve beraberinde Sakine ve Leyla, suikaste uğramıştı. Bu telefonu hayatım boyunca unutamayacağım.
Kürt halkıyla dayanışma tarihim, yirmi yıl öncesine dayanır. Ama Rojbîn’le benim dayanışmam, bir dönüm noktası olmuştur. Bu sadece benim için değil, yoldaşlarım için de böyle.
Açık ve acıyan bir yara, duygusal şok. Bu cinayet, bizim Kürt halkının adalet arayışının yanında olma irademizi daha da güçlendirdi. Eğer bu cinayetin arkasında güçler barıştan rahatsız olduysa, bizim yanıtımız da Fransa’daki Kürtlerle dayanışma köprüsü oluşturmak olacaktı. Hemen yanıt vermek gerekiyordu ve bu dayanışma onlara yanıt oldu.
Dayanışma ve Kürdistan’la Dayanışma Koordinasyonu’nun kuruluşu kararını verirken, hiç tereddüt etmedik. Daha birkaç ay önce bunları Rojbîn’le konuşuyorduk. Fransa halkıyla buluşmak için yerel düzeyde derneklerin oluşturulmasından bahsediyorduk. Kürtlerle dayanışma geliştirmenin öneminin farkındaydık. Kürt halkının mücadelesini, kültürünü tanıtmamız gerekiyordu. Fransa’nın Kürt politikasının değişmesini hedefliyorduk.
Şimdi kalbimizdeki acıyla, Fransızların vicdanında Sakine, Leyla ve Rojbîn için adalet duygusunu büyütmek için çalışıyoruz. Fransa Kürdistan’la Dayanışma Derneği, ülke çapında Kürdistan’la Dayanışma Koordinasyonu içinde yerini buldu. Birlikte çalışıyoruz; yerel, bölgesel, ulusal düzeydeki kurumlarla ilişkiye geçiyoruz.
Derneğimizin kuruluş tarihi olarak 9 Ocak 2013’ü gösteriyoruz. Açılışımız ise aynı yıl Eylül ayında, Hümanite Şenliği sırasında yapıldı. Orada, dernek standının olduğu sokağa, üç arkadaşın adı verildi.
Derneğimiz giderek büyüdü, Fransa’nın değişik kentlerinde yankı buldu. Konferanslar, tartışmalar, Ez Kurd im filminin gösterimi, sayısız etkinlik... Türkiye’ye de heyetler gitmeye devam ediyor. Bunun yanında Facebook gibi ağlarla, bloglarla çok sayıda insana ulaştık. Her yeni çabayla Kürt halkını tanıtmak ve adalet arayışını duyurmak için yeni olanaklar keşfettik.
Bir de “Kürt Yanıtı” isimli bir kitap yayınladık; ben ve Pascal Torre. Katıldığımız birçok etkinlikte karşılaştığımız sorulardan yola çıktık ve toplu bir yanıt vermeye çalıştık. Kitabın asıl amacı, Ortadoğu’da neler olduğunu, Kobanê’nin neden hedef olduğunu ve bunun gibi soruları yanıtlamaktı.
DAİŞ’in Kürtlere saldırısı haberi, bu aktiviteler devam ederken geldi. HPG ve YPG, kahramanca Türkiye’nin ve DAİŞ’in saldırılarına direniyordu. Kürtler, kahramanca yürüttükleri mücadeleyle dünya kamuoyunun gözünde meşruiyet kazanıyordu. PKK’nin Avrupa ‘terör örgütleri listesi’nde olması, tartışmalı hale geldi. Şimdi bizim önceliğimiz, Fransa’daki seçilmişlerin bu konuda somut eyleme geçmesidir. Tüm tartışmalar ve çalışmalar esnasında Rojbîn’i hatırlıyorum.
Evet, şimdi soru şu: Fransa dış politikasını belirleyen Erdoğan’ın arzuları mı, yoksa halkın haklı talepleri mi olacak?
Paris’in merkezinde arkadşalarımızı kimin öldürdüğünü biliyoruz. Bu katliamın arkasındaki güçlerin kim olduğunu biliyoruz. Türkiye’de yaşadıklarını da biliyoruz. Adalete sesleniyoruz: Yargılayın! Gerçeği biliyoruz; gerekli olan adalettir. Adalete ihtiyacımız var.
Fransız yetkililerin artık Kürtlerin bölgede demokrasinin inşası için önemli bir aktör olduğunu öğrenmesi gerekiyor. Abdullah Öcalan’ı barışın muhatabı olarak kabul etmeleri gerekiyor. Ve Öcalan, serbest bırakılmalıdır.
SYLVIE JAN / Fransa Kürdistan Derneği Başkanı
Yazı gazetemizde yayıma hazırlanırken Sylvie Jan, en yakın arkadaşı 57 yaşındaki karikatürist Verlhac Bernard’ı (Tignous) Charlie Hebdo saldırısında kaybetti. Jan, gazetemize buna ilişkin şu notu iletti: “2013 yılının Ocak ayının ilk Çarşambasında Rojbînimi, Sakinemi ve Leylamı kaybetmiştim. Yine Ocak başı, yine bir Çarşamba günü; bu kez bir diğer dostum Tignous’u kaybediyorum. Büyük acı... Bu barbarlığa karşı hep birlikte demokrasi için bir araya gelelim.”
Bizim de sevgili Sylvie Jan’a ve yaşamını yitiren meslektaşlarımıza sözümüzdür: Barbarlığa karşı özgürlüğün sesi, soluğu olacağız; düşenlerimizin kaleminde de mürekkebi tüketmeyeceğiz; yenilmeyeceğiz.
#JeSuisCharlie
#HepimizCharlieyiz