Türk devletinin Kürtlerin gaspedilen haklarını iade etmemek için ısrar ettiği askeri savaşın yanı sıra siyasi soykırım yaptığını anmsatan BDP Milletvekili Baluken, özellikle Kürtleri hedef alan emek ve sermaye soykırımlarına dikkat çekti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bütçesi üzerinde BDP Grubu adına konuşan Bingöl Milletvekili İdris Baluken, uygulanan neoliberal politikalarla zengin ile yoksul arasındaki makasın her geçen gün arttığını, orta sınıf olarak bilinen pek çok kesimin, artık orta sınıf vasfını yitirdiğini ve yoksulluk sınırının altındaki alt sınıfa dahil olduklarını söyledi.

16’ncı büyük ekonomi balonu

Zenginlikle ilgili makas açılırken özellikle 2004 yılında 4 olan milyarder sayısının 2011 yılı itibarıyla 28’e, hatta 28’in üzerine yükseldiğini anımsatan Baluken, „Gelir dağılımının adaletinden bahsederken bizim için önemli olan kriter, artan milyarder sayısı değil, artan eşitlik, dikkate alınan gelir dağılımının adaleti taleplerinin önemseneceği uygulamalar olmalıydı“ dedi.
Gelinen aşamada “kara delik” olarak tanımlanan sosyal güvenlik açığın 2008 yılında 29 milyar, 2009 yılında 42 milyar 836 milyon, 2010 yılında 44 milyar ve nihayet 2011 yılında da 50 milyarın üstüne çıktığını belirten Bingöl Milletvekili Baluken, AKP Hükümeti’nin „16’ncı en büyük ekonomi“ ve paralelinde sundukları „pembe tabloların“ gerçek hayattaki ve toplumun bütün kesimlerine yansımasının bu şekilde olmadığını vurguladı. BDP Milletvekili İdris Baluken, şu iki uluslararası veriye dikkat çekti:
-  BM İnsani Gelişmişlik Raporu’na göre satın alma gücünde kişi başına düşen milli gelir açısından Türkiye dünyada 67’nci sıradadır.
-  BM İnsani Gelişmişlik Endeksi’ne göre de Türkiye dünyada 92’nci sıradadır.

İstihdam ve işsizlik
İstihdam ve işsizlikle ilgili yine övgü dolu birtakım konuşmalar yapıldığını hatırlatan İdris Baluken, hükümet lehine şişirmeleri artık gizlenemez olan TÜİK rakamlarının bile örtemedeğini belirterek örnek verdi:
-  Türkiye’de 2011 yılında işsizlik oranının 11,9 olarak verildiğini görüyoruz, OECD ülkelerinde bu oran 8,3’tür. OECD ülkeleri arasında Türkiye işsizlik oranı en yüksek olan ülkelerden biridir.
-  Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre işsizliğin en yoğun olduğu 5 ülke arasındadır Türkiye.
-  2009 yılında Türkiye’deki istihdam oranı yüzde 44,3 olarak verilmiştir. OECD ortalamasına baktığımızda, bu oranın yüzde 66,1 olduğunu görüyoruz. Burada açıktır ki uygulanan politikalarla gün geçtikçe artan bir işsizler ordusuyla karşı karşıyayız.

Gelir dağılımı adaletsiz

BDP Bingöl Milletvekili Baluken, gelir dağılımındaki adaletsizliğinin iyi anlaşılması için sadece şu örnekleri vermekle yetindi:
- Türkiye’de nüfusun yüzde 20’si toplam gelirin yüzde 47,6’sını, yani yüzde 50’sini elinde bulunduruyor, en yoksul olan yüzde 20 kesim ise toplam gelirin yüzde 5,6’sına hitap ediyor. Yani bir tarafta, yüzde 20’lik bir kesimin yüzde 50’lik bir gelire hitabı, diğer tarafta da en yoksul kesimin yüzde 5,6’ya hitabı gelir dağılımındaki adaletsizliği en iyi şekilde gösteriyor. Türkiye, OECD ülkeleri arasında gelir dağılımı adaleti açısından sondan 3’üncü sırada.

Yoksulluğun resmi
Ülkede yaşanan yoksulluğun resmini göstermek açısından birtakım istatistiki verileri paylaşan İdris Baluken, şöyle devam etti:
-  2002 yılında 200 gram ekmek 25 kuruş iken bugün aynı gramajdaki ekmek 60 kuruşa alınıyor,
-  12,5 litrelik bir mutfak tüpü 14 lira iken bugün 55 liraya çıkmış durumda,
-  Türkiye, dünyanın en pahalı benzininin ve dünyanın en pahalı etinin tüketildiği ülke konumunda.

Temelinde kirli savaş var
Bu verileri saatlerce burada sıralayabileceğini ancak sorunun temeline, asıl sorunun kaynağına inmek gerektiğini vurgulayan Baluken, „Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı savaşa ülke kaynaklarının harcanmasının getirdiği birtakım tablolarla karşı karşıyayız. Aslında ekonomiyi zora sokan, dış açık, cari açık miktarını her gün artıran, sosyal güvenlikteki kara deliği her gün artıran olgu bu savaşın, kaynakları tüketen olgusudur“ dedi.

Savaş harcamaları
Bir F-16 savaş uçağının sadece bir saatlik havada kalma maliyetinin 255 bin dolar; bir F-4 uçağının bir saatlik havada kalma maliyetinin 30 bin dolar olduğuna dikkat çeken Bingöl Milletvekili Baluken, sadece bu yıl Türkiye ile ABD arasında yapılan 109 helikopter ihalesinin miktarının 3,5 milyar dolar olduğuna işaret etti. BDP Milletvekili Baluken, iyi anlaşılması açısından şöyle devam etti: „Bu helikopter ihalesine harcanan 3,5 milyar ile her kente 400 yataklı bir hastane yapılabilirdi, bine yakın ilköğretim okulu her kente inşa edilebilirdi. Bu ihale miktarındaki 3,5 milyar doları bir doğal afet yaşanan Van’a gönderilen yardımlarla bir mukayese etmenizi istiyoruz. Bugüne kadar devletin ‘Van’a aktardım’ dediği miktar 17 milyon dolardı ve bu 17 milyon doların içerisinde de çoğunluğunu Emniyet ve Milli Eğitim’e harcayacak şekilde planladılar.“

Kara ekonomiyi aklama

Türkiye’de kayıt dışı ekonominin hızla büyüdüğü ve sendikalaşma oranının da hızla dibe doğru gittiği bir sürecin yaşandığını kaydeden İdris Baluken, karşılaştırmalı oranlara devam etti:

-  Türkiye kayıt dışı ekonomide yüzde 45’lik oranla OECD ülkeleri arasında 1’inci sırada. Sendikalaşma oranında ise 5,9’luk bir oranla OECD ülkeleri arasında son sırada.


Yoksulları bağımlı kılma
Türkiye’de her 5 kişiden 1’inin yoksul olduğu TÜİK tarafından belirtilmek zorunda kalındığını, aslında bu oranın çok daha yüksek olduğunu; ancak bu 5 kişiden 1’inin yoksul olmasının bile Afrika’daki pek çok ülkenin yoksulluk sınırlarının üstünde olduğunu anımsatan Baluken, AKP’nin yoksullukla mücadeledeki genel sosyal politikalarını eleştirdi. AKP döneminde bu yoksulluğu bitiren, yoksullukla mücadele eden sosyal politikalardan çok, yoksulluğun adeta devam etmesini sağlayan, bir şekilde halk yığınlarını kendisine muhtaç hale getiren sosyal yardımlaşma politikalarının önemsendiğini vurgulayan Baluken, „Bu politika, halkımızın yoksulluğunu gidermediği, tam tersine sistem ve Hükümetle bağımlı hale getirdiği gibi bir gerçeklik var önümüzde“ dedi. Baluken, bu konudaki verileri de kıyaslayarak, temel mantalite farkının altını çizdi:
- AKP’nin uyguladığı bu politikalarla yoksulluk oranı yüzde 26’dan yüzde 23,6’ya düşmüş, yüzde 2,4’lük bir fark var. Aynı süreç içerisinde Avrupa Birliği’nde yoksullukla yapılan mücadelede oranlar yüzde 43’ten yüzde 16’ya düşmüş...

Kürtlere emek soykırımı
AKP tarafından yürürlüğe sokulmak istenen ulusal istihdam stratejisinin en önemli ayaklarından birisi olan “bölgesel asgari ücret” uygulamasında hedeflenen temel şeyin „Kürt bölgesindeki asgari ücretin düşük tutulmasına yönelik“ olduğunu belirten Baluken, şunları söyledi: „Kürt halkı üzerinde şekillendirilmeye çalışılan bu uygulama, doğrudan, Kürt halkının iş gücü anlamında sömürüsünü hedefleyen bir uygulamadır. Günümüzde, tüm ağır emek işlerinde, özellikle Kürtlerin bir şekilde kullanıldığını biliyoruz. Mevsimlik işçilerin dramını -her mevsim- biliyoruz. Yine en ağır sektör olan inşaat sektöründe çalışanların çoğunluğuna bakın. Katı atık toplama hizmetindeki çalışanlara bakın. İşte şimdi devreye sokulmak istenen bu bölgesel asgari ücret uygulaması da Kürtlerin zaten çalışmış oldukları bu ağır iş kollarının dışında bir de asgari ücretin bölgesel farklı ücretlendirilmesiyle daha fazla emek sömürüsüne tabi tutulmasını da beraberinde getirecektir.
Biz siyasi alanda yürütülen siyasi soykırım operasyonlarından  bahsediyoruz. Bakın eğer bu ulusal istihdam stratejisi bu yönüyle bölgesel asgari ücreti eğer önümüze getirirse bunun adını da Kürt halkına yönelik yapılan bir emek soykırımı olarak ilan edeceğimizi ve bu yönlü halkımıza deklare edeceğimizi belirtmek istiyoruz.“

Ekonomik soykırım hazırlığı

AKP’nin son dönemde uygulamaya çalıştığı kanunlardan birisinin de „terörün finansmanının engellenmesi hakkındaki kanun tasarısı“ olduğunu hatırlatan BDP Bingöl Milletvekili İdris Baluken, konuşmasını şöyle sürdürdü: „Bu kanun tasarısı özellikle bir varlık vergisi faciası şeklinde yürürlüğe sokulmak isteniyor. Burada hedeflenen Kürt emek sınıfının bu bahsetmiş olduğumuz uygulamalarla gelmiş olduğu mağduriyeti aynı şekilde Kürt sermaye sınıfına da uygulamaktır. Yapılmak istenen 90’lı yıllarda Kürt işverenlere yönelik kanlı infaz süreçlerinin, bu kez bir şekilde ekonomik soykırımı önceleyen bir forma kavuşturulmasıdır. Dolayısıyla burada oynanan oyunun son derece tehlikeli olduğunu belirtmek istiyoruz. Bir taraftan Kürtlerin emekçi kesimine yönelik yapmış olduğunuz uygulamalarla mağduriyet getireceksiniz, bir taraftan da bu sermayenin her geçen gün yıkımına neden olacak birtakım tasarıları kanun olarak önümüze getireceksiniz.“


HABER MERKEZİ