
DERVİŞ CİMEN
Pencewin, Kürdistan’ı Rojhilat’tan ayıran Güney Kürdistan sınırında, etrafı dağlarla çevirili küçük bir kasaba. Dağların arasında bir düzlüğe kurulu kasabanın etrafını uçsuz bucaksız tarlalar yeşil ile renklendiriyor. Su kaynaklarının bolluğu yeşile bu hakimiyeti sağlamıştı. Neredeyse her tarlada bir su kuyusu var. Bu yeşilliği sağlayan ise Güney Kürdistan’da çalışkanlıklarıyla bilinen Pencewînlilerden başka kimse değil. Güney Kürdistan’da Pencewînlilerin üretimle güçlü bağları nedeniyle hakkı verilmesi gereken bir üne sahipler.
Güney Kürdistan’ın diğer yerleşim yerlerinden farklı olarak burada yetişen meyve-sebze çeşitliliğinin bolluğu, insanlarının toprak ile kurduğu güçlü ilişkiye dair ipuçu da veriyor. Fakat son yıllarda toprakla ilişki ve buna dayalı üretimden elde edilen ve Pencewîn’i de aşan ‘çalışkanlık’ ünü, ciddi sorunlarla karşı karşıya.
Pencewîn sıkıntılı
Pencewîn’e ulaştığımız gün, bu küçük kasaba, büyük bir sessizliğe bürünmüştü. Sadece o gün için değil, son yıllarda yaz mevsiminin çoğunluğu böyle sessizlikle geçiyor. İnsanlar zamanının çoğunu ‘fellah’lığa, yani tarlalardaki üretime ayırıyor.
Uçsuz bucaksız tarlalarda, yazın sıcaklığında kurulmuş küçük kulübelerde aileler ve işçiler konumlanmış; toprağın sunduğu bu bereketi toplayıp pazara hazır hale getiriyor. Tarlalarda domates, salatalık, kavun, karpuz, biber, kabak, patlıcan, bamya başta olmak üzere türlü türlü sebzeler yetiştiriliyor. Organik yetiştirilen sebze ve meyvelerin tadına baktığınızda, pazardan aldığınız arasındaki farkı hemen fark ediyorsunuz. Sebze ve meyvelere büyük bir rağbetin olacağını düşünürken tarlalarda çürümeye bırakılmış. Bundan olsa gerek ki, üreticinin yüzündeki mutsuzluk ve sıkkınlık hemen dikkat çekiyor.
Sebze yetişiren Tofîq Germik isimli yaşlı amcayla sohbet ediyoruz ve ‘neden rahatsız’ olduğunu soruyoruz. Kulübesine vardığımızda yüzündeki bıkkınlık bir anlığına da olsa yerini sevince bıraktı. Su ve çay ikram ettikten sonra, çocuklarından hemen bizim için kavun ve karpuz ikram etmelerini istedi. İşlerin nasıl gittiğini sorduğumuzda, ”bir dokun bin ah işit” dedikleri misali anlatmaya başladı Tofîq Amca:
Ürünü satamıyoruz
”Nasıl olacak ki, fellahlık yapacak koşullarımız kalmadı. Tarlalarımıza bir bakın, durumu anlarsınız. Her şey çürüyor. Satamıyoruz. İşçilerin parasını verebilecek bir gelirimiz olmuyor. Kendimiz topluyoruz, ama satamıyoruz. Baharla birlikte verdiğimiz emeğin karşılığını alamıyoruz. Toprağı sürüyoruz; tohum ekiyoruz, bakımını yapıyoruz, suluyoruz, ürünü elde ediyoruz ama satamıyoruz. Emeğimizin hepsi boşa gidiyor. Alıcı bulamıyoruz. Son yıllarda durum giderek kötüleşti. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Sadece bizim tarlalar değil, neredeyse Pencewîn’deki tüm fellahların durumu böyledir. Fellahlık bitmek üzere. Kimse böyle devam edemez.”
Bu arada çocuklar kavun ve karpuzları bize ikram etmeye başladı. Kavun ve karpuzlar kesilince çok güzel bir koku etrafı kaplıyor. Hani bal gibi tatlı desek abartmış olmayız. Ve şaşırarak ”İnsanlar bu güzel karpuz ve kavunları niye almıyorlar ki?” diye sorduğumuzda Tofîq Amca, ”Niye alsınlar ki, tatsız İran karpuz ve kavunu daha hoşlarına gidiyor. İnsanlar tat değil, ucuzluk peşindeler. Ucuzluksa İran’dan geliyor. Ayaklarına kadar getiriyorlar” diyor.
Mallarımız tarlada çürüyor
Tofîq Amca’nın konuşmalarında, Barzani yönetimindeki Güney Kürdistan’ın ekonomi politikasının şifreleri de ortaya çıkıyor. Sözü tekrar Tofîq Amca’ya bırakıyoruz: ”İran serbest piyasa adı altında buradaki üretimi durdurmak için pazara mal getirip, adeta bedavaya satıyor. Düşünebiliyor musunuz, bir kasa domatesi 2 bin Irak Dinarı’na satıyor. Bir kasa 20 kilo domates alıyor. Yani kilosunu 100 Dinara satıyorlar. 100 Dinarla bir sakız bile alınamazken, artık gerisini siz düşünün. Neredeyse böyle bedava dağıtınca, bizim mallarımız da böyle tarlalarda çürüyor. İşçi parası, kasa parası ve taşımacılığı hesapladığımızda, 2 bin Dinara satarsak zarar ediyoruz. Dolayısıyla böyle satarak verdiğimiz emeğe saygısızlık yapmaya zorluyorlar. Artık fellahlık bitti. Nasıl yapacağız bilemiyoruz.”
Bu sözlerden sonra kısa bir sessizlik oluyor ve çözümünün ne olduğunu soruyorum. Çözümün hiç olmasa yaz aylarında ürünlerinin yetiştiği dönemde iki aylığına Bölge Hükümeti’nin İran’dan alımları durdurmasının kalıcı olmasa da çözüm olabileceğini söyleyen Tofîq amca, ”Bu sürede biz de ürünlerimizi pazara süreriz. Herkese yeter, herkes de kazanır. Pencewîn’in ürünleri Kürdistan’ın hepsini besler” diyor.
Tofîq amca ile sohbetimize dahil olan Nowrî isimli fellah ise, ”Biz sahipsiz insanlarız. Emek veriyoruz ama emeğimize saygı görmüyoruz. Ne yapacağız bilmiyorum. Emeğimize karşı borçlanıyoruz. Ürün elde edebilmek için harcamalarımız, satarak elde ettiğimiz gelirden daha fazla. Aslında boşuna çalışıyoruz. Siz olsanız bu koşullarda devam edebilir misiniz?” diye soruyor öfkeyle.
Çaresizlik siyaset olarak dayatılıyor

Güney Kürdistan’da üretim, pazar ve tüketim ciddi bir soruna dönüşmüş durumda. Kısa, orta ve uzun vadeli bir ekonomik planlama ve projenin olmadığı açıkça görülüyor. Siyasi partilerin iktidar ve ihtiraslarının kurbanı olan Güney Kürdistan halkına çaresizlik adeta bir siyaset olarak dayatılıyor. Verimli toprakları ve zengin su kaynaklarıyla Ortadoğu’daki birçok ülkenin pazarına ürün sunabilecek potansiyele sahip olan Güney Kürdistan halkı bilinçli bir politika ile üretimden uzaklaştırıldığı gibi, ülke adeta başka ülkelerin pazarı haline getiriliyor.
Bahçelerde toplanan domatesleri kamyon kasasına yükleyen bir gruba yanaşıp, işlerinin nasıl gittiğini soruyorum. Arabadan inmemize bile fırsat vermeden ,“Gidin fellahlarla konuşun. Durumun nasıl olduğunu onlardan öğrenirsiniz. Emeklerinin karşılığını bile alamıyor insanlar. Bakın, emeklerini çalıyoruz onların. Gidin onlarla konuşun” diyorlar.
Pencewîn’e yaptığımız ziyaretin üzerinden iki gün geçmişti ki İran’ın Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Şamhani, Kürdistan Bölgesel Yönetiminin referandumdan sonra bağımsızlığını ilan etmesi halinde bölge ile olan sınırını kapatacakları tehdidini savuruyordu. Komşu ülkelerle geliştirilen siyasi ilişkilerdeki bağımlılığı bir tarafa bıraksak bile, sınırı kapatmakla tehdit etmenin altında Güney Kürdistan pazarı üzerindeki hâkimiyeti ile ilişkilidir.
İran ve Türkiye’ye teslim edilen ekonomi
Duhok ve Hewlêr’de KDP; Silêmanî ve Helebce illerinde ise YNK’nin hüküm sürdüğü ikili yönetimde, birincisinin pazarı Türkiye’ye, ikincisinin ise İran’a teslim edilmiş durumda. Pazar bu kadar bağımlı hale gelmişken, Pencewînlilerin ”artık üretemeyiz” demesi daha anlaşılır oluyor. Kendi üreticisini teşvik etmeyen, değer vermeyen, ürettiklerinin pazara sürmesine ve hak ettiği fiyatta satmasını sağlamayan ve işsizliği bir kadermiş gibi geliştiren bir yönetimin bağımsızlık ilanını ‘gündem’ diye yaratması, büyük bir soru işareti olarak duruyor.
Tofîq Germîk’in dediği gibi, yönetimin iki aylığına İran’ın sınırını kapatması, komşu ülkelere kendi pazarını bu kadar bağımlı hale getiren bölge üzerinde bir ay kapıları kapatsa, ciddi sorunlar açığa çıkacaktır. İran pazarı kendine bağımlı hale getirdiği için, sınır kapatmakla sonuç alabileceğini bildiğinden, Kürtlere tehdit savurabiliyor. Oysa sadece Pencewîn’de değil, Kürdistan’ın tümü verimli topraklarıyla kendine de, komşularına da yetebilecek bir üretim hacmine sahiptir. Aslolan buna kafa yorabilecek, bağımsız bir siyaset anlayışıdır.
Kürdistan’ın kaymağı Afyon’a!
SEDAT YILMAZ/MA
Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 1 Ocak-31 Ağustos 2017 tarihleri arasında kaydettiği 95 milyar 424 milyon 754 bin 850 dolar ihracatın 5 milyar 566 milyon 134 bin 910 dolarının Irak’a daha doğrusu büyük bölümünü Federe Kürdistan’a yaptığı biliniyor. Kürdistan Bölgesi’ne yapılan ihracatın aslan payı ise milliyetçilikle dikkat çeken kentler olurken, Kürt kentlerinin ticari faaliyeti gittikçe azalıyor.
Irak Federe Kürdistan’a yapılan ihracatın büyük bir bölümü milliyetçi olmakla övünen Afyon, Trabzon, Rize, Sakarya gibi kentler yapıyor.
* Geçen yıl 1 Ocak-31 Ağustos tarihleri arasında 1 milyon 50 bin 80 dolar ihracat yapan Aksaray, yüzde 73 artışla aynı dönemde 1 milyon 824 bin 940 dolara mal sattı.
* Aynı dönemde Çanakkale yüzde 115 artışla 210 bin 110 dolar ihracat yaptı.
* 702 bin 505 dolarlık ihracatını yüzde 383 arttıran Çankırı, 3 milyon 395 bin 140 dolarlık satış yaptı.
* Düzce, 478 bin 20 dolarlık ihracatını rekor bir artışla bu yıl aynı dönemde 4 milyon 431 bin 620 dolara çıkardı.
* Kayseri, 127 milyon 270 bin 910 dolarlık ihracatını 148 milyon 862 bin 350 dolara çıkardı.
* AKP ile yıldızı parlayan Konya, 114 milyon 647 bin 490 dolarlık ihracatını bu yıl yüzde 26 artışla 144 milyon 882 bin 260 dolara çıkardı.
* Yüzde 82 artışla atağa geçen Rize, 55 bin 360 dolarlık ihracatını 100 bin 620 dolara çıkardı.
* Kürt karşıtlığıyla ve linçlerle sık sık adından söz ettiren Trabzon, yüzde 60 artışla 6 milyon 628 bin 160 dolarlık ihracatını 10 milyon 617 bin 880 dolara çıkardı.
* Kaymağıyla meşhur Afyon, yüzde 38’e varan artışla 37 milyon 434 bin 670 dolarlık mal satışını 51 milyon 447 bin 220 dolara çıkardı.
Kürtlerin Kürdistan ile bağı kesiliyor
Türk-İslam milliyetçiliğin yükseldiği kentlerin Federe Kürdistan ile ticari bağı artarken, Kürt kentlerin Federe Kürdistan’la ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre düştü. Buna göre, 1 Ocak-31 Ağustos tarihleri arasındaki geçen yılla karşılaştırmalı ihracat rakamları şöyle:
* Geçen yıl 21 milyon 794 bin 810 dolar ihracat yapan Adıyaman, yüzde 57 düşüşle 9 milyon 357 bin 140 dolara kadar geriledi.
* Elazığ, yüzde 13 düşüşle 10 milyon 580 bin 310 dolar ihracatı 9 milyon 301 bin 490 dolar oldu.
* Geçen yıl 3 milyon 587 bin 480 dolar ihracat yapan Erzurum, bu yıl aynı dönemde 2 milyon 999 bin 870 dolara düştü.
* 860 bin 490 mal satan Siirt, yüzde 85’lik düşüşle 130 bin 640 dolara geriledi.
* 52 milyon 783 bin 230 dolar mal satışı yapan Urfa, 40 milyon 893 bin 530 dolarda kaldı.
* 1 milyon 771 bin 50 dolarlık ihracatı yüzde 50 gerileyen Van, 909 bin 130 dolarda kaldı.
* Yüzdelik olarak en sert düşüş ise Dersim’de yaşandı. Geçen yıl 34 bin 480 dolarlık ihracat yapan Dersim yüzde 100 düşüşle sıfır ihracat yaptı.
*Antep, yüzde 2’ye yakın bir kıpırdamayla 1 milyar 59 milyon 212 bin dolardan 1 milyar 77 milyon 487 bin 90 dolara ihracat yaptı.
* Statik seyir izleyen Diyarbakır ise, 56 milyon 222 bin 380 dolarlık ihracatı yüzde 8’lik ivmeyle 61milyon 36 bin 920 dolara çıkabildi.
Savunmadan mücevhere
Güney Kürdistan’a sektörel olarak en fazla ihracat ise, diğer sanayi ürünleri, fındık ve mamulleri, halı, hazır giyim ve konfeksiyon, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri, kuru meyve ve mamulleri, mobilya, kağıt ve orman ürünleri, mücevher, otomotiv endüstrisi, savunma ve havacılık sanayii ve su ürünleri ve hayvansal mamullerden yapılmakta. Kürdistan Bölgesi’nde faaliyet gösteren firmalar ağırlıklı, inşaat, enerji, finans, gıda, tekstil ve turizm-otelcilikle öne çıkıyor.
Hangi kapı?
İhracat verileri, Türkiye’nin Federe Kürdistan’a “kapıyı kapatıp” ekonomik yaptırıma gitmesi halinde en büyük zararı milliyetçi sermaye/sermayedarların göreceğini gösteriyor. Türkiye böyle bir yaptırıma gider mi gitmez mi tartışması sürerken, TİM’in verileri, “sermayenin milliyeti/milliyetçiliği”ni gözler önüne seriyor.
Krizin faturası kabarıyor

Güney Kürdistan bağımsızlık referandumuna iki gün kaldı. Oy pusulaları çoktan basıldı, ancak Pazartesi günü planlanan referandum yapılacak mı yapılmayacak mı, yoksa ertelenecek mi hala belli değil. Barzani, Batı’nın ’garanti’ vermesi durumunda referandumu erteleyeceğini açıkladı. Ancak son saatlere kadar pazarlığın sürmesi bekleniyor. Barzani’den gelen bu hamle aslında Irak’la masaya güçlü bir şekilde oturmak için atıldığı belirtiliyor. Ancak esas sorun Güney’in iç dinamiklerinde yaşanıyor. Siyasi ve ekonomik krizin faturası giderek kabarıyor.
Barzani giderek zayıflayan bir lider. Yolsuzluk artıyor, parlamentoyu kapatmış bir Barzani artık eskisi gibi bağımsız karar verecek durumda değil. İşte rakamlarla Güney ekonomisinin durumu…
* Güney Kürdistan’da dört kişilik bir ailenin geçimini sağlayabilmesi için 2,5 milyon dinara ihtiyacı var. Ancak şu anda kişi başına ortalama bin 100 dinar düşüyor.
* Yaklaşık 4,5 milyon nüfusu bulunan Güney Kürdistan 1,5 milyon kişi devletten maaş alıyor. Neredeyse her eve devlet kasasından en az bir maaş giriyor.
* Kürdistan Bölge Parlamentosu Doğal Kaynaklar Komisyonu Başkanı Şêrko Cewdet’e göre Güney Kürdistan’ın yaklaşık 28 milyar dolar borcu var. Bu borcun 3 milyar doları bütçe açığıdır. 7 milyar doları çalışanların ödenmeyen maaşlarıdır.
* Güney Kürdistan’da işsizlik oranı yüzde 20. Goran Hareketi’nin Merkez Komite üyesi Enver Kerim’e göre Kürdistan’ın yüzde 50’si üç öğün yemek yiyecek durumda değil.
* Şu anda bütün Kürdistan’da beş bin proje durdurulmuş durumda; okullar, hastaneler, asfalt yollar..
* Aralarında çimento, mobilya, demir ve alüminyum işleyen 3 bin 500 fabrikanın kapılarına kilit vuruldu.
* Başkent Hewler’in her yanında yarım kalmış inşaatlarla kaplı. Yaklaşık iki yıldır, bölgedeki projelerin çoğu, tek bir çivi bile çakılmadan, olduğu yerde bekliyor.
* Hewler-Süleymaniye, Halepçe-Süleymaniye, Ranya-Süleymaniye, Germiyan-Süleymaniye yolları 25 yıldır yapılmayı bekliyor.
* Çeyrek asırdır elektrik sorununun çözülemediği gibi günde yalnızca 6 saat elektrik ile idare eden yerler var.
* Aylık petrolden gelen 1 milyar dolarlık gelirin sadece yüzde 30’u bölgedeki üretime ayrılıyor.
Kürdistan Bölge Parlamentosu Doğal Kaynaklar Komisyonu Başkanı Şêrko Cewdet:
Örgütlü mafya
Güney Kürdistan’da petrol alanında örgütlenmiş bir yolsuzluk var. Mahkemelere açılan bir telefonla yolsuzluk dosyalarının üstü örtülüyor. Yolsuzluk bir kanser hücresi gibi bölgeyi yok ediyor. Parlamentonun kapatılmasının bir diğer nedeni de, yolsuzluğun deşifre olmaması, petrol ve gaz işlerini yürütme önünde engellerin ortaya çıkmamasıdır.
Kürdistan Bölgesi’ndeki petrol ve gaz dosyaları oldukça gizlidir. Bu konuda hiçbir bilgi alamıyoruz. Hükümet Parlamento da cevabını vermiyor. Hükümet Türkiye ile 50 yıllık petrol anlaşması yaptı. Ama bu anlaşmadan parlamentonun haberi yok. Bu anlaşmaların çoğu parlamento kapatıldığı dönemde yapıldı.
Mesele şudur, KDP ve YNK içinde iki partiye rağmen oluşmuş bir grup ya da ekip var. Bunlar Kürdistan Bölgesi’ne değil, küçük bir azınlığın çıkarları için çalışmaktadırlar. Basın, askeri güç ve kurumları ellerinde tutuyorlar. Bunlar hükümet, parlamento, kendi partilerinde ve mahkemeler üzerinde söz ve otorite sahibidirler. Hiç şüphesiz Kürdistan Bölgesi’nde büyük bir mafya var. Aynı şekilde bu şebeke veya bu büyük mafya Kürdistan Bölgesi ve dışında da ülkenin sermayesini soymak için çalışıyor.
Rezervinin yüzde 53’ü Güney’de
Kürdistan Bölgesi’nin en önemli ekonomik ürünü ham petroldür ve doğalgazdır. Toplam 115 milyar varillik Irak petrol rezervinin yüzde 53’ü, ayrıca 70 ile 100 trilyon kübik miktarda doğalgaz ve uranyum başta olmak üzere başka zengin maden yatakları Güney Kürdistan’da bulunmaktadır. Kürdistan Bölgesi petrol kaynaklarının yüzde 60 Hewler ve Behdinan bölgelerinde, kalan %40 ise Süleymaniye, Halepçe, ve Germiyan bölgelerinde yer almaktadır. Doğal gaz ise, %80-90 Germiyan, Çemçemal ve Halepçe bölgesinde çıkarılırken, geri kalan %20 Hewlêr ve Duhok’ta çıkarılmaktadır.
Ziraat yok olmakla yüz yüze
Kürdistan ziraatın odak noktasında olmasına karşın yok olmakla yüz yüze. Tüm ihtiyaçlar İran, Türkiye ve diğer komşu devletlerden temin edilmektedir. Verimli topraklar ve büyük su kaynakları olmasına rağmen buradaki tarım oldukça cılız kalmaktadır. Su kaynakları üzerinde 4 adet baraja sahip olan bölge, bu barajlardan yeterli elektrik üretememektedir.