
12. Munzur Doğa ve Kültür Festvali kapsamında Dêrsim’de çeşitli etkinlikler sürüyor. CHP mitingine dönüştürülmek istenen Nazimiye Festivali’ne alternatif olarak Peri Etkinliği’nin yapılacağı alana doğru yola çıkıyoruz.
Dêrsim’in sayısız dağları arasında uzun bir yolculuk yapan Peri Çayı kenarında doğa sevenler oturmuş, ağaçların gölgesinde çay, peynir ve ekmeğin tadını çıkarıyor. Bu tanışma esnasında rutinleşen doğa katliamları hakkında konuşuluyor. Ardından Peri Etkinliği sözcülerinden biri doğa sevenleri yürüyüşe davet ediyor. Elinde çayı ile yüzlerce gülümseyen yüz, korteje katılıyor. Bulunduğumuz yere yakın bir köprüye doğru yola çıkılıyor.
Dêrsim’in cesur anaları
„Peri Bizimdir Vermeyiz Sana“ şiarıyla bir anda yüzlerce insan yürüyüşe geçiyor. Kortejin önündeki pankartın arkasında Dêrsim’in cesur anaları, hem pankartı tutuyor hem de gür sesleri ile slogan atıyor. Yürüyüşe gençliğin yoğun bir katılımı sözkonusu… İlk engel, Türk devletinin tel örgüleri... Tertip Komitesi’nin verdiği bilgiye göre, tel örgüler bir kaç gün önce kurulmuş. Oy çoğunluğu ile tel örgülerin kesilmesi ve arkasındaki baraj şantiyesine geçme kararı alınıyor. Daha sonra büyük makasları görüyoruz. Halk, „Peri özgür akıyor ve akacak, bu şantiyeyi de, bu baraj projesini de onların başlarına yıkarız“ diye haykırıyor.
Açlışı ana yapıyor
O anda yürüyüşçülerden biri, „Bu barajı istiyor musunuz? Peri’mizi boğmak istiyor musunuz“ diye soruyor. Orada bulunanlar hep birlikte ‘Hayır’ diyor. Tertip Komitesi’nden biri, „Bir anamız gelsin diyor“ ve makası gelen annenin eline veriyor. Ananın gözlerinde gurur ve masum bir sevinç. Ana elindeki makasla tel örgüleri tek tek kesmeye başlıyor. Böylece doğaya vurulmuş zincir, bir ana tarafında parçalanıyordu. Ardından doğa severler, bir kaleye hücum edercesine şantiyeye doğru harekete geçiyor.
Çatışma yaşanıyor
Şantiyeye doğru ilerlerken Peri’nin güzelliğini, Munzur’un berrak sularını düşünerek, huzurlu bir gelecek hayali kuruyoruz. Fakat ellerinde uzun namlulu silahlarla kara örümcekleri andıran özel timler, kortejin karşısına dikiliyor. Yürüyüşçüler ani bir refleksle timleri taşlamaya başlıyor. Dillerinde ise „Defolun“ çığlıkları... Taş yağmuruna sadece gençler değil, anneler de katılıyor. Basın mensupları olarak isyandan bir kare yakalamaya çalışırken, gözümüze çarpan ilk şey, asi bir cesaret oluyor. Uzun namlulu silahlar çalışmaya başlıyor, ancak insanlar eylemlerinden vazgeçmiyor.
Kaçan özel timlerin ardında bıraktığı bir jeep taş yağmurundan nasibini alıyor. Zafer işaretleri ile başarıyı onaylayan topluluk, şantiyeye yürüyüşünü sürdürüyor.
İkinci tel örgü de kesiliyor ve halk basın toplantısı için şantiyenin önünde toplanıyor. Tepelere konumlanmış olan özel timler ateş ediyor. Kurşunlara rağmen yüzlerce insan ellerinde taşları özel timlere doğru atıyor. Öfke ve cesaret alanda bulunan herkese yansımış, kimse bulunduğu alanı terketmek istemiyor.
Kısa bir süre sonra doğa severler, alanın ortasında kurulmuş şantiyeye girerek, timlerin kaldıkları blok evlere hücum etti. Bu hücum sırasında kapılar ve camlar paramparça oldu. Sıkılan kurşunlara „sen misin bana ateş açan“ öfkesiyle şantiye ve barakalar ateşe verildi. Ateşe verilen birinci blok patlıyor. Sadece kara dumanlar çıkaran ikinci blok üzerine harıl harıl tartışma yürütülüyor: „Yahu kim bunu ateşe verdi? Niçin patlamıyor bu zıkkım?“ Tam o esnada ikinci blok da patlıyor. Özel timlerden bazıları ellerinde bulunan uzun namlulu silahları fırlatıyor ama birisi eylemcilere ateşe ediyor. Bu halkın öfkesini daha da arttıyor. Barikatlar ve araçlar paramparça ediliyor.
Olaylar yaklaşık 30 dakika sürüyor. Yaralanan eylemciler alandan uzaklaştırılıyor. Öfke hala devam ediyor. Tertip Komitesi ise olayların daha farklı bir boyuta ulaşmaması için eylemcileri sakinleştiriyor.
Eylemini tamamlayan insanlar, yine bir kortej şeklinde ancak bu kez öfke sloganları ile değil başarı sloganları ile Peri Çayı’nın kenarına varıyor.
NİHAL BAYRAM/RIZA AYDOÐDU/DÊRSİM