Ahmet Altan şimdilerde Perinçek’in devamıdır.
Taraf Gazetesi, “Aydınlık” veya “2000’e Doğru”nun yolunda. 
2000’e Doğru 10 Nisan 1988’de yazıyor: “Mahir Kaynak: Bir daha MIT’çi olmam”; bununla Doğu Perinçek MİT’çi Mahir Kaynak’ı Profesörlüğe yükselten bir adım attı.
8 Mayıs 1988’de 2000’e doğru: “Evren Rejimi ABD’ye neler sattı” manşetiyle, devletin günahlarını pazara süren solcu bir poz verdi.
Yine 88’in Mayıs’ı sonundaki yayınında: “Doğu’da Jirkilerle anlaşma: Devletin Umudu Kanun kaçakları” manşetiyle, Perinçek, devletin “Doğu’daki” gerici güçlerle ilişkisini “gün ışığına çıkarmıştı”.
19 Haziran 1988 tarihli 2000’e Doğru ise: “Ekonomi, Din, Kürt Sorunu, Darbe, SUBAYLAR DÖNÜŞÜYOR” manşetiyle, Türk Ordusu’nun modern çağa denk düşen bir rota izlediği imajını vererek, Türk halkının duyarlılığını tarihin çöplüğüne, Kürt halkının rotasını değiştirmek için, ulusal görevini yerine getirmiş oldu.
Daha öncesinde, 1987 yılının başında 2000’e Doğru: “Resmi İstikamet: Türk İslam Sentezi” demişti. Ahmet Altan’a yol açan ilginç bir girişim mi?
Şubat 1987’de ise: “Doğu’da vatandaş fişleniyor” diyen Perinçek’in yayın organının Taraf Gazetesi’ndan daha “ilerici” olduğunu teslim etmek gerekiyor(!).
2000’e Doğru: “Kerkük’e girmek maceradır” derken Türk ordusuna danışmanlık yapan bir “poz” takınmasına rağmen, Türk devleti Perinçek’e vafa borcunu ödememiş bulunuyor.
2000’e Doğru şubat 1987’de “Tunceli Göç’e zorlanıyor” demişti. Görev’in devamı Taraf Gazetesi’ne verildi. AKP’nin ilericileri, sosyalistleri, komünistleri “silahsızlandırma stratejisi”ni pazarlayan Taraf Gazetesi, 2000’e Doğru’nun şimdilerdeki postmodern versiyonudur.
Perinçek, Kemalist kahramanlığı ve az işçi biraz Genelkurmay, daha çok Kuvay-î Milliye yüklü hareketinin cezasını çekmek üzere, devletin başka güçleri tarafından “divani harbe” verildi.
Ahmet Altan, kendisinin ve Taraf Gazetesi’in geleceğini AKP’nin kaderi dışında tutmayarak, başka bir dönemde, başka kulvarlarda, Erdoğan’ın kaderinin paralelinde kurban olmaması için neler yapması gerektiğini bilmez durumdadır.
2000’e Doğru, Taraf Gazetesi’nden daha da radikaldi(!): “Ya dağa çıkın, ya da köy boşaltın” manşeti 1987 Newroz’una denk düşüyordu. “Doğu’da İktidar’ın Çıkmazı” ise ondan önceki sayısının manşetiydi.
Taraf Gazetesi’nin son bir sayısından aktarıyorum: “Hükümet’in Vicdanı karıştı”; “Anayasa ve Vicdan (A. Altan)”; “Irak’tan Türk Uçaklarına Yasak”; “PKK’dan Suriyeli Kürtler’e çağrı”….
Ahmat Altan son yazılarından birinde, Kürtler’in yarasına “dokundu”: Dersim Katliamı’nın devlet, CHP ve Atatürk’ten başka “sorumlusu” olabilir mi?
Bir “Türk yazarı” Kürtler’in bir yüzyıldır yaşadıkları travmanın ismini Kürtler’den aktardığı için mi ilerici oluyor?
Kürdistan mücadelesinin yükseldiği bir zaman kesitinde, Bülent Arınç’ın Dersim ile ilgili araştırmaların başlayabileceğini buyurduğu bir ülkede, Kürtler’in mücadelesini çiğnemek için harekete geçecek o kadar “Boldozer” olacak ki?
Ahmet Altan AKP’nin gölgesindeki en “güvenilir solcu”, Taraf Gazetesi, AKP’nin “solcu” kimliğiyle en gözde medyası olduğu için, Kürt halkının nefes borularını tıkamak için, başkaca nasıl rafine bir “uydu” bulunabilinirdi ki?
Biraz 2000’e Doğru ve biraz da Taraf Gazetesi’ni okuyun; çok da hileli bir bulmacayla karşılaşacağınızı sanmıyorum.