Peri’yi kurşunla zehirleyecekler
Toplum/Yaşam Haberleri —

Arek köyü
- Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Arek köyünde maden arama projesine karşı köylüler 11 yıldır mücadele ediyor. Projeye onay verildiğini tesadüfen öğrenen, resmi tebligat dahi yapılmayan köylüler, çevreye büyük zarar verecek olan maden arama çalışmasına karşı mücadelede kararlı.
REWŞAN DENİZ
Bingöl Metal Madencilik tarafından Kiğı ilçesine bağlı Eskikavak (Arek) köyü civarında yapılması planlanan ve bölge halkının direnişiyle iptal edilen maden arama-işleme projesi yeniden onaylandı. Proje, Dersim’den başlayıp Karakoçan, Kiğı, Adaklı, Yayladere, Yedisu’ya kadar geniş bir coğrafyayı tehdit ediyor.
AKP-MHP iktidarının kamu sağlığını doğrudan tehdit eden ve Kürdistan’da çevresel sorunlara yol açan gasp ekonomisine bir örnek de Bingöl-Dersim arası bölgede boy gösterdi. Peri vadisi ile birlikte Pokus vadisi ve Sülbüs-Tari bölgelerinde de ekolojik yıkıma sebep olacak olan Arek’teki kurşun çıkartma ve işletme girişimi insan ve doğal yaşma darbe vuracak.
Proje hayata geçirilirse kurşun ve çinko maden çıkartma işlemlerinde orman kıyımına dolayısı ile sayıları gittikçe azalan yaban hayvanı popülasyonuna büyük zarar verecek. Yine cevher zenginleştirme ve arılaştırma işlemlerinde de sığ yer altı sularında ağır metal birikimine sebep olacağından insan yaşamına doğrudan tehdit içeriyor.
Peri Vadisi yok olabilir
Aynı bölgede daha önce de Limak, Cengiz ve Özaltın firmaları tarafından kurulmuş 9 Hidroelektrik Santrali (HES) bulunuyor. Kurulan HES’lerden dolayı suyu azalmış olan Karakoçan’daki Peri Vadisi ve Peri Çayı’nın da maden arama projesiyle tamamen yok olmasından endişe ediliyor.
11 yıllık inat
Bingöl Metal Madencilik ilk olarak 2011 yılında ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi-ÇED gerekli değil’ raporu çıkartmış, Bingöl Valiliğine onaylatarak faliyete başlayacağını duyurmuştu. Şirket, 2014 yılında kapasite artışı için başvuru yaparak 2. defa 'ÇED gerekli değil’ kararı çıkarmış ve çalışma alanını genişletmişti. Böylece tesis alanı 21.9 hektardan 24.75 hektara ulaşmıştı.
Mahkeme projeyi durdurdu
Kiğı, Karakoçan, Adaklı, Yayladere, Yedisu ilçeleri Sosyal Yardımlaşma Kalkındırma ve Kültürleşme Derneği’nin (KAYY-DER) girişimi ile bilirkişi raporu çıkartılarak her iki 'ÇED gerekli değildir' kararının iptali için Bingöl Valiliği aleyhine Erzurum 1. İdare Mahkemesi’nde dava açıldı. Mahkemenin 2019’da verdiği kararda, şirketin çıkardığı iki 'ÇED gerekli değildir' raporu da iptal edilerek proje durduruldu.
Mahkeme kararına rağmen
Konuyu Meclis gündemine de taşıyan HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, şirket lehine yeni bir ÇED raporunun çıktığını ancak köylülere henüz resmi bir tebligat yapılmadığını, kararın tesadüfen öğrenildiğini söyledi. Aydemir şöyle konuştu: “ÇED raporu iptali için yapılan başvuru, yöre halkının lehine sonuçlandı. Yani maden varama-işleme faliyetlerinin durdurulmasına ilişkin elimizde mahkeme kararı var. Ayrıca söz konusu madenin işletmeye açılmaması için de İdare Mahkemesi’ne dava açıldı.
Çevreye ciddi zarar verecek
Mahkemeye, madenin faliyete girmesi halinde çevreye ciddi şekilde zarar vereceği, işlenecek çinko ve kurşun madenlerinin doğaya, bölgenin nebati yapısına ve o bölgede yer alan dere ve su kaynaklarına ciddi zararlarının olacağıyla ilgili bir rapor sunuldu. Geçtiğimiz günlerde kaymakamlıkta ÇED raporunun şirket lehine çıktığına dair bir bilgilendirme yazısı asılmış. Ancak resmi bir tebligat yapılmadı.”
Resmi tebligat dahi yapılmadı
Bingöl Kiğı Eskikavak (Arek) Köyü Çevre Koruma Ve Güzelleştirme Derneği Başkanı İbrahim Kudiş ise "Bize hiçbir resmi bilgilendirme yapılmadı. Karar dedikleri Bingöl Adaklı Kaymakamlığında askıya çıkarılmış bir kağıt parçası. Kaymakamlıkta işi olan köylüler tesadüfen fark etmişler. Normalde o tebligatın resmi ise eğer, köylerimizin muhtarlıklarına asılması gerekiyordu. Biz tesadüfen farkettiğimiz yazıdan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sitesine bakarak, resmi duyuruya ulaştık” dedi.
Ranttan vazgeçemiyor
Bingöl’ün Kiğı ilçesinde Eskikavak, İlbey, Çevizli, Aysaklı köylerini kapsayan maden çıkarma çalışmasına karşı 2018 tarihinde Erzurum Bölge Mahkemesi’nde dava açıldığını hatırlatan Kudiş, verdikleri hukuki mücadeleyi şöyle özetledi: “Dava sürecinde mahkemenin tayin ettiği bilirkişi raporunda, bölgenin özelliklerini dikkate alarak böyle bir çalışmanın bölgede yaşamı yok edeceği açıkça ifade edilmişti. Bunun üzerine Bölge Mahkemesi ve daha sonra Danıştay 6. Dairesi çalışmanın durdurulmasına karar vermişti. Ancak Bingöl Metal Madencilik A.Ş buradaki ranttan vazgeçmeyerek, ÇED raporunu kendi lehine almak üzere girişimde bulundu. Gelinen noktada Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili birimi rantı tercih ederek bu madenle ilgili 'ÇED olumlu' raporu verdi.”
Yaşam alanlarımızdan vazgeçmeyiz
Bu durumu kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirten Kudiş, “Her türlü hukuki ve meşru mücadelemizi hep birlikte vereceğiz. 2872 sayılı Çevre Kanunu her vatandaşa bu hakkı vermiştir” diyerek şöyle devam etti: "Eskikavak ve İlbey köyü halkıyla ortak yaptığımız toplantıda da belirttiğimiz gibi, bu durumu kabul etmiyoruz. Yaşam alanlarımızdan asla vazgeçmiyoruz. Her türlü mücadeleyi vereceğiz.
Ranta kurban etmeyelim
Bu bölgede anılarımız, mezarlarımız, hayallerimiz var, dahası bizimle birlikte yaşayan türlü canlılar var. Bütün bunların ranta kurban edilmesini istemiyoruz. Onun için bir araya geldik. Bölgemizi 26 ton dinamitle yok edecek bir uygulamayı kabul etmiyoruz. Bölgenin bir yanı kuzey fay hattı, diğer tarafı Özaltın baraj projesi kapsamında kalıyor. Hangi mantık, hangi hukuk, hangi adalet bu duruma müsaade ediyor, anlamak mümkün değil. Şimdiden Bingöl Metal Madencilik A.Ş yetkililerine sesleniyoruz bu bir vahşettir, bundan vazgeçin biz haklıyız, kazanacağız.”
* * *
Kurşun ile temas bile zararlı
Biyokimyasal reaksiyonlarda yer almayan bir ağır metal ve nörotoksin olan kurşun, sürdürülebilir yaşam ve çevre bilincinden yoksun sanayileşme anlayışının bir sonucu olarak bugün yaşamı kuşatmıştır. Bu nedenle de problem küreseldir. Kurşun zehirlenmesi, önlenebilir bir olgu olmasına karşın yaygın bir halk sağlığı ve çevre sorunu olarak karşımızdadır. Kurşun kontaminasyon ve zehirlenmesi, gelişim ve davranış bozukluklarından nörolojik patolojilere kadar bir dizi sağlık sorununda temel etmendir.
Çevreyi ve yaşamı tehdit eden kurşunlu ürünlerin ortadan kaldırılması, en önemli risk grubunu oluşturan çocukların korunması için, hiç olmazsa kontrol altına alınması noktasında öncelikli sorundur. Özellikle, kurşunlu benzin kullanımının tamamen engellenmesi başta olmak üzere, kurşun kontaminasyonuna yol açan faktörlerin yaşam alanlarından izole edilmesi hedeflenmelidir.







