Heval Pilot’un maceraları
Toplum/Yaşam Haberleri —

Kediler
- Top ve SİHA sesleri arasında farelerle mücadele eden gerillalar, çözümü gökyüzünde buldu: Bir buçuk kiloluk kedi, 10 kilometre dronla uçuruldu. Tarihin ilk ‘pilot kedisi’ böyle doğdu.
ÇÎYA ZERO
Savaşın dili ağırdır… Kürdistan’da kahramanlık çoğu zaman barut kokusu, şarapnel parçaları ve düşmanın vahşeti arasında suskunlukla örülür. Ama bazen en sert cephelerin ortasında bile, insanın aklına sığmayan, yürekleri ısıtan hikayeler filizlenir. İşte Pilot Kedi’nin hikayesi de öyle bir hikaye.
Birkaç yıl önce Medya Savunma Alanları’na büyük bir saldırı düzenlendi. “Pençe-Kilit” adını taşıyan bu operasyonda, Kürt özgürlük savaşçılarına karşı barbar yöntemler kullanıldı: kimyasal gaz, misket bombaları, kazan bombaları, sığınak delici füzeler… Ancak bütün bu silahlar gerillayı dağların bağrından sökemedi. Savaş tünellerine girmeye cesaret edemeyen askerler, gerillanın erzak ve suyun tükenmesini, açlık ve susuzlukla yok olmasını bekledi.
Tam da bu ağır atmosferde, Ş. Z.’nin bulunduğu mevzide günlerdir süren bir “fare” sorunu vardı. Bu, basit bir rahatsızlık değil, doğrudan hayatta kalma meselesiydi. Erzak torbaları kemiriliyor, ekmekler parçalanıyor, geceleri uykuya karışan hışırtılar gerillanın sinirlerini tüketiyordu. Top ve SİHA sesleri arasında açlıkla mücadele etmek, belki de en görünmez cepheydi.
“Ne yapabiliriz?” diye çözüm üstüne çözüm arandı. Tuzaklar kuruldu ama işe yaramadı. En sonunda bir gerilla, “Bir kedi lazım” dedi.
Kısa bir sessizlik oldu. Ardından herkesin aklına aynı soru geldi: Bu kuşatmanın ortasında kediyi nasıl bulacak, nasıl getireceklerdi? Etraf askerle çevriliydi. Mermi ve bombaların konuştuğu, gökyüzünün bile güvende olmadığı bir alanda kediyi taşımak imkansız gibi görünüyordu. Ama fikir bir kez ortaya atılmıştı ve savaşın ortasında bu fikir inatla büyüdü.
Sonunda başka bir kamptan kedi istendi. Asıl sorun ise şimdi başlıyordu: Kedi nasıl gönderilecekti?
Cevap, savaşın yeni diliydi: “Dronla.”
Karşı tarafta önce şaşkınlık yaşandı: “Kedi mi? Dronla mı?” Ama hesap basitti. Kampın sevimli kedisi yaklaşık bir buçuk kiloydu ve dron bunu rahatlıkla taşıyabilirdi.
Tarih 8 Ekim 2025’ti. Basit ama sağlam bir kutu hazırlandı. Kedi içine yerleştirildi, kaçmasın diye ayağı hafifçe bağlandı. Ne gerillalar ne de kedi, o an bu yolculuğun ne kadar tuhaf ve tarihe geçecek kadar sıra dışı olduğunu tam olarak kavrayabiliyordu.
Kediye o anda bir isim verildi: “Pilot” ya da yoldaşların dilinde “Heval Pilot”.
Dron, Bergarê’den havalandı. Gökyüzünde vızıldayan makine, içinde bir canlıyla, savaşın en yoğun olduğu bölgeye doğru ilerliyordu. Aşağıda çatışmalar, yukarıda ise bir kedi…
Yaklaşık 10 kilometre uçuşun ardından dron, Tepê Bahar’daki savaş tünelinin girişine yumuşakça kondu. Gerillalar koşarak geldi, kutuyu açtı. Kedi Pilot dışarı çıkarıldı. Gözleri donuk, bedeni titrekti. Bu nasıl bir yolculuktu? Belki de tarihte ilk kez bir kedi böyle bir uçuş yapmıştı.
Kedi o gün gün boyu titredi. Bir gün sonra kendine geldi ve ilk fareyi yakaladı.
Bazen savaşın en karmaşık sorunlarının çözümü en basit olandır. Ama o basit çözüm, böyle bir yoldan geçerek geliyorsa artık sıradan olmaktan çıkar; bir mesele, bir sembol haline dönüşür.
Bu, yalnızca bir kedinin hikayesi değildir aynı zamanda yaratıcılığın, inadın ve hayatın hikayesidir. Generallerin “Oraya kimse giremez” dediği yere bir kedi ulaşmıştı. Bu bile başlı başına bir cevap, bir mesajdı. “Pençe” bir kez daha tavuk ayağına dönüşmüştü.
Kedi Pilot, savaş mevzisinde görevini layıkıyla yerine getirdi. Gerillanın rızkına göz koyan farelerin canına okudu. 16 Kasım 2025’te, Tepê Bahar’dan yürüyerek çekilen grupla birlikte, bir gerillanın göğsünde geri döndü.
Belki bir gün Kedi Pilot da yaşadıklarını anlatır. O zaman kim bilir, bu hikayeyi insanlardan çok daha farklı ve masum bir dille dile getirir…















