
Adli Tıp raporu var
Turan hakkında Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, maruz kaldığı saldırı için "çocuğun yaşamını tehlikeye sokan bir durum" tespiti yapılmış, "çocuğun yaralarının basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını orta derecede etkilediği" eklenmişti.
'Bu kararı bekliyordum'
Rapora rağmen polis "taksirli yaralama" suçundan ceza aldı. Devlet tarafından cezalandırıldıklarını belirten Turan, dava Isparta'ya alındığı için takip edemediklerini belirtti. Turan, oğlunun maruz kaldığı saldırı ardından hastanede tedavisinin de engellendiğini anlatarak, böylesi bir kararı beklediklerini söyledi. Turan, "Alınan karar kabul edilemez ancak devlet bizleri hastaneden çıkarınca ve davayı Isparta'ya alınca bu kararı verecekleri tahmin ediyordum. Bu karar benim için tatmin edici değildir. Kesinlikle peşini bırakmayacağım" dedi.
'Tedavi dahi edilmedi'
Hastanedeki ilk ifadelerinin ardından devletin kendilerine bakışlarının değiştiğini ve oğlunun tedavisinin engellendiğini nlatan baba, "Oğlum darp edilirken kafatası çatlamıştı. 12 gün Van'da yoğun bakımda kaldı. Hastanede ilk ifadelerimde davacı olup olmadığım sorulduğunda davacı olacağımı söyleyince, bizleri yoğun bakımdan çıkarıp direk taburcu ettiler. O günden sonra da tedavisini kestiler. Daha sonra kendi imkanlarımla Van, Diyarbakır ve İstanbul'a tedaviye götürdüm. Yaptığımız bütün tedavilere rağmen çocuğum iyileşemedi. Güneşte ya da sıcak bir ortama girince bayılıyor. Dilinde peltelenmeler başladı. Artık rahat konuşamıyor" şeklinde konuştu.
'Avukatım tehdit edildi'
Bir yıl Hakkari'de görülen davanın hiçbir şey yokken Isparta'ya alındığını, bunun da kendilerini cezalandırma amaçlı olduğunu belirten Turan, "Mahkeme güvenlik gerekçesi ile Isparta'ya alındı. Oraya alındıktan sonra avukatım bir defa davaya gitti. Orada bazı polisler tarafından 'sen hangi güvenceyle bu davaya geldin' diyerek tehdit ettiler. Onun yol parası için bin lira borç ettim daha şimdi de o borcu ödemiş değilim" diye anlattı.
Herkesin bu davada kendisini yalnız bıraktığını belirten Turan, şunları söyledi: "Olay ilk olduğunda Sezgin Tanrıkulu beni arayıp vekaleti istedi. Bir gün bile davaya girmeden CHP'ye geçti. Ardından bir tek avukat, bir defaya mahsus davaya girdi ve daha da gidemedik. Ondan sonra bu karar çıktı. Bu kararı kabul etmiyoruz."
'Zorla askere alındı'
Yaşanan olaydan sonra oğlunun kısmi engelli kaldığını belirten baba Turan, şöyle devam etti: "Oğlumun sakat kalması yetmezmiş gibi, üç ay önce zorla askere götürdüler. Ben bu dava ile mağdur edildim. Bir taraftan oğlumun sağlığı bozulurken, bir taraftan da o hasta haliyle askere aldılar…"
Ne olmuştu?
Hakkari'de, 23 Nisan 2009'da DTP'nin kapatılmasını protesto eylemine polis saldırmış, özel harekat polisi Bahadır Turan'ın 16 yaşındaki Seyfullah Turan'ı dipçikle dövmesi kameralara yansımıştı. Turan ailesi, polis Bahadır Turan hakkında "adam öldürmeye teşebbüs"ten yargılanması için suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak savcılık, özel harekat polisi hakkında, "zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama" suçlamasıyla dava açtı. Dava, güvenlik gerekçesiyle Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Özel harekatçı Bahadır Turan mahkemede yaptığı savunmada "Psikolojik gerginliği" olduğunu ileri sürerek savunmasız olduğu gözlenen çocuk için "elinde taş olduğunu gördüğüm çocuğa dipçikle kendimi korumak amacıyla hamle yaptım" demişti.
Mahkeme, polisin meşru müdafaa, psikolojisinin bozuk olduğu, zor kullanma yetkisini kullandığı gibi savunmaları dikkate alarak, özel harekat polisine genellikle trafik kazaları ve benzeri istemeden yaralamaya sebep olma hallerinde uygulanan "taksirle yaralama" suçundan ceza verdi. Mahkeme, sanık polisin mahkemeye karşı saygılı tutumunu da gerekçe göstererek, cezayı 6 ay 7 gün olarak belirledi ve hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verdi. Karar önceki gün Yargıtay kararı ile kesinleşti. Özel harekat polisine verilen ceza, 5 yıl boyunca suç işlememesi halinde tümüyle ortadan kalkacak.
HAMZA GÜNDÜZ/DİHA/HAKKARİ