Vakur bir bakış, kararlı bir yüz, düşmanına korktuğunu hissettirmeyen bir duruşla aynı anda hem uygar dünyaya "Bu barbarları yenebiliriz, umutsuzluğa kapılmayın" cesaretini hem de Kürdistanlılara "Bu parçalanmışlığınız, bu ulusal birlikten yoksun halleriniz yüzünden bu barbarların kılıcı altındayım" sitemini iletiyor. O kareye bakan herkes Pêşmerge Hucam'ın son bakışı olmayacağına emin. O bakış, Kobanê'de inadına zafere yürüyenlerin önünü aydınlatan bir işaret fişeği, Kerkük'te Gwêr'de barbarlığın yeryüzünde kalıcı silinmesi için savaşanların kararlılığını arttıran bir ruh... İlk bakışta çoğumuzun içini parçalayan o duruş bir süre sonra olgun bir öfkenin kılıcı oluyor. Az sonra şehit edilişine araç olan silahtan daha keskin bir kılıç. Yitirdiğimiz bu Pêşmerge'nin anısı, çok eski bir dostun, sizinle her sabah bir sokakta karşılaşan ve belleğinize kalp parasıyla girmiş bir dostun selamı gibi iz bırakıyor. Bu öldürülmeyi insanca yaşama gayretinde olan hiçbir Kürt sindiremedi, hakketmedi, affetmeyecek. Bu ölümcül sahneye bir fotoğraf karesinden de olsa tanık olmayı da...
Kürt savaşcılar; Arap, Fars, Türkmen, Türk komşularının mallarını özgür Kürdistan adına savaştıklarında gasp etmediler. Aynı komşularının bahçelerinden izinsiz bir domates almayı bile "hiçlik" saydılar. Onların düşmanca, nefret dolu tüm buyurganlıklarına "eşit ama kardeşçe" yaşamayı teklif ederek cevap verdiler. Son yüzyılda özgür Kürdistan adına komşu topluluklarının dillerini yok sayıp yasaklamadılar. Ne Kerkük'te ne Qamişlo'da ne Urmiye'de ne de Dersim'de öteki uluslardan toplulukların mallarına, mülklerine el koyup bunun üzerinden devlet inşa etmediler. Savaştıkları düşmanlarının kulaklarını, kafalarını, cinsel organlarını kesip bununla böbürlenmediler. Savaşçı güçleri arasından çıkan çetevari, talancı, işkenceci unsurlarını yargılamayı, cezalandırmayı görev bildiler. Kimi kusurlarını ısrarla devam ettirmediler.
Tek dilekleri özgür Kürdistan'da özgür birer işçi, öğrenci, terzi, köylü, öğretmen, bürokrat, kuaför, işveren olarak yaşamaktı. Bu özgürlüklere ulaşmak için topraklarını işgal eden barbar Arap, Türk ve Farslılara çok dil döktüler, siyaset yaptılar; ama barbar düşmanlarının her türlü hilesine, aşağılıkça katliamlarına, işkencelerine, talanlarına maruz kaldılar. Modern dünya son yüzyılda barbarların bu istilacı tüm niteliklerine göz yumdu, sessiz kaldı, alkışladı, onursuzluklarına rağmen onları uluslararası kuruluşlara aldı. Ama Kürtler kendilerine de hak olan özgürlükleri yaşadıkları topraklarda iradelerince kullanmak için tüm bu kaosa rağmen pes etmediler.
Pêşmerge Hucam'ın fotoğraf karesinden arta kalan yüzünün yarısı bir aslan korkusuzluğu diğer yarısı üstüne sabahın ilk ışıkları vurmuş bir cocuğunki kadar masum, sitemkar görünüşü, ulus olarak yaşadığımız her anın neredeyse bir özeti... Belki bundan fazlası:
Belki bu kadar çok ve bu kadar barbar düşman gerçekliğine rağmen hala Ulusal Kongre çatısı altında birleşmeyi başaramamış Kürt politik gercekliğimize veryansın... Dünyanın en korkunç düşman sürüsüyle barışmak için ciltler dolusu haklı olarak fikir ve politika üreten ama iç düşmanlıklarımızı bitirmek için üç beş sayfa deklarasyon yayınlamayan liderlerimize yeni bir çağrı...
Türklerin, Arapların, Farsların topraklarımızı komik bölgeler, iller, ilçelere göre dizayn eden devlet idari modellerine karşı yılda bir kere de olsa açıklama yayınlamayan özgür parçamızın yönetiminin, kardeşlerinin kanton yaklaşımlarını ayda bir mizahi dille bildiri yayınlayarak dayatmacı mantığına bir "Yeter!" buyruğu...
Belki de komşu sömürgeci ulusların minik, çok parçalı solcuları ve aydınlarının kendi mücadele geleneklerine her türlü saygısızlığına rağmen onlarla itiffak aramaktan geri durmayan Kuzeyli yasal siyasetimize "içimize de yüzünüzü dönmelisiniz" ricası...
Birbirini inkar yarışına giren güzide basın gruplarımıza "Buna bir son verin" önerisi...
En önemlisi gelin bir olalım, münkire anladığı dilden cevap olalım ozanlığı Pêşmerge Hucam'ın son bakışı! Her şeye rağmen özlemini duyduğumuz Kürdistan'da çok partili serbestiyetin dilimizce gür seslendirildiği devrim sonrasının bilgiçliği Pêşmerge Hucam'ın son bakışı...
Mekanın bir tek barbarın bile yolunun düşmeyeceği özgür Kürdistan'ın dağı, ovası, bahçesi olsun Hucam...