Geçtiğimiz hafta Irak başbakanı Haydar Abadi’nin gerekli ödemelerin yapılacağı yönündeki açıklaması basında yer aldı. Ancak Abadi bu haberler üzerine "böyle bir sözü vermediğini ve ödemelerin de yapılmayacağını" açıkladı.
13 Ekim’de Kürdistan Bölgesi Başbakanı Neçirvan Barzani ve yardımcısı Kubad Talabani, Irak Petrol Bakanı Adil Abdulmehdi’yi Hewler’de kabul etti.
Bu görüşmede petrol satışı üzerine hükümetler arasında yaşanan sorunlar masaya yatırıldı. İki hükümet arasında yeni dönemde sorunların çözülmesi açısından bu görüşme ilk adım oldu.
Bu açıdan bakıldığında Hewler anlaşması sorunların çözümüne önemli bir zemin teşkil edebilir. Ancak Haydar Abadi’nin görüşme öncesinde "ödemeler yapılmayacak" açıklaması ise bir soru işareti.
Haydar Abadi, Hewler anlaşmasından sonra da güney Kürdistan petrollerinin Bağdat üzerinden dışarıya satılması gerektiğini açıkladı. Irak petrol bakanlığı da Hewler anlaşmasının geçici olduğu ve kalıcı bir anlaşmanın sağlanmaması durumunda her iki tarafın da zararlı çıkacağı açıklamasını yaptı.
Güney hükümeti ise önceki rest çeken politikasına oranla daha yumuşak bir tavır içinde. Krizin çözümüne dönük daha dikkatli mesajlar vermeyi tercih ediyor.
Petrol sorununun (krizinin) çözülmesi bölge devletlerinin siyasi ilişkileriyle doğrudan bağlantılı. Irak ve İran, Kürtlerin doğrudan petrol satışını bağımsızlığa giden bir aşama olarak görüyor. Bu açıdan da buna karşı duruyorlar. ABD, Güney hükümetinin Irak merkezi hükümetiyle bu işleri ortaklaşa yapmasından yana. ABD’nin buna aykırı bir dayatmada bulunması ise birçok açıdan çıkarına ters. En basitinden ABD’nin böyle bir pozisyon alması demek Irak hükümetini İran’ın yanına itmesi demek. Dolayısıyla ABD bunu göze alamamaktadır.
Türk devleti de bölgede oldukça yalnızlaştı. ABD ve İran’ın bu tavrına karşın güney hükümetiyle eskiden olduğu gibi bu tür ticari ilişkileri derinleştirecek gibi görünmüyor.
İşin aslı, sorun ekonomik olduğu kadar siyasaldır. Irak merkezi hükümetiyle Kürdistan bölgesel hükümetinin petrol satışı üzerinden kurduğu siyasal ilişkiler birçok noktada tıkaç görevi görüyor. Sorunun asıl çıkmazı da bu. Dolayısıyla kısa sürede iki hükümet arasında bu sorunun çözümü de pek olası görünmüyor.
Son not; Son günlerde Kerkük ve Diyana alanlarında petrolün gayri resmi yollarla satıldığı önemli tartışma konusu. Kerkük YNK, Diyana KDP denetiminde. Sokakta herkes petrol üzerinden büyük yolsuzluk ve vurgunların yapıldığını konuşuyor. Bu sorunlar öyle kirli bir hal almış ki, kolay kolay çözülemeyeceği de genel bir kanı olmuş durumda.
YNK ve KDP üst ve orta kademe yönetiminden birçok kişinin ismi bu yolsuzluk ve gayri resmi petrol satışlarında geçiyor. Yine daha önce petrolün DAİŞ’e satıldığı yönünde spekülasyonlar (iddialar) ortaya çıkmış ve bunun araştırılması için bir komisyon kurulmuştu. Bu komisyonun araştırmalarına ilişkin de halen kamuoyu ile paylaşılan her hangi bir sonuç yok ortada.
Krizin komplike durumu düşünüldüğünden kısa sürede çözüleceğini beklemek olası değil. Çünkü krizin aslı bölgedeki karmaşık siyasi ilişkilerden kaynaklanıyor. Çözümü de ancak bu ilişkilerin yerine oturmasıyla mümkün gibi görünüyor