Özellikle temel gıda maddeleri arasında yer alan un, yağ, salça, pirinç, mercimek, kuru fasulye, nohut gibi ürünler aşırı derecede zamlandı. Toptancılar, piyasadaki büyük oyuncuların aralarında anlaştığını söyledi.
Hürriyet’ten Burak Coşan’ın haberine göre, bu ürünlerin fiyatlarının yükselmesinde artan maliyetler, döviz kurundaki yükseliş, ekim alanlarının daralması, ürünlerdeki verim kaybı gibi nedenlerin başı çektiği ifade ediliyor. Ancak asıl nedenin söz konusu ürünleri elinde bulunduran sektördeki büyük oyunculardan kaynaklandığı iddia edildi. Bayrampaşa Mega Center Kuru Gıda Hali’ndeki toptancılar, bu firmaların artan maliyetler ve kurlardaki yükselişi öne sürerek, neredeyse tüm ürünlere zam yaptığını ileri sürdü. ‘Stokçuluk mu yapılıyor’ diye sorulan toptancılar, “Burada malı depoya koyup satmamayı kastediyorsanız böyle bir durum yok. Ancak depolarında tonlarca ürün olan büyük oyuncular aralarında anlaşarak fiyatları yukarı çekiyorlar. İsteyen herkes ürün alabiliyor ama yüksek fiyat verirse. Buna stokçuluk denmez, bu fırsatçılıktır” şeklinde cevap verdi.
Yanlış tarım politikası
Her ne kadar yüksek zammın sebebi ‘fırsatçılık’ olarak gösterilse de maliyet artışı ve verim kayıplarının da fiyatların artmasında etkisi bulunuyor. Türkiye’nin salçalık domates ihtiyacının yüzde 40’ını karşılayan Karacabey’in Ziraat Odaları Birliği Başkanı Erhan Erdem de salçalık domateste çiftçi cephesinde yaşananları anlattı. Son 3 yıldır salçalık domatesin kilogram fiyatının 25 kuruş olduğunu belirten Erdem, “Ancak bu yıl fiyatlarda bir yükseliş yaşandı. Fiyatların yükselmesinde ilaç, gübre ve mazot fiyatlarının yükselmesinin etkisi var. Asıl etki ise salçalık domatesin ekim alanlarının azalmasında. Salça fabrikaları çiftçiden taahhütle aldığı salçalık domatesin kilogramına 45 kuruş verdi. Taahhüt dışında fazla üretilen salçalık domatesin fiyatı ise piyasada 65 kuruşa kadar yükseldi” diye konuştu. Bir kilogram salçanın 6.7 kilogram domatesten imal ediliğini söyleyen Erdem, “Salça üreticilerinin bir kilogram salça üretmek için sadece domatese harcadığı para 3.5-4 TL civarında. Bundan sonrası için oluşan fiyatlar konusunda tüketicinin değerlendirme yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Un fiyatlarının yükselişi
Trakya’den Kaya Kardeşler Un firmasının yöneticilerinden Yılmaz Kaya da un fiyatlarındaki yükselişle ilgili değerlendirmelerde bulundu. 15 gün önce 50 kilogramlık unun fiyatının 75 TL’den 95 TL’ye çıktığını dile getiren Kaya, “Fiyatların artmasının en büyük nedenlerinden biri buğdayın az olması. Geçen yıl 10 bin ton buğday almıştık, bu sene sadece 3 bin ton buğday alabildik. Kaliteli buğdaya ulaşamadık” dedi. Bir başka un üreticisi de ekmeklik buğdayın yurt dışından gelmesi sebebiyle kurlardaki yükselişten etkilenildiğinin altını çizdi.
Ayçiçeği de yetmiyor
Yağ fiyatlarında yaşanan yükselişle ilgili olarak Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil değerlendirmelerde bulundu. Geçen yıl ayçiçeğinin ton fiyatının bin 800 TL, bu yıl ise 2 bin 350 TL civarlarında olduğunu dile getiren Büyükhelvacıgil, şöyle konuştu: “Hasat daha yeni başladı. Yaklaşık 1 milyon ton ayçiçek bekliyoruz. Ancak ihtiyaç 3 milyon ton. Geri kalan yurt dışından temin ediliyor. Ayrıca yağı koyduğumuz pet şişeler ve tenekelere de zam geliyor. Pet şişeler de yurt dışından geliyor. Piyasada tenekenin hammaddesi sacı bulmak bile zorlaştı. Diğer yandan sanayiyi yakından ilgilendiren doğalgaz ve elektriğe de zam geldi. Durum böyleyken bile yağ sanayicisi 1.5 yıldır 5 kilogram yağı 28-30 TL’den satıyordu. Son dönemde fiyat 36 TL’ye geldi. Elde mal yok ki stok olsun. Ürettiğimiz ham yağın maliyeti bile tonda 5 bin 500 TL civarında.”
İSTANBUL
Un ihracatına sınırlama
Türk Ticaret Bakanlığı tarafından Dâhilde İşleme Rejimi (DIR) dışında gerçekleşen un ihracatına sınırlama getirildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Son dönemde yurtiçi un fiyatlarında yaşanan dalgalanmalardan dolayı, Bakanlığımızca İhracat Rejimi Kararında değişiklik yapılarak Dâhilde İşleme Rejimi dışındaki un ihracatına yeni düzenleme getirilmiştir. Sınırlama getirilen un ihracatının payı, ülkemizin toplam un ihracatının yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmaktadır.
Düzenlemenin temel amacı yurtiçi un fiyatlarında istikrarı sağlamak, tüketicimizi korumak ve spekülasyonun önüne geçmektir. Bahse konu düzenleme geçici olup, fiyat istikrarının sağlanmasını müteakip sona erdirilecektir.”
Yatırımcı huzursuz Erdoğan seçeneksiz!
Türkiye ile ABD arasındaki kriz yatırımcıyı huzursuz ediyor. Reuters’a göre Türkiye’yi finansal krizden korumak için Erdoğan’ın elinde fazla seçenek yok.
Reuters’ta yer alan analize göre şu anda Erdoğan’ın karşısındaki en acil sorun nakit. JPMorgan’a göre, 2019 Temmuz ayına kadar Türkiye’nin 179 milyar dolarlık dış borcunun vadesi gelecek. Bunun 146 milyar doları özel sektörün, özellikle bankaların borcu. Genellikle dışarıda borçlanan bankalar, kazançları TL cinsinden olduğu için liranın değer kaybı durumunda ciddi bir borç uyumsuzluğu ile karşı karşıyalar.
Halk inşaat yiyemez
AKP’ye yakın kaynak, “Ekonomi ciddi bir kaygı nedeni çünkü halk yoksullaşıyor. Uzun yıllar, inşaat dışında yatırım yapmadık; inşaat da yenmez. Teknoloji ve sanayiye yatırım yapma trenini kaçırdık” dedi. Enflasyon yükseldikçe Merkez Bankası TL’deki değer kaybını frenlemek için gelecek hafta faiz artıracağının işaretlerini veriyor. Ne var ki, faiz için “bütün kötülüklerin ana-babası” diyen Erdoğan’ın görüşleri dikkate alınırsa artış ne kadar olursa olsun çok geç ve çok yetersiz olabilir. Bu durumda Türkiye’nin ihtiyacı olan bir kurtarma yardımı için IMF’ye başvurması ihtimali güçleniyor. Bir akademisyen, hükümetin bir süre ‘işleri idare etmeye çalışacağını’, ancak Erdoğan çözüm getiremezse kitlesel boyutta işsizlik ve tepkilerin doğacağını söyledi.
Firmalar projelerini durdurdu
Döviz artışının getirdiği maliyetler hem özel sektörü hem de kamuyla iş yapan müteahhitleri zor duruma düşürdü. İnşaat Müteahhitler Konfederasyonu (İMKON) Genel Başkanı Tahir Tellioğlu, artış nedeniyle kamuyla çalışan müteahhitlerin yakın dönemde yaptığı anlaşmaları feshetme yoluna gittiğini söylerken, özel sektör firmalarının yüzde 70’nin ise projelerini durdurduğunu açıkladı. Tellioğlu kamu müteahhitleri için acilen ‘fiyat farkı kararnamesi’ çıkarılması gerektiğini söyledi.
Dünya’ya konuşan Tellioğlu, demir fiyatlarındaki artışa dikkat çekerek, “15 ay ay önce yapacağımız proje için demirin tonunu bin 500 TL’den aldık. Üç ay sonra başladığımızda ise 2 bin TL olmuştu. Ramazan’dan önce 3 bin TL idi. Ancak döviz kurlarındaki artışla birlikte bugün tonu 4 bin 500’ye geldi” dedi.
Demirde yüzde 100’ü aşan zam
İnşaat sektörünün her kademesinde inşaat demirinin kullanıldığını ifade eden Tahir Tellioğlu, “Demirde ortalama bir yılda yüzde 100’ü aşan bir zam söz konusu. Bir binada sadece demir ve ona bağlı ürünlerin maliyeti ortalama yüzde 10. Buna çimento, kablo, elektrik aksamı, alüminyum eklendiğinde bunların bir yapı içinde oluşturduğu maliyet ise yüzde 40. Ortalamada ise bu ürünlere yüzde 50 zam yapıldı” diye konuştu.
Teminatları yakmak uğruna
Özellikle kamu müteahhitlerinin zor durumda olduğunu kaydeden Tahir Tellioğlu, “Onlara acilen ‘fiyat farkı kararnamesi’ gerekli” dedi. Ayrıca son dönemde döviz kurlarında meydana gelen artıştan dolayı müteahhitlerin aldıkları işleri yapmak istemediğini de anlatan Tellioğlu, “Örneğin bir şirket bir güneş enerjisi işini 6 milyon liraya yapacağına dair bir anlaşma imzalamış. ‘5 milyona yaparım. 1 milyon lira da kâr ederim’ diye hesaplamış. Ancak euroda ve dolarda artış olunca bu kişinin maliyeti 6 milyon 500 liraya çıkmış. Yani alan firma bir yıl işi yapacak ve bir de 500 bin lira zarar edecek. Bu durumda şöyle deniliyor: İşe başlamamışım, devlet de bazı yatırımları durdurmak istiyor. Dolayısıyla işe başlanmamışsa, bir zarar sözkonusu değilse karşılıklı olarak ‘tasfiye kararnamesi’ çıkarılmasını istiyor” şeklinde konuştu. Tellioğlu, bu şekilde çok sayıda firma olduğunu belirterek, firmaların verdiği teminatları yakmak uğruna bu kararın verilmesini istediğini, özellikle son 3 ayda anlaşması yapılmış ve başlamamış işlerde bu kararın projelerin yarıda kalmaması için önemli olduğunu ifade etti.
700 bin bitmiş stok var
Özel sektöre ilişkin de açıklama yapan Tahir Tellioğlu, Türkiye’de bitmiş konut stokunun 700 bin olduğunu, bunun 100 bin adetinin İstanbul’da, geri kalan 600 bin adetinin ise diğer bölgelerde bulunduğunu ifade etti. Bu stokların 50 bininin markalı olduğunu anlatan Tellioğlu, geri kalan 650 binin ise markasız olduğunu ifade ederek, “Başlatılan kampanya markalıları kapsıyor. Geri kalan 650 bin ne olacak?” diye sordu. Tellioğlu, bu rakamlara TOKİ’nin ve belediyelerin yaptığı konutların dahil olmadığını da söyleyerek, bu anlamda Türkiye’de bütün sektörü kapsayan bir çözüm gerektiğini kaydetti.
Özel sektörün kamudan daha dinamik çalıştığını, bu nedenle projelerini durdurma kararı aldığını söyleyen Tahir Tellioğlu, “Zaten son bir yılda özel sektör dikkatli gidiyordu. Şimdi ise firmaların yüzde 70’i durdu. Ancak yüklenici konumunda olanlar devam ediyor. Durmasında fayda var. Çünkü devam etmesi daha büyük sıkıntı yaratır” dedi.
ANKARA