*  Tasarıda sorunun adı, tarifi ve muhatabı belirtilmezken ‘terör’ tanımına uygun bir kurguya dikkat ediliyor. Tasarı, PKK ile görüşmeleri resmen kabul ederken; görüşmenin Türk tarafına koruma zırhı getiriyor, siyasi iradeyi resmileştiriyor.


*  AKP’nin retoriğiyle süslenen tasarının “Sürecin ilerletilmesi ve devlet politikası niteliğinin pekiştirilmesi açısından, münhasıran çözüm sürecine ilişkin yasal bir düzenleme yapılmasında fayda görülmektedir” şeklinde gerekçelendirilmesi dikkat çekti.

AKP Hükümeti, ‘çözüm süreci’ne ilişkin bir buçuk yıldır beklenen çerçeve yasa tasarısını dün Meclis’e sundu. Tasarı, HDP heyeti’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile İmralı’da görüştüğü sırada Meclis Başkanlığı’na sunularak, kamuoyuna da duyuruldu. Tasarıyla Kürt tarafının çözüm sürecinin başından itibaren “olmazsa olmaz” dediği sürece yasal güvence için ilk adım atılsa da; süreçten ziyade süreci yürütenlere güvence getiriyor, sorunun ve muhatapların tanımı yapılmazken, başmüzakereci Öcalan’ın durumu ve süreci izleyecek bağımsız İzleme Kurulu’na ilişkin bir belirlemeye yer verilmiyor. Çözüm sürecinin “şiddeti ve silahı aradan çıkarma, sözü, düşünceyi ve siyaseti devreye alma süreci” olarak tanımlandığı tasarı gerekçesinde, neden böylesi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç görüldüğü ise şöyle ifade edildi: “Çözüm süreci, hâlihazırda ilgili kurumların mevzuatları çerçevesinde yürütülmektedir. Gelinen noktada, sürecin ilerletilmesi ve devlet politikası niteliğinin pekiştirilmesi açısından, münhasıran çözüm sürecine ilişkin yasal bir düzenleme yapılmasında fayda görülmektedir.”
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, Başkabakan yardımcıları ve bakanların imzasıyla Meclis’e sunulan “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı“ 6 maddeden oluşuyor. Tasarının tam metni şöyle:

AMAÇ VE KAPSAM


MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı, terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için yürütülen çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

UYGULAMA, İZLEME VE
KOORDİNASYON


MADDE 2- (1) Hükümet, çözüm süreci kapsamında aşağıdaki hususlarda gerekli çalışmaları yürütür.
a) Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyo-ekonomik, psikolojik, kültür, insan haklan, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirler.
b) Gerekli görülmesi halinde, yurtiçindeki ve yurtdışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verir ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşlan görevlendirir.
c) Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alır.
ç) Bu Kanun kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlar.
d) Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarım izler ve ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlar.
e) Gerekli mevzuat çalışmalarını yapar.

YETKİ VE SEKRETARYA

MADDE 3- (1) Bakanlar Kurulu, çözüm sürecine ilişkin gerekli kararlan almaya yetkilidir.
(2) Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmaların koordinasyonu ve sekretarya hizmetleri Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülür.

KARARLAR VE YERİNE
GETİRİLMESİ


MADDE 4- (1) Bu Kanun kapsamında verilen görevler, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilir.
(2) Bu Kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğu doğmaz.

YÜRÜRLÜK


MADDE 5- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

YÜRÜTME


MADDE 6- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

TASARININ GEREKÇESİ

Tasarının gerekçesinde Türkiye’nin AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren, “tarihinin en kapsamlı demokratik değişim, dönüşüm ve normalleşme süreçlerini” yaşadığı savunularak, “sessiz devrim” niteliğinde ileri adımlar atıldığı, köklü reformlar gerçekleştirildiği iddia edildi. Atılan adımların oluşturduğu psikolojik ortamın “terör sorunuyla mücadelede bir paradigma değişikliğinin ve çözüm perspektifinin önünü açmıştır” denilen gerekçede, “Böylece terör sorunu ile vatandaşların meşru ve demokratik talepleri birbirinden ayrılmış, tüm toplum kesimlerinin sorunlarına karşı daha duyarlı bir yaklaşım benimsenmiştir” ifadelerine yer verildi.

Çözüm sürecinin hedefi

Bu kapsamda, 2009 yılı Temmuz’unda ‘terörü’ sona erdirmek ve toplumsal barış ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi başlatıldığı, 2012 yılı sonlarında ise daha güçlü, demokratik, özgür, güvenli ve huzurlu bir Türkiye için bir Devlet politikası olarak çözüm sürecinin başlatıldığı kaydedildi. Gerekçede çözüm sürecinin nihai hedefi şöyle tanımlandı: “Terörün tamamen sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ile milli birlik ve beraberliğin pekiştirilmesidir. Çözüm süreci, şiddeti ve silahı aradan çıkarma, sözü, düşünceyi ve siyaseti devreye alma sürecidir.”

Hükümetin adımları

Çözüm sürecinin güçlü destek bulduğu, kamuoyuna mal olmasında Akil İnsanlar Heyeti’nin de katkısının olduğu belirtilen gerekçede, “Artan kamuoyu desteği bu sürecin başarıya ulaşmasının en önemli garantisidir” denildi. 2013 Nisanı’nda Meclis bünyesinde “toplumsal barış yollarının araştırılması ve çözüm sürecinin değerlendirilmesi” amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulduğuna da atıfta bulunularak, 8 ay sonunda hazırlanan raporun sorunun çözümüne ışık tutacak önemli tespit ve öneriler içerdiği ileri sürüldü. Ayrıca Mart 2014’te hayata geçen 4. Demokratikleşme Paketi olarak bilinen 6529 sayılı Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un da çözüm süreci bağlamında önemli düzenlemeler hayata geçirdiği savunuldu.

Ekonomik kalkınma sağlayacak

Gerekçede, sürecin ilk olumlu etkisinin akan kanın yaklaşık 19 aydır durması olduğunun altı çizilerek, Kürt illerinin süreçle birlikte normalleşme sürecine girdiği kaydedildi. “Çözüm sürecinin başarıya ulaşması Türkiye’nin hızlı bir ekonomik gelişme ve kalkınma hamlesi içine girmesini sağlayacaktır. Ülkemiz bu temel sorununu çözdükten sonra bütün gücünü ve dinamizmini ekonomik gelişmeye aktarma fırsatı bulacaktır” denildi.

Yasal düzenlemenin nedenleri

 Çözüm sürecinin çok boyutlu ve değişik aşamalar içeren dinamik bir süreç olduğu belirtilen gerekçede, “Dolayısıyla sürecin farklı aşamalarında atılması gereken yeni adımlar söz konusu olabilecektir. Bu ise Devlet kurumlarının arasındaki etkin koordinasyonun yanısıra halkın ve sivil toplumun sürece aktif katılımlarım sağlayacak düzenlemelerin oluşturulmasını gerektirmektedir” tespiti yapıldı. Neden böylesi bir yasal düzenlemeye ihtiyaç görüldüğü ise şöyle ifade edildi:
* Çözüm süreci, hâlihazırda ilgili kurumların mevzuatları çerçevesinde yürütülmektedir. Gelinen noktada, sürecin ilerletilmesi ve Devlet politikası niteliğinin pekiştirilmesi açısından, münhasıran çözüm sürecine ilişkin yasal bir düzenleme yapılmasında fayda görülmektedir.
* Terör eylemleri sürdüğü müddetçe, güvenlik güçlerinin ve adli makamların hukuk içinde kalarak bunlarla mücadele ermesi kanuni görevleridir.
* Diğer yandan, bir hukuk devletinde çözüm süreci çerçevesinde görevin ifası niteliği taşıyan faaliyetler nedeniyle kişilerin hukuki, cezai ve idari yönlerden sorumlu tutulma tehdidi altında kalmaları da kabul edilemez.
* Dünyadaki benzer süreçler incelendiğinde sorunun niteliğinden ve ülkelerin kendi özgün şartlarından kaynaklanan farklı fiili ve yasal uygulamaların söz konusu olduğu dikkat çekmektedir. Çözüm sürecinin milli niteliği ve bugüne kadarki ulusal ve uluslararası deneyimler dikkate alınarak hazırlanan Tasarı ülkemizdeki çözüm sürecinin daha güçlü bir yasal dayanağa kavuşturulmasını amaçlamaktadır.

Beşir Atalay: Yol Haritası üzerinde çalışıyoruz

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, sürecin olgunlaştığını ve çerçeve yasasının bir gereklilik olarak ortaya çıktığını belirtti. Atalay, daha somut bir Yol Haritası üzerinde çalıştıklarını da söyledi.
Çerçeve yasa tasarısını 24 Haziran’da duyuran Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, dün Meclis Başkanlığı‘na sunulan tasarıyla ilgili konuştu. Çerçeve yasa tasarısının bir gereklilik olarak ortaya çıktığını belirten Atalay, “Hemen hemen her ülkede sonuçta böyle bir yasal zemin oluşturulmuş. O çalışmaların hepsinden de biz faydalanmış olduk. Hem artan kamuoyu desteğiyle birlikte sürecin olgunlaştığı bir safhada bulunuyoruz. İşte bu çerçeve yasa tam da bu sırada bir gereklilik olarak ortaya çıkmıştır.

Atalay’a göre tasarının özü

Tasarıda yer alan 6 maddenin kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atalay, “Yasanın özü çözüm sürecinin usul ve esaslarını belirlemektir” dedi. Hükümete tasarıyla görev ve yetki verildiğini kaydeden Atalay, “Sürecin yürütülmesi, gerekli tedbirlerin alınması, koordinasyonun sağlanması çerçevesinde gruplandırılabilir. Kısa, orta ve uzun vadede yapılacak çalışmalarla ilgili hükümete görev verilmektedir” diye belirtti. Süreç kapsamında, temas diyalog görüşme gibi siyasi irade gerektiren konularda bir bakanlık yerine Bakanlar Kurulu kararı alınması yoluyla konunun bir hükümet politikası olarak daha hızlı ve etkin biçimde uygulanmasına imkan sağlanacağını belirten Atalay, “Kuşkusuz çözüm sürecin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için daha başka yasal çalışmalara ihtiyaç duyulabilir. Şu anda belirlediğimiz bir şey yok. Ama yol haritası için de gerekebilir. O zaman onlar da kamuoyuyla paylaşılacaktır” diye belirtti.

Yeni yasal düzenlemeler olabilir
Muhalefetin desteğini beklediklerini kaydeden Atalay, “Son günlerde bu yasaya, tasarıya destek açıklaması yapan ana muhalefet partisi ve diğer bazı açıklamalar var, HDP kesimi” dedi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Atalay, “Dağdan inişe, eyleme katılmayan gençlerin normal hayata katılmalarıyla ilgili yol haritası nedir” sorusuna şu yanıtı verdi: “Burada bunların çerçeveleri var. biz daha somut bir yol haritası üzerinde çalışıyoruz. Eğer ihtiyaç olursa yeni yasal düzenlemelerde olabilir. Onları şu anda isimlendirmiyoruz. Sadece belirli yaşta olanlar değil, bu sürecin ana amacı dağdaki herkesin normal hayata inmesidir.”
Atalay, “Hangi aşamada çözüm süreci başarıya ulaşılmış olur?” sorusuna ise, “Şiddetin bittiği, silahın bırakıldığı, dağdakilerin uygun şekillerde kendi evlerine, ailelerine dönmeleri, hedef budur. Oraya ulaşıldığında ulaşmış olacaktır” karşılığını verdi.

HABER MERKEZİ