31 Mayıs tarihli geçen haftaki yazımda YPS savaşçılarından Tolhildan ve Herekol’un "bin yılların kirlenmişliği ile savaşıyoruz” diye özetlenen söyleşilerinden hareketle kirletilmiş ve kirlenmiş kadim topraklarımızda savaşmanın zorluklarına ve eksikliklerine değinmiştim. Ancak bin yıllarca kirletilen ve kirlenmiş bu topraklarda ulusal birliğimize engel olan bizim de kirlenmişliğimizdir diye bitirip bu yazımda, bizim kirlenmişliğimizi yazacağımı bildirmiştim.

Geçtiğimiz hafta içinde ulusal birliğin önemi ve aciliyeti konusunda iki önemli kişiden açıklama geldi. KNK Eşbaşkanı Nilüfer Koç ve KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat; ulusal birliğin içinden geçtiğimiz bu dönemde ki önemine ve aciliyetine vurgu yapıp, açık bir biçimde KDP’ye eleştiri ve çağrıları oldu.

Bir hafta içinde üç farklı kadının ayni ihtiyacı dile getirmesi tabii ki tesadüf değildir. ‘Her talep bir toplumsal ihtiyaçtan doğar’ genel doğrusu geçerli olsa da, bu ihtiyacın özellikle kadınlar tarafından vurgulu bir biçimde dile getirilmesi önemli.

Bese Hozat da zaten söyleşisinin sonunda "Kürt kadınının ‘ulusal birliği’ sağlayacak güç ve kudrette olduğunu” belirtiyor.

"Kürt kadının ulusal birliği sağlayacak "gücünün ve kudretinin kaynağı, bin yıllardır kirletilmiş ve kirlenmiş kadim topraklarımızda kadınların daha az kirlenmesidir. Kirlenmemiş ya da Kürt erkeğine göre görece olarak daha az kirlenmiş Kürt kadının ulusal birliğimizi sağlayacağına inancım oldukça fazla. Nedenlerini birçok kez ‘inkarın inkarı’ olarak yazdım ve yazmaya devam edeceğim.

Kürtler’in birliği denince büyük oranda KDP ve PKK’nin bir araya gelmesi belirleyici. Bu iki büyük Kürt hareketinin birliği sağlamadaki zorluklarının birçok nedenleri var. Öncellikle bölgesel ve lokal çıkarlarının örtüşmemesi, örgütsel yapılarının sınıfsal karekteri ve en önemlisi yaşam felsefelerinin farklılığı.  

Yaşam felsefemizin oluşmasına neden olan süreçleri yaşarken coğrafyamızda çizilen sınırların etkileri ve farklı iki kültürün egemenliği, baskısı, zulmü ve asimilasyonu altında gelişen kişiliklerimiz, hayata bakış açılarımızın farklılığı ve daha birçok neden sayılabilir.

Ancak bana göre en önemli neden ulusal birliğin önünde engel teşkil eden psikolojik bariyerler. Bahsetttiğim bütün faktörler ve daha fazlası psikolojik yapılarımızın oluşmasında  önemli rollere sahipler. 

Bin yılların kiri, kirlenmişliği, kirletilmişliği kişiliğimizi ve psikolojimizi öylesine patolojik bir hale getirdi ki, hepimiz ‘ulusal birliğin’ şu anda ki hayatı önemini teorik olarak bilmemize rağmen, pratik olarak hayata geçiremiyoruz. Üstelik pratik olarak hayata geçmesi için engel teşkil edecek şeyleri çoğu kez bilinçsizce yapmaya devam ediyoruz. Bu arada yapılan çok güzel şeylerde var. Yeterli olmasa da desteklenerek güçlendirilmesi gereken şeyler.  Bizler, birey ve halk olarak; KDP ve PKK’den ulusal birliğe giden bir ulusal –toplumsal sözleşme bekliyoruz.

Ben, birey olarak, bin yılların kirlettiği kişiliğimizi tek tek yazacağım.

 Kürtler arasında bir ulusal sözleşme gerçekleşene kadar bu köşede bu konu dışında and olsun ki yazı yazmayacağım. 

***

Alman Parlamentosu’nda 101 yıl sonra kabul edilen Ermeni Soykırımı için söylenecek tek şey var.

"Gecikmiş adalet adaletsizliktir”.