Avrupa’daki PKK yasağına ilişkin PRAKKEN Doliveira Uluslararası İnsan Hakları Avukat Bürosu’na bağlı avukatlar, Lahey Adalet Divanı’na başvuruda bulundu.

Avrupa’da yaşayan Kürdistanlıların devlet kurumlarınca 20 yıldır mağdur edilmesine; demokratik haklarının gasp ve demokratik eylemlerinin kriminalize edilmesine neden olan PKK yasağı, Lahey Adalet Divanı’na taşınıyor. İnsan hakları hukuku alanındaki çalışmalarıyla tanınan PRAKKEN Doliveira Uluslararası İnsan Hakları Avukat Bürosu’nun yaptığı başvuruda, PKK’nin “Avrupa Birliği Terör Örgütleri Listesi”nde olmasının Avrupa hukukunun temel metinlerine aykırı olduğu ve demokratik çözümün önünde de engel teşkil ettiği belirtildi. PKK’yi temsilen yapılan başvuruda, Lüksemburg Yüksek Mahkemesi’nin ret kararı, Lahey Adalet Divanı’nda temyiz edildi. Amsterdam’daki Avukat Bürosu’nda dün gerçekleştirilen basın açıklamasına, avukatlar Marq Wijngaarden, Marieke van Eik ve Tamara Buruma ile KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar ve Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar da katıldı.

Sürecin lehine karar verilmeli

Avukat Marq Wijngaarden, konuşmasının başında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 21 Mart 2013’te ilan ettiği deklarasyonla müzakere sürecini başlatma yönünde adım attığına dikkat çekti. Türk devleti ile Kürt Özgürlük Hareketi’nin resmi biçimde görüştüğünü hatırlatan Wijngaarden, şunları söyledi: “Avrupa Birliği de sürecin her iki tarafının lehine PKK’yi terör listesinden çıkarmalıdır. Özellikle ABD ve İngiltere PKK’nin terör listesinde olmasını istiyor. Bu, ABD ve İngiltere’nin Türkiye’yle olan ekonomik ilişkilerinden dolayıdır. Hukuki bir karşı çıkış değildir.”

Uluslararası hukuka aykırı

PKK yasağının başta Türk ve Kürt halkı olmak üzere halklara zarar verdiğini belirten Av. Wijngaarden, “Ortadoğu’da kalıcı barış için PKK mutlaka listeden çıkarılmalı. Zira bu karar, uluslararası hukuka dayalı bir karar değil. PKK, bugüne kadar uluslararası savaş kurallarına uymuş bir örgüttür. Buna rağmen PKK’nin terör listesinde kalmaya devam etmesi anlamsız ve gereksizdir” dedi.

PKK yasağı mağdur ediyor

Avrupa’daki Kürtlerin PKK yasağından dolayı yaşadıkları mağduriyetlere de dikkat çeken Av. Wijngaarden, şöyle devam etti: “Kürtler takibe uğruyor, baskı altını alınıyorlar. Kürt kurumları, diğer azınlık kurumları gibi devlet olanaklarından yararlanamıyor. Tam tersi, terörize ediliyorlar. Yüzbinlerce Kürt Avrupa’da bu tür mağduriyetler yaşıyor. Binlerce Kürt’e de dava açılıyor. Kürtler, Türkiye’den kaçıp gelmelerine rağmen Avrupa’da da güvenlikte değil. AB’nin bunu göz önünde bulundurması gerekiyor.”

AB süreci gözetmeli

AB’nin yetkili organlarının 6 ayda bir listeyi gözden geçirdiğini hatırlatan Av. Wijngaarden, “21 Mart 2013’te başlayan süreç, listenin gözden geçirilmesi sırasında etkili olmalıdır. AB, listeyi incelerken barış sürecini de mutlaka göz önünde bulundurmalıdır. Zira PKK’nin listede kalması süreci zedeler. Bizim de mahkemeye başvurumuzun esas sebebi, sürecin zarar görmemesini istememizdir” diye konuştu.
Wijngaarden, konuşmasında Avrupa Birliği’ne bir de çağrıda bulundu: “Kürtlerin hakları konusunda taraflı yaklaşma. Kendi kaderlerini tayin etmelerinin karşısında durma.”

Kürt kurumları taraf olmalı

Basın toplantısında konuşan Av. Marieke Eik ise başvurunun sonuçlanmasının bir buçuk yıl kadar sürebileceği bilgisini vererek, şöyle devam etti: “İngiltere, PKK yasağındaki rolünden dolayı taraf olacaktır. Hollanda ise davanın kendi ülkesinde açılmasından dolayı muhtemelen taraf olur. Başka ülkeler de mutlaka taraf olacak. Fakat bunun karşısında Kürt kurumları da kendi taraflarını net biçimde belirtmelidir. Ayrıca AB üyesi olan ya da olmayan Kürt dostu ülkeler de Kürtlerden taraf tavır koyabilmelidir.”


AB’nin çıkarı da barıştadır
Toplantıda konuşan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, Kürt halkının PKK yasağının karşısında taraf olduğunu vurgulayarak, “Eğer PKK yasağı olmasaydı, Paris Katliamı da olmazdı” dedi. Aydar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öcalan barışın tarafı. Devlet doğrudan Öcalan ile görüşüyor. AB Dışişleri Bakanları da onlarca defa Öcalan’ın başlattığı sürece olumlu baktıklarını söyledi. Ancak pratikte hiçbir şey yapmıyorlar. PKK’nin terör listesinden çıkarılması, sürecin ilerlemesi açısından da önemli bir adım olur. AB savaştan yana değil, barıştan yana tavır koymalıdır. AB’nin çıkarı da savaşta değil, barıştadır.”

Siyasi yaklaşımdı, terkedilmeli
Toplantıda konuşan Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar ise, PKK’nin “terör örgütleri listesi”nde olmasının hukuki değil siyasi bir yaklaşımın sonucu olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti: “Uluslararası hukuk literatüründe böyle bir yasak yok. Kürtler bugüne kadar terörize edilmelerini gerektirecek bir eylemde bulunmadılar. Hep barışın tarafı oldular. Cenevre Sözleşmeleri’nin takipçisi oldular. Biz de avukat olarak bunu takip ettik. İstenirse bunu belgeleyebiliriz de. AB, kendi hukukuna bağlı kalmalı. Siyasi ve ekonomik hesapları bir tarafa bırakmalı. Eğer hukuka bağlı kalınsaydı, PKK terör listesinde olmazdı.


RONÎ YILDIRIM/DEN HAAG