
Türkiye’de yaşayan farklı halklar ve inançlardan temsilciler, IŞİD çetelerine karşı savunma yapanlarla dayanışmanın yükseltilmesi gerektiğini belirtirken, PKK’nin ‘terör örgütü listesi’nde bulunmasının anlamsız olduğunu söyledi. Sünni, Alevi, Êzîdî, Hıristiyan, Çerkes, Süryani, Kürt, Türk, Caferi ve Filistin halklarının temsilcilerinden oluşan “Şengal’dan Gazze’ye Dayanışma Koordinasyonu” içerisinde yer alan Çerkes aktivist ve JINEPS Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Yaşar Güven, MEZODER Başkanı Süryani Muzaffer İris, Hrant Dink Vakfı‘ndan Pakrat Estukyan, Filistinli Dr. Nicola Saafin ve Hrant Dink Vakfı’ndan Pakrat Estukyan ve Êzîdî Sosyolog Azad Barış konuya ilişkin görüşlerini DİHA ile paylaştı.
Savunma hattını güçlendirmeliyiz
Şengal’de bir savaş ortamının olduğunu ve bunun da net bir şekilde görüldüğünü kaydeden Çerkez aktivist ve gazeteci Yaşar Güven, IŞİD’in sivil halkı katlettiğini ve halkların IŞİD tehlikesine karşı ayrım yapmaksızın dayanışma içerisinde olması gerektiğini vurguladı. IŞİD’in Ortadoğu’da terör faaliyeti yürüttüğünü belirten Güven, “Pazarlıkların zamanı yok, kadın ve çocuklar satılıyor, öldürülüyor. Bu sözün bittiği yerdir” dedi. Şengal’de çocuk, yaşlı ve kadın denilmeden sivillerin öldürülmesine karşı önyargılardan uzaklaşarak halklarla dayanışma içerisinde olunması gerektiğini kaydeden Güven, “Geçmiş değerlendirmeler ne olursa olsun şu anda orada bir savunma söz konusudur ve bu savunmanın çağrısı PKK’den veya başka bir yerden gelebilir. Bu dayanışma mutlaka daha güçlü sağlanmalıdır” diye konuştu.
İnsanlık mücadelesi veriyor
Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği (MEZODER) Başkanı Süryani Muzaffer İris de Şengal’deki dayanışmanın çok önemli olduğunu ve tüm halklara yayılması gerektiğini ifade etti. Rojava ve Şengal’de oluşturulan savunma hattının insanlık için mücadele ettiğini vurgulayan İris, IŞİD’e karşı mücadele veren PKK’nin ‘terör listesi’nde olmasının büyük bir çelişki olduğunu söyledi ve ekledi: “Bahsettiğimiz siyasi mücadele, insanlığı koruyan ve onun için mücadele eden bir hareket olarak karşımıza çıkıyor. Bunun biran önce düzeltilmesi gerekir. Verilen mücadelelerin amacına bakmak lazım. Eğer insanlık ve halk için, bir tarihin yok olmaması için mücadele veriliyorsa bu mücadelenin terörizmle bağlantılanması anlamlı değil” diye belirtti.
İki yüzlü politikanın sonucu
Filistin için İsrail’e Karşı Boykot Girişimi Üyesi Filistinli Dr. Nicola Safin, Şengal, Rojava ve Filistin’de yaşanılan acıların yanında ciddi bir direniş sergilendiğini kaydederek, “Bu durum Ortadoğu için yeni bir dönem, yeni bir umuttur. Halklar artık direnişlerini yüksek bir şekilde gösteriyor” dedi. Ortadoğu’da PKK ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin Ortadoğu halkları için bir savunma mekanizması ve direniş hattı oluşturduğunu vurgulayan Saafin, “Aslında işgallere şahit olan topraklarda normalde silahlı direniş meşru bir savunma biçimidir. Bugün bu örgütlerin ‘terör listesi’nde olması batının ve emperyalist ülkelerinin ikiyüzlü politikasını önümüze koymaktadır. Bu anlamda bütün bölge halklarının ‘terör listeleri’nden çıkarılması için ayrıca sesini yükseltmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.
Öz savunma gerekli
Hrant Dink Vakfı’ndan Pakrat Estukyan ise Rojava, Gazze ve Şengal’e ilişkin “Bıçağın kemiğe dayandığı noktadayız. Artık çok daha radikal dirilişlere mecburuz. Mücadeleyi çok daha yükseğe taşımak zorundayız ve bunu da el birliği ile yapmak zorundayız” diye konuştu. ‘Terör örgütleri listesi’ne ilişkin ise “Bu listeyi dikkate almamamız gerekiyor. Bu başkalarının listesi biliyorsunuz. Bu kavram her zaman birileri için geçerli olmuştur. Yaser Arafat bir halkın ebedi lideridir ama bir başkası için teröristtir” dedi. IŞİD terörüne karşı HPG ve YPG’nin savunma hattına vurgu yapan Estukyan, “Bu mücadele artık zeminini bulmuştur, tabanını bulmuştur. Bulmak da zorundadır zaten. En barışçıl insanlar bile öz savunma birlikleri oluşturmak zorunda kaldılar. Düne kadar eline silah almayanlar da buna mecbur kaldılar ve zaten işin doğru yoludur” ifadelerini kullandı.
Er ya da geç çıkarılacak
Êzîdî Sosyolog Azad Barış da IŞİD’i en iyi tanıyan hareketin PKK ve YPG olduğunun altını çizerek, “IŞİD’in nasıl bir olguya tekabül ettiği konusunda belki dünya düşünce kuruluşları artık PKK uzmanlarına başvurarak bunu ortaya çıkarabilirler” dedi. Ortadoğu’da çıkarları için dengeler oluşturmaya çalışan devletlerin büyük imkanlara sahip olmasına rağmen Şengal’de sivil katliamlara karşı hiçbir şey yapmadığına vurgu yapan Barış, öz savunmasını oluşturan YPG’den 7 savaşçının binlerce Êzîdî yurttaşı katliamdan kurtarmasının da insanlık için tarihi bir direniş olduğunu belirtti. Özgürlük mücadelesi yürüten PKK’nin er yada geç ‘terör listesi’nden çıkarılacağını söyleyen Barış, “Er geç terör listesinden çıkarılacaktır. Ve özgürlük hareketi bu alanda hak ettiği itibarı alacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
KADRİ ÖZKAN/MEHMET ŞAH ORUÇ/DİHA/İSTANBUL