PKK şimdi 40. yıldönümünü kutluyor. Nefes nefese, müthiş bir maraton şeklinde geçen 40 yıl. Bu yıllara ve direnişe damgasını vuran, öncülük yapan büyük insan Başkan Apo’ya Kürdistan halkının, hepimizin büyük bir minnet borcu var. 40. yıl başta Başkan Apo’ya ve direnen halkımıza kutlu olsun. Bu mücadeleye canını, emeğini ve yüreğini yatıran herkesi saygıyla anıyoruz.
PKK, Kürdistan’da büyük gelişme ve değişime öncülük etti. Birçok ilke imza attı. Bir şiir gibi zamana aktı. Bitmeyen bir destan olarak yoluna devam ediyor. 40 yıla damgasını vuran PKK’yi bir iki kısa yazıyla dile getirmek tabi ki, mümkün değil. Muazzam bir ideolojik ve teorik birikim yarattı. Büyük bir siyasi ve örgütsel deneyim kazandı. Önder Apo ciltler dolusu tüm gelişim evrelerini yazdı. Dönemlere cevap olacak analizleri sürekli kaleme aldı. Bugün büyük bir PKK edebiyatı ortaya çıkmış durumda.
PKK’nin bu tarihsel yürüyüşünde en önde gelen, belirgin özelliklerinden birisi direnişçi karakteridir. Çıkışından günümüze kadar bu karakterinden bir şey yitirmedi. Bir avuç genç insanla yola çıkıldı. Ortada ne bir destek ne de devralınmış bir örgüt ve miras vardı. Kürt halkı kendi gerçekliğinden uzaklaştırılmıştı. Sömürgeci, ırkçı Türk devleti her yönüyle egemenliğini hâkim kılmıştı. Her Kürt’ün zihninde ve yüreğinde karakollarını inşa etmişti. Kürdistan tam bir karanlığa ve suskunluğa gömülmüş, kültürel soykırım, asimilasyon kesintisiz sürüyordu. Kürt sorunu ateşe el atma sorunu haline getirilmişti. El atanı yakıyorlardı. Cumhuriyet tarihi baştan başa Kürt katliamları, yıkım ve sürgünler tarihiydi. İşte PKK ateşten bir sorunun üstüne gidiyordu. İlk söz ve ilk adımda büyük bir direniş adımı ve iradesi gerekiyordu.
PKK yerleşik tüm ilişki ve alışkanlıklara, tüm zihni şekillenmelere karşı direnmek zorundaydı. Düzenden, ideolojik etkilerinden kopması gerekiyordu. Bunun için düzenle olan köprüleri yakmalıydı. Bunda tereddüt etmedi. Aileyi, okulu, bireysel çıkarlarını bir tarafa attı. Bireyi düzen bağlarından kopararak özgürleşmesinin yolunu açtı. Maneviyatı, idealleri, moral değerleri üstün tuttu. Devletin ideolojik aygıtlarına, karşı propagandalarına karşı durabilecek bir direniş cephesini başarıyla ördü. Bütün karalama, saptırma ve gerçekleri karartma çabalarına karşı direndi.
Yaşamın tüm alanlarında bir direniş gerekiyordu. Sorun sadece zor kullanma ve tehdit değildi. Umutsuzlukla mücadele gerekiyordu. Aileler, sosyal şoven çevreler, işbirlikçi Kürt akımlarına karşı da direnmek gerekiyordu. Kimisi Kürtlük adına, kimisi de sosyalizm adına mücadelenin önünü kesmek istiyordu. Herkes olmazları anlatmaya, sonu olmayan bir macera veya ölümcül bir oyuna girildiğini anlatıp caydırmaya çalışıyordu. Dünyanın egemen güçleri, sosyalist ülkeler dahil Kürdistan’ın bu statüsünü kabullenmiş, ölümü Kürt halkına kader olarak belirlemişlerdi. İçeride ve dışarıda kimsenin yaşam hakkı tanımadığı, var saymadığı bir halkı var kılmak ve örgütlemek için olağanüstü bir irade ve direniş gerekiyordu.
PKK ilk adımlarını attığında kafasına silahı dayattılar. Ölümü gösterdiler. Daha ideolojik grup aşamasındayken, eline silah almamışken 18 Mayıs 1977’de Haki Karer’i katlettiler. Haki’nin vurulması sıradan bir olay değildi. Hareketi beyninden vurarak dağıtmak, sindirmek ve saptırmak istediler. Ateşe el atarsanız yanarsınız, diyorlardı. Ama Önder Apo bu yönelimlere de partileşmeyle karşılık vererek direnişi daha üst aşamaya taşırarak cevap verdi. Bu PKK’de bir gelenek ve yaşam biçimine dönüştü. Her saldırı ve imha harekâtına bir karşı hamleyle cevap verildi.
Haki’yle kan döküldü. Devlet bildik kan dökücü geleneğini tırmandırarak sürdürdü. 1 Mayıs ve Maraş katliamları, sıkıyönetim, 12 Eylül faşist darbesi peş peşe geldi. PKK işkencelerde, zindanlarda da direniş geleneğini sürdürdü. En zor koşullarda, insanın iradesinin en ağır sınandığı alanlarda da direniş geleneğinden taviz vermedi. PKK militanları zindanlarda Hayri, Kemal ve Mazlum şahsında en üst adanmışlığı ve fedai ruhu açığa çıkardı. Onların izinden giden Beritanlar ve Zilanlar direnişleriyle Kürdistan kadınının sembol önderleri oldular. Birçok militan son bombalarını kendilerinde patlattılar. Teslimiyet yerine fedailiği yeni kuşaklara miras bıraktılar.
Avrupa, Rusya dahil Kürt halkının yaşadığı tüm alanlarda halk direniş temelinde eğitildi ve örgütlendi. Türk devleti tüm şiddet aygıtlarını ve psikolojik harbini PKK’nin öncülük ettiği direniş hareketine karşı sınırsız biçimde kullanıyor. Buna rağmen bu halk ve bu hareket direnişini ve mücadelesini büyüterek günümüze taşırmayı başardı. Türk devleti karşısında 40 yıl direnen başka bir örgüt veya halk yoktur. Direniş İmralı’dan Kürdistan’ın dört parçasına, oradan Ortadoğu’ya yayılmaya devam ediyor. Dünya halkları içinde giderek moral kaynağı oluyor. Bu açıdan PKK bir insanlık hareketi olma iddiasını da pratikleştiriyor.