Almanya’da 1993’ten beri uygulanan PKK yasağı, Cumartesi günü Frankfurt’ta “İfade özgürlüğü ve PKK yasağı” adıyla yapılan bir panelde tartışıldı. 

PKK yasağının kaldırılmasının zamanının geldiğini belirten konuşmacılar, konuyu tartışırken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile Türk devlet yetkililerinin yaptığı görüşmeler ve PKK’nin DAİŞ çetelerine karşı mücadelesinin gözönünde bulundurulmasını istedi. 

DGB sendikası salonunda yapılan panele konuşmacı olarak Almanya Federal Parlamentosu SPD Milletvekili Rüdiger Veit,  Verdi Sendikası Gazeteciler Birliği (DJU)- Hessen Temsilcisi Joachim Legatis ve gazetemiz çalışanlarından Mahmut Seven katıldı. 


‘Kürt vatandaşların sorunları çözülür’

SPD Milletvekili Rüdiger Veit, Türk devleti adına Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmeler ve PKK’nin DAİŞ’e karşı vermiş olduğu mücadeleye vurgu yaptı. 

Veit, “Almanya siyasetinde bugün gelişmeler görmekteyiz. Eş zamanlı olarak Türkiye, Sayın Öcalan’ı bugün görüşmelerin muhatabı olarak görmektedir. Sayın Öcalan’ın 10 maddelik teklifi üzerinden bugün görüşmeler halen sürüyor. Biz, ‘düşmanımın düşmanı benim dostumdur’ diyemeyiz. Fakat bugün ülkeler, DAİŞ’e karşı PKK ile ortaklık temelinde hareket ediyorlar. Bu belki resmi ve kontrat bazında kurulmuş değil ama birlik ve ortak mücadele var. Bu inkar edilemez. Ki Kürt savaşçılarına silah ve danışmanlık hizmeti sunulmuştur. Bu bir gerçektir. Bütün bunlar gözönüne alındığında bana göre PKK yasağı çoktan gözden gerilmesi gereken bir duruma gelmiştir. Geç bile kalındığını söyleyebiliriz” vurgulamasında bulundu.  

Yasağın kaldırılması, mutlaka gözden geçirilmesi ve bunun için ciddi bir araştırmanın yapılmasını isteyen SPD Milletvekili, “Bu yapıldığı takdirde eminin ki, burada yani Almanya’da yaşayan bir çok Kürt vatandaşımızın sorunları da büyük oranda çözülecektir” dedi. 

Almanya Federal Meclis’te PKK yasağı tartışmasının arzu edilen bir konu olmadığına işaret eden Rüdiger Veit, “Bir çok kişi bu konu üzerinde konuşmayı reddediyor. Bu bir gerçekliktir. Bunun  nedeni ise Türkiye ile olan ilişkileri zedeleme korkusudur. Fakat bu benim gözümde o kadar büyük bir sorun artık oluşturmaz. Çünkü Öcalan ile açık görüşmeler yapmalarını gözönünde bulundurmamız gerekiyor. PKK şiddete hayır dedi. Ortak bir yaşama taraf ise tutumlar ve yargılar tekrar gözden geçirilmelidir” ifadelerini kullandı. 


Semboller, yasaklar 

Mahmut Seven, ilk olarak yasağın basın ve ifade özgürlüğü ile olan boyutunu anlattı. Gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın “PKK’ye ait semboller” denilerek zaman zaman çeşitli sorunlarla karşılaştığını dile getiren Seven, “Almanya’da basın ve ifade özgürlüğü bir çok noktada baskı altındadır. Yasak sembolleri gazetenizde yayınladığınızda sorunlarla karşılaşıyorsunuz. Fakat o sembol bazen oluyor, haber veya fotoğrafın ayrılmaz bir parçası durumunda olabiliyor. Örneğin bir yürüyüşte yüzlerce bayrak ve sembol taşınıyor. Ben bir haber yaptığımda bu fotoyu da kullanmak zorundayım. Şimdi fotoğraftaki sembolleri tek tek kapatmaya çalışırsanız, o fotoğrafın da, o haberin de bir anlamı olmaz” şeklinde konuştu. 

26 Kasım 1993’te PKK yasağının resmi olarak yürürlüğe girdiğini dile getiren Mahmut Seven, o günden beri bürokratik kurumlarda ‘yasak semboller ve bayraklar’ diye bir broşürün olduğunu dil getirdi. Türkiye’de 4 bin köyün yakılıp boşaltıldığı, devletin karanlık güçlerince yüzlerce insanın sokak ortalarında enselerine kurşun sıkılarak öldürüldüğü bir süreçte PKK yasağının ilan edildiğine vurgu yapan Seven, bu yasakla Almanya’da çok sayıda Kürt’ün Alman devleti tarafından mağdur edildiğini söyledi. 


Muhabirlerimize baskılar

Seven uygulamalar hakkında şu örnekleri verdi:” Gazetemizin muhabirlerine, bize haber gönderdikleri için oturum verilmiyor. Yine Almanya vatandaşlığına alınmak istenen Kürtler için önce güvenlik araştırılması yapılıyor. Bu araştırmada vatandaşlık talebinde bulunan Kürt, Almanya’da yasalar çerçevesinde kurulmuş olan bir Kürt kurumuna üye ise o şahsın, üyesi olduğu kurumdan çıkması isteniyor. Yasal olarak kurulan ve resmi kayıtlı bulunan bir kurumdan bir üyenin çıkmasını istemek, zorla dayatmada bulunmaktan başka bir şey değil.”  


Rojava kaostan çıkış yoludur

Kürtlerin kendi ülkelerinde inkar edildiğini ve büyük baskılara maruz kaldığın hatırlatan Seven, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nin, bir kimliğin inkar edilmesine karşı mücadele ettiğini söyledi. Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin çabalarıyla Kürt halkının bugün ayakta olduğunu dile getirdi. Mahmut Seven 

“Yani benim kimliğimi ve varlığımı inkar eden bir siyaseti kabul etmem doğru olmadığı kadar mümkün de değildir.

Dünden bugüne kadar bir çok değişim oldu. Kürdistan Özgürlük Hareketi düşünce ve temelleri bazında değişim yaşadı, PKK’nin genel strateji ve hedeflerinde değişim oldu. Eski bağımsız Kurdistan hedefi, bugün Demokratik Özerklik ve demokratik toplumdur. Demokratik Ulus derken, Türkleri, Kürtleri, Arapları, Süryanileri, Müslümanları, Alevileri, Êzîdîleri ve daha bir çok etnik yapı ve inanç grubunu kapsıyor. Rojava deneyimi, bu düşüncenin pratikleşeceğini göstermiştir. Rojava modeli aynı zamanda Ortadoğu’da kaostan çıkışında yoludur” vurgulamasında bulundu.  

Avrupa ülkeleri ve özellikle de Almanya’nın, Kürt sorunu ve Kürt halkına yaklaşım konusunda şimdiye kadar şeffaf bir proje  ortaya koymadığını dile getiren Seven devamla, Almanya siyasetinin, PKK yasağı ile birlikte yasaklama ve dışlama politikasını sürekli gündemde tuttuğunu vurguladı.  

Seven, Alman siyasi kesiminin bu yasağı istediğini şu cümlelerle anlattı:”Eğer konu bir suça ceza vermekse, Alman Ceza Kanunu yeterlidir. Bunun için herhangi bir yasaklamaya gerek yok. Fakat siyasal açıdan istendiği için bu yasak sürüyor.” 


‘Devletin güvenliği’ gerekçesi

Joachim Legatis ise ifade özgürlüğünün her zaman gazetecilerin savunması gereken bir özgürlük olduğunu dile getirdi. 

İfade özgürlüğünün her zaman ‘devletin güvenliği’ gerekçesiyle ihlal edildiğine vurgu yapan Legatis devamla “Bizler DJU Hessen olarak ifade özgürlüğüne önem vererek yıllardır resmi kefillik yaptığımız gazeteci Ömer Çelik için yıllardır hukuk mücadelesi vermekteyiz. Ömer Çelik, Türkiye’de ifade özgürlüğü temelinde ihlale uğramış ve bugün KCK davasından yargılanan bir gazetecidir. Ömer Çelik gibi bir çok gazeteci, halen yargılanmalar ile karşı karşıyalar. Türkiye’de ifade özgürlüğü ağır bedeller altında ısrarlı bir çaba ile sürdürülüyor” dedi. 


NİHAL BAYRAM/FRANKFURT