
Kürtler ile dostları, 1993’ten beri Almanya’da uygulanan PKK yasağının kaldırılması için girişimleri ile gösterilerine devam ediyor. Hafta sonu Almanya’nın Hamburg, Kiel ve Heilbronn kentlerinde sokağa çıkanlar da 22 yıllık PKK yasağının kaldırılmasını ve Alman Ceza Yasası’nın 129 a/b maddelerinden yargılanarak cezevine konulan tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını talep etti.
Hamburg’ta yürüyüş yapıldı
Hamburg’un Altona semtinde, 15 Nisan’da Almanya Federal Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla tutuklanan Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) aktivistleri ile Kürt siyasetçilerin serbest bırakılması için başlatılan kampanya çerçevesinda bir yürüyüş düzenlendi. ATİK-Hamburg bileşenleri tarafından organize edilen gösteriye yaklaşık 300 kişi katıldı.
Alman devletine sert tepki
Eylem sonunda bir konuşma yapan Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) Eşbaşkanı Yüksel Koç, “Direnişimizi her yerde sürdürerek Alman ve Türk devletinin kirli politikalarını teşhir edelim” çağrısını yaptı. İnsanlığı tehdit eden DAİŞ’i durdurabilen tek güç olmasına ve Kürtler başta olmak üzere bölgedeki tüm halklar için özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesi vermesine rağmen PKK’nin üzerindeki yasağı kaldırmamakta ısrar eden Alman devletine sert tepki gösteren Koç, “Milyonların temsilcisi PKK’yi yasaklayacağınıza, DAİŞ ile olan bağlantılarınızı kesin. Alman devletinin samimiyetine inanmadığımız gibi artık yalanlarına da kanmayacağız” dedi.
NAV-DEM’den direniş çağrısı
Koç, NAV-DEM olarak Almanya’daki PKK yasağına ve muhaliflerin krimanilize edilmesine karşı direniş göstereceklerini vurgulayarak, “tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Direne direne kazanacağız” ifadelerini kullandı.
Kavak ve Demir’e destek
Yürüyüş Bedrettin Kavak ve Mehmet Demir’in tutuklu bulunduğu Dammtor Cezaevi önünde düzenlenen mitingle son buldu.
Kürt siyasetçiler serbest bırakılsın
Kiel kentinde Demokratik Güç Birliği bileşenlerinin organize ettiği eylemde ise tutuklu Kürt siyasetçiler Metin Aydın, Ali Özel, Mehmet Demir, Ahmet Çelik, Kenan Bastu, Bedrettin Kavak, Abdullah Şen, Mustafa Çelik’in fotoğrafları taşındı.
Kürtler çıkar ilişkilerine kurban ediliyor
Kiel Demokratik Kürt Toplum Merkezi adına yapılan açıklamada Kürtlerin Almanya ve Türkiye arasındaki siyasi menfaatlere kurban edilmek istendiğinin altı çizilerek “Bu tarihi hatanın ortadan kaldırılması gerekir. Bütün dünya, PKK’nin DAİŞ çetelerine karşı amansız bir insanlık savaşı verdiğini çok iyi biliyor. Buna rağmen Almanya ve Avrupa devletleri olmak üzere dünya üzerinde söz sahibi olan güçler, neden PKK’yi kriminalize etmede ısrar etmektedirler” sorusu yöneltildi.
Merkel Erdoğan’la kirli pazarlık içinde
Sivil toplum örgütü Alte Meierei Kiel adına yapılan açıklamada da “Türkiye’de Kürt siyasetçilere uygulanan baskı ve tutuklama furyasına Almanya’nın da dahil olması kabul edilemez” denilerek, Kürt tutsakların bir an önce serbest bırakılması ve PKK yasağının da kaldırılması talep edildi.
Kartları yeniden karın
Heilbronn’da ise protesto yürüyüşünü Navenda Civaka Kurd Heilbronn ile Organizeli Sol (Organisierte Linke) birlikte düzenledi. “Kartları yeniden karın, baskı yerine özgürlük, savaş yerine barış ve PKK yasağı kalksın” ana sloganıyla yapılan eylemde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ve tutuklu Kürt siyasetçilerinin posterleri ile PYD, YPG/YPJ flamaları taşındı. Y
Yürüyüş süresince ‘PKK Halktır, Halk Burada’, ‘PKK Yasağı Kalksın’, ‘Katil Erdoğan’, ‘Terörist Erdoğan’ ve ‘Bütün Siyasi Tutuklulara Özgürlük’ sloganları atıldı.
Konuşmalarda ise Alman Ceza Yasası’nın 129 maddesiyle PKK yasağından dolayı, Kürt siyasetçilerin haksız bir şekilde cezalandırıldığı ifade edildi.
Y.ÖZGÜR POLİTİKA HABER EKİBİ
Yasakla Kürtler kriminalize ediliyor
PKK yasağının kaldırılması için son yıllarda Alman kamuoyunda hükümete yönelik bir basınç var. Bu basınç Kürtlerin DAİŞ’e yönelik kazandığı Kobanê ve Şengal zaferiyle birlikte daha da arttı. Ancak tepkilere rağmen Alman devleti, Türkiye ile yakın işbirliğini Kürtler ile muhaliflerin hedef alınmamasında da sürdürüyor. Almanya’da 1993’ten beri PKK yasağı (örgütün Almanya’da tek şiddet eylemi olmamasına rağmen) uygulanarak politik Kürtlerin neredeyse tamamı krimanilize edilirken, Kürt kurumları ve dernekleri ile basın yayın organları da baskı altında tutuluyor.
129 a/b muhalifleri hedefliyor
Kürt siyasetçiler de tıpkı Türkiye’de olduğu gibi siyasi operasyonlarla cezaevine konuluyor. Şu anda Almanya’da Metin Aydın, Ali Özel, Mehmet Demir, Ahmet Çelik, Kenan Bastu, Bedrettin Kavak, Abdullah Şen, Mustafa Çelik isimli Kürt siyasetçiler tutuklu. Kürt siyasetçilerin tutuklanmasına yasal kılıf olarak ise Alman Ceza Yasası’nın ‘Suç ve Terör Örgütüne Üyelik’ başlığındaki 129 a/b maddesi kullanıyor. 129a ve 129b maddeleriyle siyasi faaliyetlerin sistematik bir şekilde takip altında tutulması ve kriminalize edilmesi mümkün kılınıyor. Söz konusu maddeler, sırf örgüt üyelerine karşı değil zulme karşı direnen özgürlük hareketlerine destek verenlere karşı da uygulanıyor. Bu yasadaki suç kapsamı çok geniş tutulduğu için birçok aktivist mağdur olabiliyor. Son 20 yılda 129. maddeden açılan soruşturmalar ve davaların önemli bir kısmı Kürtlere karşı yürütüldü. Sırf 2000 yılından sonra Almanya’da 30’u aşkın Kürt siyasetçi ve aktivist, 129. maddeden hapse mahkum edildi. 129b maddesi ise 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra çıkarıldı. 129b maddesi gereği kimlerin soruşturmaya tabi tutulacağına Alman Adalet Bakanlığı karar veriyor. Yani hükümet, siyasi kararlarıyla yargıya etki edebilme olanağına sahip. Peki 129a ile 129b arasındaki fark nedir? 129a ile Almanya sınırları içinde işlenmiş ‘suçlar’ yargılanıyor. Ancak 129b ile birlikte, yurtdışında işlenmiş bir ‘suç’ Almanya’da ‘terörist suç unsuru’ olarak ele alınıp cezalandırılabiliniyor. Bu şekilde Almanya’da hiçbir şekilde faaliyet yürütmeyen örgütlerin sempatizanları da iki devlet arasındaki işbirliği sonucu ‘terörizm’den yargılanabiliyor.
İlk dava Kıtay’a açıldı
Almanya’da 129b maddesinden ilk olarak 13 Ağustos 2012 tarihinde Kürt siyasetçi Ali İhsan Kıtay yargılandı. Kürt siyasetçi ‘yurt dışındaki bir terör örgütüne yönetici üyesi olmak’ suçlamasıyla 2,5 yıl hapse çaptırıldı. Hamburg’da tutuklu bulunan Kıtay, Şubat 2015’te şartlı olarak tahliye edildi.
10 ATİK’li de halen tutuklu
129 a/b sadece Kürtleri de hedeflemiyor. Seçimlerde HDP’yi destekleyen Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) gibi muhalif kurumlar da siyasi operasyonlardan nasibini aldı. Almanya’da, 15 Nisan 2015’te, birçok yönüyle ilgi çekici bir operasyona start verildi. ATİK üyeleri ve yöneticilerinin evlerine yapılan eş zamanlı baskınlarda, aynı dosyadan, Almanya’da 7, İsviçre’de 1, Fransa’da 1 ve Yunanistan’da 1 kişi olmak üzere 10 kişi tutuklandı. Tutsakların isimleri şöyle: Müslüm Elma, Seyit Ali Uğur, Haydar Bern, Erhan Aktürk, Musa Demir, D. Banu Büyükavcı, Sinan Aydın, Sami Solmaz, Mehmet Yeşilçalı, Deniz Pektaş. ATİK operasyonları esasen 129 a-b fiilinin en iyi prototiplerinden biri. Zira tutuklananlara isnat edilen suç, Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist’e (TKP/ML) üye olmak. Ancak İbrahim Kaypakkaya önderliğinde 14 Nisan 1972’de kurulan TKP/ML’nin ‘terör örgütü’ olduğu, tutuklananların ‘terör faaliyeti içinde olduğu’ savı, hukuki bir süreç neticesinde ortaya çıkmış değil. Keza TKP/ML, ne Almanya’da ne de Avrupa’da ‘terör örgütleri listesi’nde. Belli ki tutuklama kararı Türkiye’yle örtülü bir ilişkinin neticesinde ortaya çıkan siyasi bir kararın sonucu. 129. madde, işte bu hukukdışılığa yasal kılıf sunuyor.
HABER MERKEZİ