Almanya’nın Bonn kentinde üçüncü Uluslararası Hukuk Konferansı yapıldı. Uluslararası Hukuk ve İnsan Hakları Derneği (MAF-DAD) ile insan hakları kuruluşu Azadi'nin organiza ettiği, "Kürtler örneğinde sözde ‘Terörizmle Mücadele’ye Uluslararası Hukuk açısından Bakış" başlıklı konferansa Avrupa ve Türkiye’den yüze yakın hukukçu, insan hakları savunucusu katıldı. 6 ve 8 Şubat tarihleri arasında yapılan konferansta, Kürdistan ve özellikle de Rojava örneği üzerinden ulusların kendi kaderini tayin hakkı ile terör listelerinin oluşturulması ve meşruluğu konuları tartışmaların merkezinde yer aldı.


Açılışı Remzi Kartal yaptı

İmralı heyetinde yer alan Hatip Dicle katılamadığı için, KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal konferansın açılış konuşmasını yaptı. Kartal, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus çözümünü anlattıktan sonra, PKK’nin ve Kürt Özgürlük Hareketi'nin halkların kendi kaderini tayin hakkına yeni bir yorum getirdiğine vurgu yaptı. Bu yorum ile halkların kendi kaderini tayin hakkı, devlet merkezli düşünceden koparılmış ve özyönetimle, demokratik özerklik çerçevesinde bir çözümün artık mümkün olduğunu belirtti. "Çözüm demokratik ulustur" diyen Kartal, sosyalizmin de ancak ulus devleti aştıkça alternatif oluşturabileceğini vurguladı. Kürt sorununun çözümü ile ilgili yol arayışlarına değinen Remzi Kartal, demokratik bir anayasanın çözüm için hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Bunun için de Türkiye’de radikal demokratik değişimin zaruri olduğunu belirten Kartal, çözüm olmadığı takdirde KCK sistemi ile Kürtlerin özgür alanlar oluşturacağını ve öz güçleriyle demokratik ulusu inşa edeceklerini  söyledi. 


PKK partner olarak görülmeli

Konferansın "Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtler" başlıklı ilk oturumunda Alman hukukçu Prof. Norman Peach, Rojava’daki direnişe dikkat çekerek, Kobanê’nin şimdilik kurtulduğunu ancak DAİŞ tehdidinin tüm Kürt kantonları için devam ettiğini belirtti. Kürtlerin, 2011’de başlayan Suriye'deki başkaldırıda üçüncü yolu tercih ederek, Rojava'da Demokratik Özerkliği inşa sürecini başlattığı hatırlatan Peach, "Diktatöryel bir ortamda demokratik bir cennet kurulması zordur. Bu nedenle süreci tamamlamak için mücadele edilecektir" dedi.  

Rojava’ya yönelik devam eden boykotun sona erdirilmesini de isteyen Norman Paech, Kürtlerin kendi özgüçleriyle ayakta kalmaları için sınırların açılmasının önemli olduğuna dikkat çekerek, "sınırların özgürce kullanımı" ilkesine atıfta bulundu. Norman Paech, son olarak "PKK’nin sadece Kuzey Kürdistan’da değil, Avrupa’da da kendisine yönelik ayrımcılıktan kurtulması ve terör örgütleri listesinden çıkarılarak, barış yolunda önemli bir partner olarak görülmesi gerekir" dedi. 


Kürtler sistem geliştiriyor

Hollanda Wageningen Üniversitesi’nden sosyolog Joost Jongerden de "Kürtler, kendi özyönetimini kurma modelini geliştirme yolunda ilerliyorlar. Bugün bu insanlar (Kürtler) milliyetçilik ve merkeziyetçilikten uzak bir sistem geliştiriyorlar" dedi. "Devrim bir iktidarın birinden bir diğerine geçişi değildir" sözüne atıfta bulunan Jongerden, PKK’nin insanın yeniden yapılandırıldığı gerçeğini gördüğünü, ancak Türk solunun bunu göremediğini belirtti.  Ulus devletin diğer halkları da ezmeyi ve inkarı beraberinde getirdiğini dile getiren Jongerden, KCK sistemi için ise, "KCK tabandan yukarıya örgütlenen bir sistemdir. Ve bu sistemi en iyi şekilde yansıtan bir örnekti dedi. Jongerden, konuşmasını PKK kurucularından Mazlum Doğan’ın ‘özgürlükten ve bağımsızlıktan daha değrli birşey yoktur’ sözüyle bitirdi. 


Demokratik Konfederalizm 

Ortadoğu için şans

Rojava’ya giderek Demokratik Özerklik projesinin sahada nasıl uygulandığını inceleyen Cambridge Üniversitesi’nde siyaset sosyolojisi uzmanı olan Prof. Dr. Thomas Jeffrey Miley ise konuşmasında, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın teorilerine dikkat çekti. Öcalan ile Kürt hareketinin Demokratik Konfederalizm’i sadece "Büyük Kürdistan" için değil, tüm bölge için istediğini söyledi. Ulus devlettin aksine çok dilli ve kültürlü toplumu hedefleyen Demokratik Konfederalizm projesinin Ortadoğu için bir şans olduğuna vurgu madı. İrlandalı insan hakları savunucusu Noelle Higgins ise kendi kaderini tayin hakkının ulus devletlerin sınırları içerisine hapsedildiğini belirtti.


Devletlerin terörü görülmüyor

Konferansın "Terörizm Söylemi ve Kürtler" konulu oturumunda konuşan Durham Üniversitesi'nden Prof. Fiona de Londras, uluslararası hukukta net bir 'terörizm' kavramının bulunmadığına ve bu konudaki kararların siyasi olarak alındığını söyledi. Devletlerin 'terörizmin' net bir tanımını yapmamayı çıkarlarına uygun gördüklerini altını çizen Londras, "Devletler bir eylemi ‘baş edilemeyecek’ bir eylem olarak gördüğünde, derhal onu ‘terörist eylem’ olarak kabul ediyor. O zaman da olağanüstü önlemlere ihtiyaç duyarlar, yani radikal eylemler gerekli görürler ve sonuçta anti terörizm hukukudur oluşturulan. Böylece oluşan durumda devletler terörizm aktörü olmaz, aktörler devlet olmayanlardır" dedi. De Londras hemen hemen bütün devletlerin artık bir anti terörizm kanunun mevcut olduğunu belirtti ve bazı devletlerde sadece bu iş için özel mahkemelerin bulunduğunu ve suçlananların delilleri görme hakkının bile bulunmadığını belirtti. De Londras devletlerin 'terörizm' olarak tanımladıkları eylemleri baskıcı kanun ve uygulamaları kabul ettirmek için kullandıklarını, bu uygulamaların hükümetleri güçlendirirken muhalefeti ise zayıflattığını söyledi. İnsani yardım, yemek verme ve dağıtma gibi eylemlerin dahi eğer bir ‘terör örgütü’ ile bağlantısı kurulursa ‘terörizme’ girdiğine dikkat çeken de Londras,  "Terörist damgası yediğinizde tüm yaptıklarınız 'terör suçu' oluyor" dedi. De Londras ayrıca hemen hemen bütün devletlerin artık bir anti terörizm kanunun mevcut olduğunu belirtti ve bazı devletlerde sadece bu iş için özel mahkemelerin bulunduğunu ve suçlananların delilleri görme hakkının bile bulunmadığını belirtti. 

Avukat Mahmut Şakar ise, Kürtlerin son yüzyıldır maruz kaldığı siyasi baskılara, katliamlara ve trajedilere dikkat çekerek tüm bunlara rağmen devlet terörüne karşı her alanda verilen mücadeleyi anlattı.


Almanya politikasını değiştirmeli

Konuşmacılardan İnsan Hakları İçin Uluslararası Liga Başkanı Yardımcısı Dr. Rolf Gössner, "Demokratikleşme için Kürtlerin Ortadoğu’daki aktif bir aktör olduğunu görmek gerekiyor. Rojava’da dünyaya ve özellikle Türkiye’ye örnek olabilecek bir sistem geliştirdiler" dedi. Gössner, tüm bunların ışığında DAİŞ'e karşı savaşan Pêşmerge'ye silah veren Almanya’dan Kobanê'deki DAİŞ'e karşı büyük bir zafer elde eden YPG/YPJ güçlerini görmezlikten gelmekten vazgeçmesini ve PKK yasağını kaldırarak, yeni bir başlangıç yapmasını istedi. 


Yasal süreç sürüyor

Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nin 6 aylık toplantılarında ‘terör örgütleri listesi’ni periyodik olarak güncellediğini söyleyen Hollandalı avukat Marq Wijngaarden ise 1 Mayıs’ta PKK’nin listeoen çıkarılması için yeni bir itiraz başvurusu yaptıklarını ve Mart ayına kadar konseyin cevabını beklediklerini ve bundan sonra da bir yıllık bir süre beklemek zorunda olacakları bilgisini verdi. 


AB'nin yasaları çarpık

MAF-DAD Genel Başkanı avukat Heike Geiswald tarafından dün yönetilen oturumda ise Alman Sol Parti (Die Linke) Federal Meclis Miletvekili Andrej Hunko ile uluslararası davalara bakan Belçikalı avukat Jan Fermon birer sunum yaptı. Jan Fermon, PKK’nin sanki sadece barış süreci ve DAİŞ ile mücadele ile birlikte ‘iyi örgüt’ olduğu imajının yaratılmamasını isterken, AB’nin mevcut terör yasalarının ‘hem DAİŞ faşistlerini, hem de onlara karşı savaşanları yargıladığının’ altını çizdi. Fermon ayrıca AB 'terör listesi'ndeki birçok örgütün sadece gazete haberlerine dayanılarak listeye alındığını söylerken, buna örnek olarak da İran Halkın Mücahitleri örgütünü gösterdi. 


Yasak siyasi motifli

Miletvekili Andrej Hunko da Almanya’daki PKK yasağının da tamamen siyasi motiflere dayandığının ve artık buna bir son verilmesinin altını çizdi. Hunko  PKK’nin AB’nin 'terör listesin'den çıkarılması durumunda dahi esas hedefin listenin tümüyle kaldırılması olduğunu söyledi. Kobanê direnişi ile birlikte Almanya'da Kürtlere karşı büyük bir sempati ve dayanışma olduğunu gördüklerini kaydeden Hunko, PKK’ye silah yardımı yapılması fikrinin de sağcı politikacı Volker Kauder tarafından gündeme getirildiğini hatırlattı ve ekledi: "Buna karşı biz ise 'bir yandan silah verelim diyorsunuz, bir taraftan da Kürtleri halen kriminalize ediyorsunuz, bu yanlıştır’ dedik. Artık Alman hükümeti PKK ve Kürtlere karşı politikasını değiştirmeli.“


Rojava'da herkes asli

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Mazlum Dinç ise konuşmasında Rojava’da kurulan sistemin halklar arasında başarılı bir uzlaşı kültürü geliştirdiğini söyledi. Rojava’da temsiliyetin oldukça adil olduğunu ve hiç bir şekilde ulus devlet kültürüne ait azınlık teriminin kullanılmadığını kaydeden Dinç, sistem içerisinde demokratik kuralların işletildiğine dikkat çekti. 


Sonuç bildirisi açıklanacak

İki gün boyunca ‘terör’, ‘terörle mücadele’, ‘meşru savunma’ ve ‘ulusların kendi kaderini tayin hakkı’ gibi konularda çok sayıda sunumun yapıldığı Uluslararası Konferans, dün akşam saatlerinde sona erdi. Oldukça başarılı geçen konferansın sonuç bildirisinin ise önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor. 


 BONN