
Aktion 3. Welt Saar Derneği'nin yöneticileri Roland Röder ve Gertrud Selzer, Kürtleri krimanilize eden PKK yasağının NATO ve ABD'nin de dahliyle stratejik bir karar olarak Almanya'da yürürlüğe konduğuna dikkat çekti.
Almanya'nın Saarland Eyaleti'nin küçük bir kasaba olan Loshaim am See'de faaliyet yürüten Aktion 3. Welt Saar Derneği, Alman devletinin 1993'ten beri uygulamaya koyduğu PKK yasağına karşı mücadele yürütüyor. DAİŞ çetelerinin Kobanê'ye saldırısından sonra Rojava için dayanışma etkinlikleri de düzenleyen derneğin yöneticileri, "Yaşanır bir dünya için mücadele ettiklerini vurguluyor. Derneğin kurucu yöneticilerinden Roland Röder ve Gertrud Selzer ile çalışmalarını, Almanya'nın Kürt politikası ile yürürlükteki PKK yasağını konuştuk.
'Yaşanılır bir dünya için çalışıyoruz'
Roland Röder, 1982'de kurulan Aktion 3. Welt Saar'ın amaçlarını şöyle özetliyor: "Almanya genelinde faliyet yürütüyoruz. Fakat sadece Saarland'da yerimiz var. Biz kurum olarak yaşanır bir dünya, yolsuzluk, hırsızlık, adaletsizliğin olmadığı, her şeyin insanca eşit ve kardeşçe paylaşıldığı, her bireyin kendi renk ve güzellikleri ile var olduğu, eşit bir şekilde yaşadığı bir dünyada, özgürce bir yaşam için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Projelerimiz genelikle globalizm, açlık, iltica, ırkçılık, radikal İslam, anti semitizm ve Kürdistan temalı. Bu temaları esas alan herkesle ve her kurumla beraber çalışırız. Politik çalışmalarımızın yanında sosyal projeler de gerçekleştiriyoruz. Almanyanın tarım politikasını yalnış buluyoruz ve değişmesi taraftarıyız. Çiftçiyi ve organik tarımı koruyan, geliştiren projeler üzerine çalışıyoruz. Futbol fanatizmine karşı, futbolun birleştirici, dostluk yönlerinin ön plana çıkararak gerçek sporseverlerin desteklenmesi ve futbolun faşizimden uzaklaştırılmasından yanayız."
'Kürdistan sömürgedir'
Gertrud Selzer ise Kürdistan'ın bir sömürge olduğunu vurgulayarak, "Bize göre Kürt sorunu etnik bir sorun değil. Kürdistan'ı sömürgeleştiren devletler, bölgedeki doğa zenginliklerini elde etmek için Kürtleri sömürüyor, baskı uyguluyor, yok sayıyor ve sürgüne gönderiyor" tespitini yapıyor.
'Kürt politikası çıkara dayalı'
Alman devletinin Kürt politikasını da eleştiren Selzer, "Alman devleti Kürtlere karşı çok istikrarlı bir politika izledi. Bismarck'tan (1815 -1898) günümüze dek hep aynı çizgiyi savundu. Kürtlere, Türkiye özgülünde baktı. Geçmişte Osmanlı günümüzde ise Türkiye'yi kızdırmamak adına, Ankara ile var olan çıkarlarının zedelenmemesi adına Kürtleri hep yok saydı. Sadece Kürtlere değil bölgedeki tüm halklara böyle yaklaştı. Birinci Dünya Savaşı'nda sırf çıkarları bozulmasın diye Ermeni Katliman'ına karşı da sesini çıkarmadı" ifadesini kullandı.
'PKK yasağı stratejik bir karar'
22 yıldır yürürlükte olan PKK yasağının da Türk-Alman tarihsel işbirliğinin ve Bismarck'ın politikasının bir devamı olduğunu dile getiren Selzer, yasağın gökten zembille inmediğini ve bunun belirli bir mantığa dayandığını ifade ediyor. Yasağın, NATO ve ABD'nin de arkasında bulunduğu stratejik kararla yürürlüğe konduğunu vurgulayan Selzer, bu konuda şunları söyledi: "Alman devleti 'PKK yasağını getirmesek, dış politikamız inandırıcı olmaz' diyor. Ancak Alman devletinin yasak gerekçelerini yine kendi kurumları yalanlıyor. 90'lı yıllarda Almanya Federal Parlamentosu, PKK'nin uyuşturucu bağlantısının olmadığı kanısına vardı. Silah ticareti ve zorla para alma da ispatlanamadı. Yani yasak kararı alınırken öne sürülen tüm argümanları kendi kurumları çürüttü. Bu temelde PKK yasağı, stratejik bir karardır. PKK yasağı kararında ABD'nin etkisi de yadsınamaz. NATO ile olan ilişkiler çerçevesinde hareket edildi. Yine Almanya 90'lı yıllarda sırf tarihsel nedenlerden dolayı, Doğu Almanya silahlarını Türkiye'ye verdi. Bu silahların Kürtlere karşı kulanmasına da göz yumdu."
'Kamuoyu yanlış bilgilendirildi'
Selzer, 90'lı yıllarda PKK yasağı hakkında Alman halkının bilinçli bir şekilde yanlış bilgilendirildiğini de dile getirdi. Kamuoyunun basın üzerinden yanıltıldığını söyleyen Selzer, "Basına yanlış bilgi veriliyordu. Örneğin, 1995'te Aşağı Saksonya Eyaleti'nde Anayasayı Koruma Dairesi, 'Almanya'da PKK'nin keskin nişancıları var' dedi ve panik yaratmaya çalıştı. Bu haber PKK yasağının devam etmesi ve daha radikal olmasına yardımcı oldu. PKK'nin uyuşturucu ve silah ticaretiyle gelir sağladığı, haraç topladığı, insanlara şantaj yaptığına dair yalan yanlış haberlerle yasak güçlendirilmeye çalışıldı. Bu haberlerle algı operasyonu yarattı. Ama zamanla bu haberlerin hiçbiri ispatlanamadı ve PKK yasağının hiçbir dayanağı kalmadı."
'Yasak Kürtleri mağdur etti'
Selzer her toplumda olduğu gibi Kürt toplumunda da bazı bireylerin suçlara karışmış olabileceği ancak bunların tümden PKK'ye mal edilmesinin doğru olmadığını vurguluyor. Selzer "Bireylerin yanlış hareketleri PKK'ye mal edildi. O zaman Almanların ya da Türklerin bireysel yaptıkları eylemler de Alman ve Türk halkına mal edilsin. Böyle bir yanlış olabilir mi? PKK yasağıyla birlikte Almanya'da Kürt kurumlarına ve Kürtlerle dayanışma içerisinde olan Alman kurumlarına baskınlar düzenlendi. Saarbrücken'deki Kürt derneği baskınının tanığıyız. PKK yasağından dolayı Kürtler mağdur edildi. PKK yasağından dolayı birçok Kürt mağdur edildi. Hala tutuklu ve soruşturmaya tabi tutulan insanlar var. Hala ev baskınları var. Kürtlerle birlikte hareket eden kurumlar ciddi bir devlet baskısı yaşıyor. Bu bazı insanlarda irade kırılmasına neden oluyor. Hem Kürtler de hem Almanlar da" dedi.
'Zafer silahsız kazanılmadı'
Almanya'da PKK yasağı bazen çok saçma uygulamaları da beraberinde getiriyor. Her yöne çekilebilen lastik yasak, Avrupa devletleri ve uluslararası güçler tarafından çeşitli toplantılara davet edilen PYD'ye de olumsuz yansıyor. DAİŞ çeteleri Kobanê'ye saldırdıktan sonra Saarbrücken'deki Sparkasse'de Kobanê ile dayanışma amacıyla konto açıldı. Ancak bu konto hesabı daha sonra banka tarafından kapatıldı.
Röder, bu anlamsız uygulamayı şu şekilde eleştiriyor: "Kapatılan hesap tüm bu anlattıklarımıza somut bir örnektir. Kapatma gerekçesi olarak toplanan parayla silah alınabileceği kaygısı gösterildi. DAİŞ barbarlarına karşı hangi insani yardımdan bahsediyorlar. Bunlar (DAİŞ'i kast ediyor) silahtan başka neyden anlıyor! Rojava'da kazanılan zafer silahsız mı kazanıldı sanki! Amerika bile PYD'ye silah yardımı yaparken bu hesabın kapatılması çok saçma. Bu kararların alınması dahi PKK yasağı ile alakalıdır."
'PKK Almanya'da suç işlemedi'
Röder'e "PKK yasağının kaldırılması için Kürtler neler yapmalı" diye sorduğumuzda cevabı şu oluyor: "Hiç bir şey!" "Nasıl yani" diyoruz, Röder de açıklıyor: "PKK yasağının Kürtlerle ilgisi yok. Jeopolitik nedenlerden dolayı alınan bir karardır. Yasak, PKK faaliyetlerinden kaynaklı değil. 20 Kürt'ün otobanı bloke etmesinin PKK ile alakası nedir ki? Bu tür eylemlerin PKK yasağına gerekçe olması kabul edilemez."
Röder, 90'lı yıllardaki eylemlerden dolayı Alman halkından özür dileyen KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık'ı da eleştiriyor: "Cemil Bayık'ın Alman halkından özür dilemesini doğru bulmuyoruz. Açıkçası PKK yasağının kaldırılmasından sonra bunu Cemil Bayık'la konuşmak isterdik. Çünkü PKK, Almanya'da herhangi bir eylem yapmamıştır. Onun için özür dilemesi de doğru değil."
'Öcalan eylemleri yetersiz'
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'nın durumunu Nelson Mandela'ya benzeten Selzer, Kürtlere ise "Öcalan için yeterince eylem yapmıyorsunuz" eleştirisini yapıyor.
Öcalan'ın özgürlüğü için yapılan eylemlerin çeşitlilik açısından kısır olduğunu dile getiren Selzer, "Ortada Nelson Mandela örneği varken Kürtlerin bunu değerlendirmemesini bir eksiklik olarak görüyoruz" dedi. Mandela'nın da Öcalan gibi çok uzun süre cezaevinde kaldığını hatırlatan Selzer, Kürtlerin Öcalan'a yapılan haksızlığı sürekli olarak dünyanın gündemi getirmesi gerektiğini söyledi.
'Almanya’nın Rojava politikası hatalı'
Almanya'nın Türkiye'yi kızdırmamak adına Rojava'yı görmediğine dikkat çeken Röder de "Almanya'nın Rojava'ya yardım yapmamasının tek nedeni yine Türkiye'dir. Rojava'da PKK endeksli bir başarı Türkiye'nin hoşuna gitmez. Almanya, Rojava'ya yardım yaparak Türkiye'yi gücendirmek istemiyor. Almanya, Türkiye'yi kızdırmamak adına 'iyi Kürt-kötü Kürt' ayrımına gidiyor. Almanya'ya göre Güney Kürtleri, yani Barzani iyi Kürt. Rojava ve Türkiye Kürtleri yani PKK kötü Kürt. Oysa iyi Kürt, kötü Kürt diye birşey olamaz. Kürt Kürttür. Almanya bu tutumu takınırken, bizim açımızdan sürpriz ama doğru olan ise ABD'nin Rojava'ya silah yardımı yapması. Kürtler açısından bu çok olumlu. Aynı şekilde 2014 ilk baharında İsrail'in Rojava kantonlarını tanıması da önemli. "
'YPG'ye silah yardımı yapılmalı'
Aktion 3. Welt Saar Derneği'nin iki yöneticisi son olarak Suriye’de DAİŞ'e karşı durabilen tek güç olan YPG ve YPJ savaşçılarına dünyanın silah yardımında bulunmasını talep etti.
ERKAN GÜLBAHÇE/DİLAN AKDOÐAN/LOSHAİM AM SEE