Münih’te Cumartesi günü Azadi Hukuk Bürosu ve Civaka Azad’ın organizesiyle ‘Kürtlerin kriminalizasyonu-Bayern örneğinde temel hakların yok edilmesi’ başlığıyla yapılan konferansta Almanya’da Kürtler üzerindeki devlet baskıları tartışıldı. Münih’te EineWeltHaus konferans salonunda gerçekleşen konferans, Bayern Eyaleti Mülteci Meclisi, Rote Hilfe Münih Şubesi ve ‘noPAG’ olarak bilinen Bayern Polis Kanununa Hayır İttifakı tarafından desteklendi. RAF’tan sonra icat ettikleri iç düşman PKK! Azadi Hukuk Bürosu’ndan avukat Heike Geisweid’ın açılış konuşmasının ardından konferansın ilk oturumunda avukat Carl W. Heydenreich söz aldı. Heydenreich, Almanya’da Kürtlere yönelik kriminalizyon politikasının tarihi arka planını anlattı. 1988 yılında PKK’ye karşı gerçekleştirilen Düsseldorf mahkemesinde de avukat olan Heydenreich, davanın iç ve dış siyaset için çok fazla anlamı olduğunu kaydetti. Heydenreich, devletin güvenlik aparatları için RAF’tan sonra PKK, bir iç düşman olarak görüldüğünü belirtti. 19 kişiye açılan Düsseldorf davası için de şunları dile getirdi: “Federal başsavcı, medya politikasına öncülük etti ve basına ‘PKK, RAF’tan daha tehlikelidir’ dediler. Bu şekilde PKK en büyük iç tehdit olarak lanse edildi. Dava da düşman hukuku çerçevesinde hazırlandı. Düsseldorf hapishanesine yakın eski bir polis karakolu yeniden inşa edildi. Federal Başsavcı da basına ‘PKK’nin roket saldırılarına karşı korunmak için cezaevlerini de böyle dayanıklı inşa etmeliyiz’ dedi. Bu iç politikaya yönelik açık işaretlerdi ve neyin yanlış olduğunu bu şekilde anlatılıyordu.” DAİŞ’e karşı savaşanlar takip altında Daha sonra söz alan avukat Mathes Breuer, Bayern’de ceza alan Kürtlere yönelik açıklamalarda bulundu. Breuer, Münih’te halihazırda devam eden 100 dava olduğunu ve sosyal medyada YPG/YPJ paylaşımında bulunduğu için 100 kişiyle ilgili soruşturma açıldığını kaydetti. Breuer şunları dile getirdi: “Örneğin Uluslararası Af Örgütü kurumu üzerinde YPG bayrağı dalgalanırsa bu bir sorun değil. Ama bir Kürt bu bayrağı dalgalandırırsa bu bir sorun.” Azadi Yönetim Kurulu üyelerinden Dr. Elmar Millich de Almanya Türkiye ilişkilerine vurgu yapıp, yüzünü Kürdistan özgürlüğüne dönenlere değinerek şunları dile getirdi: “Bugün Alman gençleri insan haklarını savunmak için Rojava’ya gidiyor fakat döndüklerinde Alman devletinin takibine takılıyor.” Konferansın ikinci oturumunda söz alan Claus Scheer, Almanya’nın Türkiye’ye yönelik siyasi, ekonomik ve askeri desteğini sonlandırması gerektiğini dile getirirken, PKK yasağının mutlaka kaldırılması gerektiğini vurguladı. Azadi Hukuk Bürosu’ndan Monika Morres’in, bir Rote Hilfe üyesinin ve Azadi’den Devran Dursun’un konuşmalarıyla sona eren konferansta, Almanya’nın çok yönlü kriminalizasyon politikalarına dikkat çekildi. MÜNİH