KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık, ”PKK’nin düşmanı, Kürt düşmanıdır” diyerek, ‘Kürt halkının hizmetindeyiz’ diyenin de Türk devletine hizmet edemeyeceğini vurguladı. Bayık, ”Kimse işgalci Türk devletinin hizmetine girmemelidir, Kürtlere karşı düşmanlık yapmamalıdır” diye uyardı.

Güney Kürdistan yönetiminin, Türk devletini Kerkük gibi birçok yere soktuğunu, hatta siyasi ve ekonomik yardımlarda da bulunduğunu kaydeden Bayık, ”Kerkük’te PKK’ye karşı silahlı güç hazırlığı, sadece PKK düşmanlığı değil, aynı zamanda Kürtlere de düşmanlıktır” dedi.

Tecride karşı direnişin, Türkiye ve destekçilerini çok zorlayıp çaresiz bıraktığı için avukatların görüşmesine izin verdiğini söyleyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, ”Adalet Bakanlığı’nın açıklaması, avukatların ve CPT’nin ziyaretini göz önünde bulundurursak burada bir sonuç ortaya çıkıyor. Bir takım dış güçler de tecridin sona ermesini istemiş. Türkiye adım atmaya zorlandı” şeklinde konuştu.

Stêrk TV’de yayınlanan Rojeva Welat programına katılan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, İmralı görüşmesi, sona eren açlık grevi direnişi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’nin birliğine ilişkin mesajı, İstanbul seçimleri, İdlib savaşı ve Efrîn işgaline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Adım atmak zorunda kaldılar

Kürt halkı, dostları ve eylemcilerin, hep birlikte grevi direnişini geliştirip amacına ulaştırdığını belirten Bayık, tecridin Öcalan şahsında Kürdistan halkına ve tüm demokrasi güçlerine yönelik yönelik olduğunun; tecrit ve demokrasi ilişkisinin gösterildiğini söyledi. Türkiye’de faşizmin sona ermesi, ülkenin demokratikleşmesi, yaşanan toplumsal ve ekonomik sorunların çözülmesinin tecride bağlı olduğunu kaydeden Bayık, ”Tecridin devam etmesi kanunsuzluktu. Eylemciler, herkese eylemin meşru olduğunu kanıtladı. Saldırılara, haksızlığa ve hukukun ayaklar altına alınmasına karşı bir savunmaydı. Meşru ve haklı bir eylemdi, gün gittikçe de güçlendi. Herkes kendi eylemi gibi görüp sahip çıktı. Bu eylem, Türkiye’yi ve destekçilerini çok zorladı. Çaresiz kalarak avukatların görüşmesine izin verdiler. Adalet Bakanlığı’nın açıklaması, avukatların ve CPT’nin ziyaretini göz önünde bulundurursak burada bir sonuç ortaya çıkıyor. Bir takım dış güçler de tecridin sona ermesini istemiş. Türkiye adım atmaya zorlandı” şeklinde konuştu.

Seçimlerle hiçbir alakası yok

Öcalan ile görüşmelerin seçimlerle hiçbir alakasının olmadığına işaret eden Bayık, seçim için bazı Kürtlerin kafasını karıştırmak ve kandırmak istiyor olabileceklerini belirtti. Kim Kürt sorununu çözmek, faşizme karşı durmak ve AKP-MHP’nin sonunu getirmek istiyorsa dikkate alınacağını dile getiren Bayık,  şöyle devam etti: ”HDP, seçimlerde demokratik bir strateji yürüttü ve sonuç elde etti. HDP, Türkiye’de inkar ve imha siyasetinin son bulması, herkesin birlikte yaşaması için siyaset yapıyor. HDP’ye yönelik saldırıların nedeni de budur. HDP belediye başkanı, muhtar ve encümen seçti fakat AKP iktidarı onları kabul etmem, dedi. Halkın iradesi tanınmıyor. Kayyumlarla belediye başkanlarını, muhtarları görevden alıyor. Kürtlere karşı savaş siyaseti yürütüyorlar. Kürt halkı ve demokrasi güçleri bunları görmeli. HDP’nin kazandığı belediyeleri gasp ediyorlar. YSK, 31 Mart seçimlerinde bazı yerlerde Kürt halkının iradesini kabul etmedi. Kürdistan’da asker ve polislerle belediyeleri ele geçirdiler. Eğer bunlara karşı bir duruş sergilenseydi İstanbul seçimleri iptal edilmezdi. Türkiye’nin daha tehlikeli bir yola girmemesi için Kürt ve demokrasi güçleri iradelerini ortaya koymalıdır. Faşizme karşı durulmalı. İstanbul’u demokrasi güçlerine vermek istemiyorlar. Yine Kürdistan’daki belediyeleri ele geçirmeye çalışacaklar. Şimdiden çalışmalarını yapıyorlar. Bazı belediyelerin önüne cihaz koymuşlar. Her yere polis ve asker yerleştirmişler. Her gün birilerini işten çıkarıyorlar, mazbatalarını alıyorlar. Bu kayyum siyasetini devam edecekler. Toplumsal eylemlerle kayyum siyasetine karşı çıkılmalıdır.”

Türkiye Efrîn bölgesinden çıkmalı

Öcalan ve PKK’nin sadece Kürdistan’da değil, Ortadoğu siyasetinde de stratejik bir güç olduğunun altını çizen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kürt halkının içinde bulunduğu büyük savaşın, herkes için bir çok sorun yarattığını hatırlattı. Öcalan’ın da bundan dolayı Suriye sorununa ilişkin bazı noktalara dikkat çektiğini kaydeden Bayık, ”Rêber Apo ve Kürtler olmadan Suriye sorunun çözülmeyeceği çok aşikar. Önder Apo bir kez daha Suriye meselesini müzakere yoluyla çözmek istediğini söyledi. Açıklamasının ardından Suriye ve Türkiye arasındaki görüşme trafiği arttı. Suriye ve Kürt halkına karşı savaş yürüten Türkiye’dir. Bu yüzden Türkiye siyasetini değiştirmeli, Efrîn’den ayrılmalı, işgale son vermelidir. Fırat’ın doğusuna yönelik tehdide son vermeli, Suriye halklarının kardeşliği ve orada kurulan demokratik sistemi kabul etmeli. Eğer Türkiye tüm bunlara son verirse Suriye’nin sorunları çok rahat çözülecek. Demokratik bir Suriye gelişecek” dedi.

Türkiye’nin siyasetine son vermediğini; Türkiye ile Suriye ilişkilerinin Kürtlere ve kurdukları demokratik sisteme karşı geliştirilmesinin kabul edilemeyeceğini vurgulayan Bayık, Türkiye ve Rusya arasında Efrîn, İdlip, Til Rifat, Halep ve Doğu Suriye’ye ilişkin bile pazarlıklar yapıldığına işaret ederek,  Rusya’nın bu kirli pazarlıklara son vererek, kurulan sistemi kabul etmesini istedi.

Güney yönetiminden cevap yok

Türk devletinin Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı keşif uçaklarının kullanılmasının Güney iktidarına bağlı olduğunu anımsatan Bayık, şöyle konuştu: ”Belli ki Türk devletine bu konuda fırsat verildi. Herkes de biliyor ki; arkadaşlarımızı şehit eden keşif uçakları, Güney’den kalkıyor. Güney yönetimi, Türkiye’ye fırsat vermeyip destekte bulunmuyorsa Kürt halkına bunun açıklamasını yapmalı. Biz de bunun cevabını bekliyoruz ama şimdiye kadar bir cevap verilmedi. Keşif uçağı düşürüldüğü zaman Türkiye, belgelerin ele geçmemesi için uçağın düşürüldüğü yeri bombaladı. Güney’in Türkiye’ye yardım etmemesi lazım, PKK ve Kürt halkının bilgilerini vermemeli. Kürtlerin kardeşliği adına adım atmalıdır. Herkes Türkiye’nin Kürtlere düşman olduğunu biliyor. Türkiye’ye destek vermeleri daha da zayıflamalarına, daha fazla tehlikeye girmelerine sebep oluyor. Bu siyasete biran önce son vermeliler. Halkımız da Kürt birliğinin sağlanması için baskı yapmalıdır. Kimse işgalci Türk devletinin hizmetine girmemelidir, Kürtlere karşı düşmanlık yapmamalıdır. PKK’nin düşmanı, Kürt düşmanıdır. Bugün PKK düşmanlığı yapan Türkiye, gün geçtikçe Kürt düşmanlığını daha da arttırıyor. ‘Kürt halkının hizmetindeyiz’ diyen, Türk devletine hizmet etmez, çünkü Türk devleti onların yardımı ile düşmanlık yapıyor.

Türkiye’yi kendi elleriyle soktular

Birçok yere Türkiye’yi kendi elleriyle soktular, hatta siyasi ve ekonomik yardımlarda da bulundular. Kendi elleri ile Kerkük’e soktular. Kerkük’te PKK’ye karşı silahlı güç hazırlıyor. Bu sadece PKK düşmanlığı değil, aynı zamanda Kürtlere de düşmanlıktır. Güney halkı da bunu iyi anlamalı ve Kürtlerin birliği için mücadeleyi yükseltmelidir. Kürt sorununun çözülmesi, Kürt kazanımlarının çoğalması için biz elimizden ne gelirse yapmaya hazırız. DAİŞ saldırdığı zaman gücümüzü devreye koyduk herkes bunu biliyor. Bundan sonra da Güney halkımızın yanındayız.”

 

BEHDİNAN