
GÜL GÜZEL/STUTTGART
Stuttgart Eyalet Yüksek Ceza Mahkemesi’nde hakkında 3 yıl 9 ay ceza istenen Kürt siyasetçi Muhlis Kaya’nın 43’üncü duruşmasında avukatları savunma yaptı. Avukat Carl W. Heydenreich, kriminal daire çalışanlarının PKK’nin ‘terörist’ örgüt söylemlerini ezberden ibaret olduğunu söyleyerek, “PKK Kürt halkının soykırımına karşı, haklarını korumak için mücadele eden büyük bir halk örgütlenmesidir” dedi. Mahkeme heyeti duruşmaya Kaya’nın son savunmasını yapacağı 6 Temmuz’a kadar ara verdi. 13 Temmuz’da ise karar duruşması yapılacak.
Tutuklama için neden beklendi?
Heydenreich savunmasında, Hamburg, Berlin, Düsseldorf mahkemelerinin uzantısı gibi görülen aynı taktik ve deliller gösterilerek, bir siyasi aktivistin yargılanmak istendiğini şu sözlerle vurguladı: “Eyalet Kriminal Dairesi (LKA) ve Almanya Federal Kriminal Dairesi (BKA) memurları bay Wagner ve Becker’in her davada sundukları deliller(!) ile ‘PKK ‘terörist’ bir örgüttür’ ezberlerini dinledik. Davayı yürütenler aldıkları hukuksal eğitim, bilim ve bağlılığı ile gerçeği görmeleri gerekir. Hukuk ve adalet, robot gibi ezberleri tekrarlamamalı. Hukukun ve adaletin üstünlüğünün bu davaya yansımasını istiyoruz.“
Siyasi tutuma 129/b kılıfı
Kürt siyasetçilerine 129/b kapsamında açılan davaların siyasi olduğuna dikkat çeken avukat savunmasını şöyle südürdü: “PKK Kürt halkının soykırımına karşı, haklarını korumak için mücadele eden büyük bir halk örgütlenmesidir. Ama hiçbir yerde bu mücadelesinin dışında bir tutum içerisine girip, suç işlemedi. Mademki Muhlis Kaya o kadar tehlikeliydi, neden hemen tutuklanmadı ve 2014’ten tutuklandığı Şubat 2016’ya kadar gözetim altında tutuldu? Çünkü tutuklanması için hiçbir neden yoktu. Sayın BKA çalışanı, bir binanın 3’üncü katındaki bir pencereden sokaktan geçenlerden kimin nasıl suç işlediği teorisi mi uyguluyordu Muhlis Kaya’yı tutuklamak için.“
‘PKK’ye minnetar olmamız gerek’
Kürtlerin Ortadoğu’nun en kadim ve büyük haklarından olduğunu hatırlatan Heydenreich; “Kimlikleri inkar edildiği için var olma mücadelesi vermek zorunda bırakıldılar. Abdullah Öcalan’ın ideolojisi üzerine kurulan bu örgüte bugün de İslamist çetelere karşı verdiği mücadeleden dolayı minnettar olmamız, teşekkür etmemiz gerekirken; siyasi kararlarla kendilerini burada, Almanya’da devlet hukukumuza ters bir şekilde yargılamaya çalışıyoruz“ şeklinde konuştu.
Faşizmi tüm dünya görüyor
Avukat Kütlerin verdiği var olma ve özgürlük mücadelesini şu örneklerle mahkeme heyetine izah etti: “Eğer bir halkın kaderini tayın etme mucadelesi suç ise, neden İsrail devletini kuran Yahudi halkı Almanya’da suçlanıp, yargılanmıyor? Güney Afrika, El Salvador, Nikaragua, İrlanda’da olduğu gibi KCK ve PKK’de Kürt halkının kendi kaderini tayin etme ve özgürlük mücadelesini veriyor. Buna bir de Türkiye’deki siyasi ve imha sürecini de eklemek gerekiyor. Kürt halkına yapılan soykırımı Cizre gerçeğinde bir kere daha gördük. Dünyanın en gericisinden, sağcısı, solcusuna varan herkes Türkiye’de Kürtlere uygulanan faşizimden bahsediyor.“
‘Türkiye DAİŞ’i koruyor’
Heydenreich savunmasının devamında Almanya’nın hala Muhlis Kaya gibi siyasi aktivistleri tutuklayıp, yargıladığını belirterek; „Toplumumuz için büyük tehdit olan İslamistlerin tehlikesini görmüyor. HPG ve YPG, DAİŞ’e karşı verdiği mücadele ile binlerce Êzîdînin canını kurtardı. Kobanê direnişi ile hayatlarını ortaya koyarak, İslamist çeteleri yendiler. Herkes biliyor ki, Türkiye Kürt otonomisine karşıdır; DAİŞ çetelerini hem koruyor hem de içinde yer alıyor. Bunların Türkiye’den Suriye’ye geçişlerini destekliyor. Onun için Kürt siyasetçileri hukuk dışı olan 129/b maddesine göre yargılanamazlar, yargılanmamalılar’’ şeklinde konuştu.
‘Belçika hukuku uyguladı’
Avukat Ana Busl ise Avrupa devletlerinin birbirine o kadar yakın olmalarına rağmen, Kürt siyasetçilerine farklı yargılama yöntemlerini eleştirerek, “Belçika’da aynı içerikli bir dava görüldü ve Almanya’daki gibi insanlar 129/b maddesine göre yargılanmadı. Çünkü, Belçika uluslararası hukukun gereğini uyguladı. Sömüren ve katleden bir sisteme karşı bir halk, başka türlü kendini nasıl savunabilir ki? Bu mücadele terörizm çerçevesine sokulamaz’’ dedi.
Karar duruşması 13 Temmuz’da
Avukatların savunmalarını bitirmesi ardından Başhakim Dr. Belling, Başsavcı Dr. Kaiser’e davaya dair yeni delil sunmak isteyip, istemediğini sordu. Başsavcı ise, davaya yeni deliller sunmak istemediklerini söyledi. Mahkeme heyeti, Muhlis Kaya’nın son savunmasını yapacağı 6 Temmuz saat 09.30’da duruşmaya devam edileceği ve 13 Temmuz’da yargı kararının okunacağı belirtti.
Shakespeare ve Ehmedê Xanî
Kürt siyasetçi Muhlis Kaya savunmalarının sonuda avukatlar, ‘Türk devleti bütün kültürünü ve tarihini silmek, ortadan kaldırmak istiyor’ diyerek, buna Shakespeare örneğini gösterdiler: “Shakespeare, biz Avrupalılar için ne anlam ifade ediyorsa, Mem û Zîn destanınını yazan Ehmedê Xanî de aynı anlama geliyor. Bir kaç gün önce onun büstü dahi Doğu Beyazıt’ta yıktırıldı. Muhlis Kaya, bu Türk devlet sisteminin mağdurudur. Cezaevlerinde kaldı. İşkencelere maruz kaldı. Kendisine uygulanan baskılardan dolayı ülkesinden kaçmak zorunda kaldı. Sadece siyasi çalışmalar yürüttü. Alman yasaları karşısında hiçbir suç işlememiş bu insanı cezalandıramazsınız. Bizler, suçsuz bir insanın suçsuzluğunu savunuyoruz.”