
Şırnak, geçtiğimiz gece Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük sivil katliamlarından birine sahne oldu. Kaçakçılıkla geçimini sağlayan sınır köylerinden çoğunluğunu 12-18 yaşları arasındaki gençlerin oluşturduğu bir grup köylü Türk ordusu tarafından katledildi. Sığındıkları noktalar saatlerce savaş uçakları tarafından bombalanan 35 köylü parçalanarak can verdi.
Askerlerin sınır geçişinden bilgisi vardı
Alınan bilgilere göre geçtiğimiz gün saat 16-17:00 sıralarında Ortasu, Gülyazı ve Ortabağ köylerinden 40 kadar köylü yük hayvanlarıyla birlikte mazot ve ihtiyaç maddeleri getirmek amacıyla Güney Kürdistan’a geçti. Karakoldaki askerlerin ve korucular bu grubun sınırın diğer tarafında geçtiğinden haberdardı. Hatta bu grubun içerisinde de korucular bulunuyordu.
Köylüler gece saat 20-21:00 sıralarında yüklerini aldıktan sonra geri dönüş yoluna çıktı. Ancak köylüler sınıra ulaştıkları vakit beklemedikleri bir gelişmeyle karşılaştı. Türk askerleri yollarını kesti ve geçişlerine izin vermedi. Türk askerlerinin engellemesi üzerine sınırda bekleyen grup büyüdü. Köylüler daha sonra sınırın diğer tarafındaki iki ayrı noktaya sığındı. Saatler 21:30’u gösterdiği sırada ise Güney Kürdistan’da bekleyen Kürtlerin üzerine bomba yağmaya başladı. Arazide kaçmaya çalışan köylüler 1 saat boyunca Türk uçakları tarafından teker teker katledildi. İlk belirlemelere göre en az 35 köylü öldü. Bombardımandan sadece 1’i yaralı 4 kişi kurtuldu.
Genelkurmay itiraf etti
Dicle Haber Ajansı tarafından geceyarısı haberin duyurulmasına rağmen Türk kurumları ve basını uzun süre sessizliği korudu. Ancak sabah saatlerinden itibaren Türk basın yayın organları haberi geçmeye başladı.
Türk Genelkurmayı öğle saatlerinde yaptığı açıklamada katliamı üstlendi ve bölgenin PKK tarafından kullanıldığını ve 28 Aralık akşamı 18:39’da insansız hava araçları tarafından alınan görüntü üzerine operasyonun başladığını duyurdu. Genelkurmayın verdiği bilgilere göre saat 21:37-22:24 arasında bölge uçaklar tarafından bombalandı.
Korucular: Ordu köylüleri bombaladığını biliyordu
Bölgedeki korucuların ifadelerine göre ise insansız hava araçlarının görüntü almalarının ardından önce Şırnak Tümen Komutanlığı, ardından da bölgeye en yakın olan Gülyazı Alay Komutanlığı uyarıldı. Fırat Haber Ajansına konuşan korucular, Gülyazı Alay Komutanlığı’nın Şırnak Tümeni ile yaptığı telsiz görüşmesinde tespit edilen grubun katırlarla mazot getirmeye giden köylüler olduğunu belirtmesine ve olayın kontrolleri altında olduğunu bildirmesine rağmen Diyarbakır’dan kalkan 4 F-16 savaş uçağı tarafından gruba saldırı yapıldı.
Korucular ayrıca köylülerin askerlerin bilgisi dahilinde Güney Kürdistan’a geçtiğini ve olayın gerçekleştiği nokta göz önüne alındığında askerin köylüleri görmemesinin mümkün olmadığını ifade etti.
BDP üç günlük yas ilan etti
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Roboski’de yaşananların açık bir katliam olduğunu söyledi ve BDP olarak üç günlük yas ilan ettiklerini açıkladı. Demirtaş, şöyle dedi: “Halkımız her yerde bu acıyı paylaşmalıdır. Dünyanın her yerinde halkımız en güçlü şekilde tepkiyi koymalıdır. Çünkü katliamı örtbas etmeye çalışacaklar. Buna izin vermeyeceğiz. Her yerde sokaklarda meydanlarda olacağız (…)Bu katliam lanetlemelidir. Bu gün evde oturma günü değildir. Bütün halkımıza çağrı yapıyoruz. Herkes meydanlarda olmalıdır. Demokratik tepkiyi en güçlü şekilde ortaya koymalıdırlar” dedi.
Çevre illerden otopsi için doktorlar gönderildi
Yıllardır bölgede askerlerin de haberdar olduğu mazot kaçakçılığı yapan grubun arasında korucuların yanısıra, çatışmalarda ölen korucu çocuklarının da olduğu belirlendi. Aynı şekilde ölenler arasında lise öğrencileri ve üniversite okuyan gençler de bulunuyor. Cenazelerin çoğu parçalandığı için kimlik tespitleri sırasında zorluklar yaşanırken çevre illerden otopsi için doktorlar Uludere’ye gönderildi.
Katliamda hayatını kaybedenlerin cenazeleri bugün otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından toprağa verilecek.
33 Kurşun olayı ile kıyaslandı
Şırnak’taki katliam haberlerinin yayılmasının ardından birçok kesim olayı 30 Temmuz 1943 günü Van’ın Özalp ilçesinde sınır ihlali yaptıkları için 33 Kürt köylüsünün kurşuna dizildiği “33 Kurşun” olayına benzetti. Mustafa Muğlalı’nın komutası altındaki birlikler tarafından gerçekleştirilen katliam o dönemde büyük yankı bulmuştu.
HABER MERKEZİ
Katliamda yaşamını yitirenler
Seyit Enç, Özcan Uysal, M. Ali Tosun, Yüksel Ürek, Salih Ürek, Nadir Alma, Mehmet Encü, Nevzat Encü, Hamza Encü, Şervan Encü, Cemal Encü, Osman Encü, Şıvan Encü, Bilal Encü, Mahsum Encü, Salih Encü, Haki Encü, Serhat Encü, Adem And, Savaş Encü, Çetin Encü, Selahattin Encü, Bedran Encü, Hüseyin Encü, Aslan Encü, Cevat Encü, Erkan Encü, Selman Encü, Zeydin Encü, Orhan Encü, Fadıl Encü, Vedat Encü, Cihan Encü, Fikret Encü, Hüsnü Encü, Erkan Encü.
Askerler yolu kesti uçaklar bombaladı!
Gülyazı Köyü'nde oturan ve bombardımandan kaçmayı başaran Servet Encü, Güney Kürdistan'a sadece mazot ve gıda maddeleri aldıktan sonra dönüş yolunda saldırıya uğradıklarını kaydetti.
Encü, "Biz dönerken askerler önümüzde gelerek yolumuzu kesti. Yeniden biz Federal Kürdistan Bölgesi'ne geri kaçarken, F-16 uçakları üzerimizden geçerek bomba yağdırdı. Patlamanın etkisiyle bende yere düşmüşüm ve karın içinde gömüldüğüm için beni fark etmemişler. Çok sayıda arkadaşımız ve akrabamız orada yaşamını yitirdi" dedi.
Yekmale Köyü'nden Erdal Sağ ise, dün saat 16.00 ile 17.00 saatleri arasında 40'a yakın köylünün Güney Kürdistan'a geçtiğini ancak akşam saatlerinde duydukları bombalama sesi sonrası karşılaştıkları vahşeti anlattı. Sağ, "Ortasu, Gülyazı ve Şantiye köylerinden çoğunluğu çocuk olmak üzere 40'a yakın kişi gitti. Akşam bomba sesleri ile herkes evinden çıktı. Karanlık olduğu için gidemedik sabah gittiğimizde bu vahşeti gördük. Bu yapılan tam bir vahşettir, katliamdır. Halkımız ekmeği için gitti. Bugün burası Halepçe olmuş, Newala Qesaba olmuş. Bu vahşetin karşısında söyleyecek söz bulamıyorum" şeklinde konuştu.
Roboski’den anaların feryatları yükseliyor
Türk uçakları tarafından katledilen köylülerin cenazeleri Roboski köyüne getirilirken parçalanmış cesetler arasında çocuklarını arayan anaların feryatları yürekleri dağladı.
Bombardımanda Şervan ve Nevzat adlı iki çocuğunu kaybeden Mercan Encü "Çocuğum mazot getirmeye gitmişti. Türk hükümeti izin vermedi. Ve öldürdü. Oğlum Nevzata mı yanayım, yoksa Şervan'a mı? Hangisinin yasını tutayım. Çocuklarımı yaktılar" diye feryat etti.
'Bombardımanda 12 yaşındaki çocuğu Aslan Encü'yü yitiren anne Zahide Encü de, "7 yıl önce büyük oğlum bu işi yaparken, mayına bastı ve ayağını kaybetti. 12 yaşındaki Aslan'ım da ağabeyine protez bacak alabilmek için kaçakçılığa gidiyordu. 12 yaşında 2 bidon benzin için gitmişti. Devlet önlerini kesti. Uçaklarını üstlerine gönderdi" dedi.
Erdoğan ve Bakanlar istirahatte!
Bölgede bulunan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, canlı yayın yapan Roj TV'ye bağlanarak, yetkililerin olay karşısındaki tavrını eleştirdi. Kaplan, "Başbakan Erdoğan'ın özel kalemine ulaştım. Özel kalem, Erdoğan'ın sağlık durumundan dolayı şu an onu uyandıramayacağını söyledi. Diğer bakanlar ve yetkililer de istirahatte olduğu söylendi'' dedi. Dün öğlen saatlerinde Erdoğan, AKP Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nu topladı. Ancak ne burada ne de sonrasında Erdoğan ile bakanlardan herhangi bir açıklama yapılmadı. Yetkililerin sessizliği dikkat çekti.
Kaplan "Bu katliamı açığa çıkartacağız. Açılım dedikleri paketlerden bomba çıkıyor. Halkımız duyarlı olsun'' çağrısında bulundu.