- Katledilen Dedeoğulları ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, sanık Mehmet Altun’un hala bulunmamasının, katliamın planlı, organize ve tek kişi tarafından yapılmadığının göstergesi olduğunu söyledi.
- Karabulut, katliamda birden fazla kişinin olabileceğine de dikkat çekti ve ekledi: ‘’Yönlendiren birileri var. Bu aynı zamanda planlamayı yapanlar arasında profesyonel kişiler olduğunun da göstergesidir.”
Konya’nın Meram ilçesinde 12 Mayıs’ta 60 kişilik ırkçı grubunun saldırısına uğrayan Dedeoğulları ailesinden 7 kişi, 30 Temmuz’da saldırı yapan grupta yer alanların akrabası Mehmet Altun tarafından katledildi. Avukat Abdurrahman Karabulut, Dedeoğulları ailesine yönelik ilk saldırıdan bugüne yaşanan hukuki süreci Mezopotamya Haber Ajansı’ndan Berivan Altan’a anlattı.
Müvekkilleriyle birlikte saldırıda yer alanların tespit edilmesi ve tutuklanmalarına yönelik her taleplerinin aksine tutuklanan saldırganların birer birer tahliye edilmelerine tanık olduklarını ifade eden Karabulut, “Kısa sürede 6 kişiden 4’ü tahliye oldu. Aile tedirgin olmaya başladı. Hal böyle olunca, aileyle sürekli görüşüyorduk. Aile yeni bir saldırı olabileceğini bizimle paylaşıyorlardı” ifadelerini kullandı.
Saldırının ardından hem müvekkilleri hem de saldırıyı gerçekleştiren ancak tutuklanmayanlar için süreli koruma kararı verildiğini belirten Karabulut, “Süreli ve çağrı üzerine koruma verilmişti. İşlevselliği olmayan bir koruma sistemi var. Bir saldırıyla karşılaşacaksınız, polisi çağıracaksınız, polis gelip bakıp, gidecek. Bu işlevsiz koruma, bizim müvekkillere de verilmişti” dedi.
Katliam örtbas edilmek isteniyor
Irkçı saldırıda bulunanların serbest bırakılmasını, cezasızlık politikasının yeni saldırılara zemin hazırladığını ve saldırganları cesaretlendirdiğini defalarca farklı mecralarda dile getirdiklerini aktaran Karabulut, şöyle devam etti: “Cezasızlık politikası yeni saldırıların önünü açmakta ve ırkçı saldırıları gerçekleştiren kişileri cesaretlendirmekteydi. Son olayda da bu şekilde oldu. Defalarca uyarmamıza ve söylememize rağmen, yeni tutuklamalar talep etmemize rağmen, yargı adeta saldıranları koruyucu bir tavırla hareket etti. İçişleri Bakanı, valilik, başsavcılık başta olmak üzere hükümet yetkilileri olaya vakıf olmadan bunun ırkçı saikle olmadığını, basit sıradan bir komşu kavgası olduğunu, 10 yıl öncesine dayanan karşılıklı hakareti gündeme getirerek buna bağlaması, olayın gerekçesini örtbas etmekten başka bir şey değildir.”
Böyle bir açıklamayı kabul etmiyoruz
Saldırının ırkçı olduğuna dair 5 müvekkilinin 12 Mayıs’ta yapılan saldırının ardından verdikleri ifadede de belirttiklerini hatırlatan Karabulut, şöyle konuştu: “Serap Dedeoğulları, ‘Sizi buradan kaldıracağız dediler. Biz Kürt olduğumuz için saldırdıklarını düşünüyoruz’ diyor. Yine katledilen Yaşar Dedeoğulları ‘Yahya Çalık isimli şahısla aramda 10 yıldır husumet var. Husumetin sebebi bizim Kürt olmamız nedeniyle kaynaklanmaktadır’ diyor. Saldıranların ırkçı saikle saldırdığı kendi ifadelerinde sabitken, toplumsal hassasiyet gerekçesiyle böyle bir suçu örtbas edenler, en az suçu işleyenler kadar sorumludur. Böyle bir açıklamayı kabul etmiyoruz.”
Olay yerine alınmadık
Katliamın ardından olay yerine gittiğini anlatan Karabulut, “Bizi olay yerine 2 saat boyunca almadılar. Israr ve girişimlerimiz sonucu olay yerine alındık ama alındığımızda da delillerin çoğu toplanmıştı. Toplanan deliller hakkında bilgi veriliyordu ama ne kadar eksik bilemiyoruz” diye belirtti.
Aile hissediyordu
Karabulut, “Aile bir saldırı olabileceğini hissediyordu. Böyle bir saldırı karşısında evlerine kamera düzeneği kurmuşlardı. Nitekim bu saldırıda da faili ortaya çıkaran bu kamera kaydı oldu’’ dedi.
Ahlaksızlık, vicdansızlık
Kamera kayıtlarının savunma makamına verilmeden ATV ve Sabah grubuyla paylaşılmasına tepki gösteren Karabulut, algı oluşturmak için katledilenlerle saldırgan arasında geçen arbede kısmının kamuoyuna yansıtıldığını belirtti. Karabulut, oluşturmak istenen algıyı ise şöyle anlattı: “Müvekkillerim katile saldırmış, o da kendini korumak istemiş gibi bir algı yaratılmak isteniyor. Temelinde bu zihniyet vardır. Bunların artık ne olduğunu çok iyi biliyor ve tanıyoruz. 45 dakikalık kamera kaydı var. Katil önce olay yerine geliyor, konuşuyor. Başsavcının anlatımına göre sonra silah ve benzinle gelerek, aileyi katlediyor. Ama onlar işine gelen kısmı yayınlayıp, kamuoyunda saldıran Dedeoğulları ailesiymiş gibi algı yaratılmaya çalışılması, vicdansızlık ve ahlaksızlıktır. Başsavcı kamera kayıtlarını bugün bize teslim edeceğini söyledi. Kamuoyuyla da paylaşacağız.”
Belgeleri paylaşacağız
Saldırganın 12 Mayıs’ta Dedeoğulları’na saldıranların akrabaları olmasının, önceki saldırının devamı niteliğinde olduğuna ilişkin şüpheleri doğrulamış olduğunu vurgulayan Karabulut, olayın azmettiricileri, yardım edenlerinin kimler olduğunun da soruşturmanın genişletilmesiyle ortaya çıkacağına işaret etti. Soruşturma dosyasına henüz gizlilik kararı konulmadığını belirten Karabulut, “Tabi son dakika bir gizlilik kararı konulmaz ise bugün dosyayla ilgili belgeleri almaya çalışacağız” dedi.
Ustaca yönlendirmişler
Saldırı üzerinden geçen 4 güne rağmen tespit edilen failin yakalanmamasının saldırının planlı ve organize yapıldığının göstergesi olduğunun altını çizen Karabulut, şunlara dikkat çekti: “Katil ve yahut katille işbirliği yapan kişiler, bu organizasyonu yapmışlar. Katliamın ardından nasıl kaçacaklarını, HTS kayıtlarından ve telefon sinyallerinden nasıl kurtulacaklarının planını yapmışlar ve birileri ustaca bunu yönlendirmiş. Yoksa emniyet tarafından spontane gelişen cinayet vakalarında ya da başka suçlarda suç sonrası çok kısa sürede failler yakalanıyor. 4 gündür yakalanmamasının en büyük sebebi, katliamın önceden tasarlanarak, planlı ve tek kişi tarafından yapılmadığının göstergesidir. Yönlendiren birilerinin var olduğunun, planlamayı yapanlar arasında profesyonel kişiler olduğunun da göstergesidir.”
Çok profesyonel bir saldırı
Başsavcının failin geçmişine, herhangi bir silah eğitimi alıp almadığına dair bir bilgi paylaşımından kaçındığını sözlerine ekleyen Karabulut, “Otopsi raporunu incelediğimizde, 7 müvekkilimizde vücutlarına isabet eden 20 tane kurşun tespit ettik. Bundan isabet etmeyenler yok. Başsavcı olay yerinde başka kovanlar olduğunu da söyledi. Bu şunu gösterir ya silah birden fazla şarjörle kullanılmıştır. Biliyorsunuz en fazla bir silah 15+1 mermi alır. 20 tane vücutlara isabet eden kurşun var. Kimisine 5, kimisine 4 kurşun isabet eden var. Kurşunların birçoğu da kafalarına isabet etmiş. Çok profesyonel bir saldırı olduğunu, bu çok net ortaya koyar ya da birden fazla silahın olduğu şüphesini bizde uyandırıyor. Bunlar aynı zamanda birden fazla saldırgan olma ihtimalini de gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Tehdit edildim
Kendisinin de tehdit edildiğini dile getiren Karabulut, “Cenazenin defnedildiği gün, ofisim ismini vermeyen biri tarafından aranarak, hakaretler ve tehditler yapılmış. Asla hiçbir şekilde geri adım atmayacağız. Elbette hukuki çerçevede tedbir alacağız. Ama zerre kadar kimseden korkmuyoruz. Katledilen müvekkillerimin emanetinin sorumluluğunu yerine getirmek için son nefesime kadar çalışacağım” dedi. MA/KONYA
Gözaltı süresi 4 gün uzatıldı
Konya’da 7 kişinin katledildiği ırkçı saldırıyı protesto eylemi nedeniyle aralarında HDP Parti Meclisi üyesi Hazal Karabey’inde bulunduğu 9 kişinin gözaltı süresi 4 gün uzatıldı.