
Gezik, geçen yıl Bozyaka’daki Emniyet Müdürlüğü’nde yaşadıklarını şöyle anlattı: “Karakolda polislerden, bir bardak su istedim; ancak vermediler. Bunun üstüne bir de bana ağza alınmayacak küfürler ettiler. Ben de onlara sesimi yükselterek ‘niçin bana hakaret edip küfrediyorsunuz’ dedim. O sırada 4-5 polis üstüme üşüşüp yumruklarla ve tekmelerle kafamı, yüzümü ve vücudumun her yerini darp ettiler. Polisler beni darp ettikten sonra ellerimi arkadan kelepçelediler. Ardından da ifademi alıp beni hastaneye götürdüler. Polisten gördüğüm şiddeti doktorlara anlatmama rağmen, bana ‘bizim elimizden bir şey gelmiyor’ diyerek hastaneye yatırmadılar. Hastane raporunda darp edildiğime dair doğru düzgün bir şey de yazılmadı. Polisler beni hastaneden karakola götürdüğü sırada yine küfür edip, darp ettiler.”
Gördüğü işkenceden dolayı travma geçirerek aylarca kendisine gelemediğini ifade eden Gezik, “İşimden ve sağlığımdan oldum” dedi.
Bir de polis şikayetçi oldu!
Polisler hakkında şikayette bulunarak davacı olduğunu belirten Gezik, “Ben polislere dava açtığımı biliyorken, daha sonra öğrendim ki; beni darp eden polisler bana dava açmış” diye kaydetti. Polislerin şikayetini işleme koyan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kendisi hakkında “Görev başındaki memura direndiği, tehdit ve hakaret ettiği “ iddiasıyla dava açtığını belirten Gezik, açılan davayla ilgili İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde verdiği ifadesinde karakolda yaşadıklarını anlattığını söyledi.
Mahkeme inandırıcı bulmadı
Mahkemenin 5 Mayıs tarihindeki duruşmada, yaşadığı mağduriyeti görmezden geldiğini söyleyen Gezik, mahkemenin “görev başındaki memura direndiği” ve “hakaret ettiği” iddiasıyla kendisine toplam 17 ay 15 gün hapis cezası verdiğini söyledi. Mahkemenin kendisine yapılanları bilmesine rağmen cezaları üst sınırdan vermesinin büyük bir haksızlık olduğunu belirten Gezik, “Polisler tarafından karakolda mağdur edildiğim yetmiyormuş gibi, üstüne bir de ceza aldım. Burada bir haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik var” dedi.
Karara itiraz etti
Mahkemenin kararını temyize götürdüğünü anımsatan Gezik, mahkemenin gerekçeli kararında polislerin kendisine yaptığı darp ve kötü muameleyi “Olayın oluş şekli ve cereyan şekli ve tüm dosya içeriği kapsamında sanığın savunmasına itibar etmeyerek” gerekçesine dayandırarak, yaşadığı mağduriyeti görmezden geldiğine dikkat çekti.
DENİZ TEKİN / DİHA/İZMİR
‘İmdat Polis’ hattı
Türkiye’de artan polis şiddeti ve işkence vakaları ardından Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), “”Polis İmdat”“ hattı kuruyor. Polis şiddetine maruz kalanların ‘444 155 9’ numarasını araması halinde gönüllü avukatlar derhal olay yerine gidecek; sağlıkçılar da kurban için rapor hazırlayacak.
ÇHD üyesi bir grup avukat, polis şiddetine karşı yeni bir tedbir geliştirdi. Bu projeyi İstanbul Barosu ve Tabipler Odası da destekliyor. “155 Polis İmdat” hattından esinlenen proje kapsamında ‘444 155 9 İMDAT POLİS’ hattı devreye konuluyor. İstanbul Barosu’nda bir ‘İşkence Kurulu’ bile oluşturuldu. Bu kurulda beş avukat yer alacak. Dernekten de 200 avukat gönüllü olarak çalışacak. Sözkonusu numaranın aranması halinde, bir avukat hızla olay yerine gidecek, sağlık raporlarının acilen alınması için ise Tabipler Odası devreye girecek. Proje ilk etapta İstanbul’da uygulanacak, sonra da kademeli olarak diğer kentlerde hayata geçirilecek.
İSTANBUL