
Polis, İstiklal Caddesi’nden Taksim Meydanı’na gitmek isteyen kitleye TOMA’larla saldırdı. Polis saldırısına ilişkin bir açıklama yayınlayan İstanbul Tabipler Odası, 23 günden bu yana polis barikatları ile halka kapatılan Gezi Parkı’nın, İstanbul Valisi, Büyükşehir Belediye Başkanı, Beyoğlu Belediye Başkanı’nın katıldığı bir resmi törenle “tekrar halka açıldığı” belirtildi. “Vali Hüseyin Avni Mutlu, kamuya açık olan bir alanın tekrar kamuya açıldığını ilan ederek bir ilke imza atmış oldu” diye devam eden açıklamada, akşam saatlerinde yaşanan gelişmelerse, AKP Hükümeti’nin ve Valisi’nin akıl ve vicdan tutulmasının devam ettiğinin göstergesi olduğuna dikkat çekildi.
İstanbul Tabipler Odası bileşenlerinin de arasında yer aldığı Taksim Dayanışması’nın önceki akşam saat 19:00’da yapacağı basın açıklamasının yine polisin şiddetli saldırısı ile engellendiğine vurgu yapılan açıklamada, "Odamız Genel Sekreteri Dr. Ali Çerkezoğlu, üyemiz Dr. Kamil Tekerek, Mimarlar Odası yöneticisi Mücella Yapıcı, TMMOB İKK Sekreteri Süleyman Solmaz’ın da aralarında olduğu (ulaşan son bilgiye göre) 60 kişi gözaltına alındı. AKP Hükümeti ve Valisi’nin demokratik, anayasal hakların kullanımına, kişi hak ve özgürlüklerine karşı giriştiği bu akıl ve hukuk dışı saldırıyı kınıyoruz. Haksız, hukuksuz yere gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı, kamuya açık Gezi Parkı ve Taksim Meydanı’ndaki polis işgaline son verilmeli, meydanlar ve parklar gerçek sahiplerine; halka bırakılmalıdır" denildi.
Basın açıklaması
Taksim Dayanışması, önceki akşam yaşanan polis saldırısının ardından Makine Mühendisleri Odası'nda basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına DİSK'ten Önder Atay, TTB'den Hüseyin Demirdizen, TMMOB'dan Sami Yılmaztürk ve KESK'ten Hüseyin Tosu ile ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, SYKP'den Tuncay Yılmaz, HDK Yürütme Kurulu Üyeleri Şamil Altan ve Kadir Akın ile Milletvekili Levent Tüzel katıldı.
Demirdizen, İstanbul Valisi Mutlu'nun gündüz saatlerinde yaptığı açıklamalara dikkat çekti. Demirdizen, “Türkiye bir kara mizah ülkesi haline geldi. 'Ben 15.00'te parkı açtım sizi de tutukluyorum' demek ne anlama geliyor” diye konuştu.
DİSK yöneticisi Önder Atay, “Taksim Dayanışması'nın sekreterliğini yürüten arkadaşlarımızın da aralarında olduğu 35 arkadaşımız gözaltına alındı. AKP Hükümeti sanıyor ki bu, halkın mücadelesini, dayanışmasını durduracak. Gözaltı ile halkın kazanımlarını geri çekebilecek. Öyle bir şey mümkün değil. Taksim Dayanışması olarak taleplerimizin takipçisiyiz, olmayı da sürdüreceğiz” diye konuştu.
Belli olmayan nedir?
Haftalardır insanlar tonlarca gaza maruz kaldığını hatırlatan Atay, "Ama yaptığı açıklamalara bakarsak sanki bu gazı İstanbul Valisi yedi. Vali, parka insanların gitmesi ve konuşması için izin alınması gerektiğini iddia ediyor. Anayasa bellidir. Bizim yani Taksim Dayanışması'nın amaçları bellidir. Gözaltına alınanlar bellidir. Belli olmayan bu iktidarın ülkeyi götürmek istediği yerdir. Kimliği belli olmayan eli palalı, eli silahlı olan yandaş kişilerdir. Bu ülkenin vatandaşları olarak endişe ediyoruz" diye konuştu.
Gezi parkı direnişi boyunca ana taleplerinden birinin "halka yönelik şiddetin durdurulması" olduğunu belirten Akay, Taksim Dayanışması'nın taleplerini bir kez daha sıralayarak, AKP hükümeti ve İstanbul Valisi'ne gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını istedi. TMMOB'dan Sami Yılmaztürk, polis saldırısı sırasında kendisinin de Taksim Meydanı'nda olduğunu hatırlattı, "Elimizde gaz maskemiz bile yoktu" dedi. Polisin, Taksim Gezi Parkı'nda ailelerin ve çocukların bulunduğu sırada gaz attığına dikkat çeken Yılmaztürk, "Biz kalemle ve düşünce ile mücadele veriyoruz" diye konuştu.
Yılmaztürk, Taksim Planı'nı iptal eden dava kararının tebliğ edildiğini söyleyerek ekledi: "Taleplerimizin arkasında durmaya devam edeceğiz."
Serbest bırakın
Taksim Dayanışması, dün basın toplantısı düzenleyerek gözaltına alınan 60 kişinin serbest bırakılmasını istedi.
Taksim Hill Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, "Artık aklın, vicdanın, hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz" dedi.
Soğancı, yaklaşık bir buçuk aydır tüm polis şiddetine, gözaltılara, tutuklamalara, her türlü baskıya, karalamaya, yalan ve dolana karşı sürdürülen haklı, meşru ve kararlı mücadeleler sonucu Taksim Gezi Parkı’nın park olarak kalmasını sağlayanların, İstanbul Valisi tarafından seremoniyle açılan parka gitmek istediği sırada, tamamen hukuksuz bir şekilde engellendiğini ifade etti.
Taksim Dayanışması'nı oluşturan emek/meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilci ve yöneticilerinin de aralarında olduğu 60 kişinin, yine valinin talimatıyla ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alındığını belirten Soğancı, "Hukuk ve yargı kararları, yok sayılmak suretiyle suç işlenmiştir" dedi.
Taksim Dayanışması olarak polisin saldırısını şiddetle kınadıklarını belirten Soğancı, gözaltına alınanların, haklarında hiçbir hukuki işlem yapılmadan serbest bırakılmasını talep etti.
Taksim Dayanışması Gezi'de
Taksim Dayanışması, dün de Taksim Hill Otel'de yaptığı basın toplantısının ardından Gezi Parkı'na geldi.
Yaklaşık 200 kişi, "Meydanlar, parklar halka aittir", "Aç kapa, aç kapa nereye kadar", "Bu daha başlangıç mücadeleye devam" sloganlarıyla Gezi Parkı içerisinde yürüyüş yaptı.
Yürüyüşün ardından Taksim Dayanışması adına Can Atalay açıklama yaptı. Taksim'de ki "yayalaştırma planına" dahi aykırı olan çalışmaların Gezi Parkı'nın Harbiye tarafında devam ettiğini belirten Atalay, "Söktükleri ağaçları dahi yerlerine dikmemişler. Yayalaştırma çalışması devam ediyor. İşledikleri suça devam ediyorlar" dedi.
Vali Mutlu'nun, mahkeme kararına ilişkin Taksim Dayanışması'nın "spekülasyon" yarattığı yönündeki iddiaya da yanıt veren Atalay, "Mahkeme kararını 6 Haziran'da verdi. UYAP 18 Haziran'da girdi, bize ise 3 Temmuz'da tebliğ edildi. Valilik yalan söylüyor" diye konuştu.
Valinin, mahkeme kararının "Taksim Gezi Parkı'nın park olarak kalacağı şeklinde yorumlanamayacağı" yönündeki açıklamasına da yanıt veren Atalay, şunları söyledi: "Vali ya okuma yazma bilmiyor ya da yalan söylüyor. Karar açık bir şekilde Gezi Parkı için park olarak kalmalıdır diyor."
Atalay, polis tarafından gözaltına alınanlara yönelik işkenceye son verilmesini ve serbest bırakılmalarını istedi.
Bu arada, Gezi Parkı'na "Taksim Şehitleri Parkı.. Hoşgeldiniz! 1977- 2013" yazılı pankart asıldı. 31 Mayıs 2013'ten bu yana Gezi Direnişi ve Lice 'deki karakol protestosunda yaşamını yitirenler için ise kaldırım taşlarından sembolik mezarlar yapıldı. Sembolik mezarlar üstlerine " Ethem Sarısülük Ölümsüzdür", "Abdullah Cömert Ölümsüzdür", Mustafa Sarı Ölümsüzdür", "Mehmet Ayvalıtaş Ölümsüzdür", "Medeni Yıldırım Ölümsüzdür" ibareleri yazıldı.
İSTANBUL
Halk İnisiyatifi'nden aktif katılım çağrısı
Marmara Halk İnisiyatifi İstanbul'da yaşayan Kürt halkına gençlik ve kadının öncülüğünde Gezi direnişi için yapılan eylemlere daha aktif katılım çağrısında bulundu.
Marmara Halk İnisiyatifi, Gezi direnişi ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, “AKP'nin baskıcı, otoriter ve faşist yönetim" anlayışına karşı başlayan Gezi direnişinin yayıldığını ve bu yayılmanın halkın 'Artık yeter' dediğini gösterdiği ifade edildi.
Gezi Parkı direnişçilerinin ilk günden itibaren özgürlük, demokrasi, kendini ifade etme, eylem yapma, yaşam alanlarına sahip çıkma talepleri ile meydanlara çıktığı belirtilen açıklamada, “Halkın bu meşru taleplerine AKP'nin cevabı ise polis şiddeti, baskı, binlere varan gözaltılar, tutuklamalar ve 4 eylemcinin katledilmesi oldu. Gezi Parkı direnişi bir kere daha devletin, iktidarın bütün halkların düşmanı olduğunu göstermiştir. Devlet, bir grup elit kesimin halkları bastırmak için kullandığı zor aygıtından başka bir şey değildir. Bu direniş, devletin Kürtlere, Alevilere, solculara, işçilere ve diğer ötekileştirilenlere karşı ne kadar düşman ise, Türk halkına karşı da aynı derecede düşman olduğunu ve aynı derecede zulüm ettiği gerçeğini bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmıştır" denildi.
Ankara'da Ethem Sarısülük'ü katledenle, Lice'de Medeni Yıldırım'ı katledenin aynı devlet , aynı zihniyet olduğu hatırlatılan açakılmada, şunlar vurgulandı: "Kürt Özgürlük Hareketimiz bütün bileşenleri ile bu direnişin yanındadır. Dünyanın neresinde olursa olsun hareketimiz her ezilenin, her ötekileştirilenin ve her direnişin yanındadır. Son 3 gündür Taksim’e çıkan hem Gezi direnişçilerine hem de 'hükümete adım at' diye yürüyüş yapmak isteyen Kürt halkına karşı devletin uyguladığı vahşi, barbar şiddet kabul edilemez. Demokratik şekilde yürüyüş ve eylem yapmak isteyen halkların sesine kulak vermesi gereken AKP devleti şiddet ve gözaltılarla bütün aykırı sesleri bastırmak istiyor. Bu vahşete rağmen 3 gündür alanlara, meydanlara çıkan direnişçileri selamlıyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Gezi direnişçileri ile Kürt halkının taleplerinin ortak olduğu belirtilen açıklamada, "Ortak paydamız demokrasi, özgürlük, barış ve kardeşliktir. Erciş'te kesilen bir ağaç ile Gezi Parkı'nda kesilen bir ağaç aynıdır. Ethem ile Medeni'yi vuranlar aynıdır. İnsanlığın ve doğanın düşmanı olan devlet ortak düşmanımızdır. Kürdistan ve Anadolu'yu özgürleştirecek olan mücadelemiz de ortaktır. Reber Apo'nun Newroz’da başlattığı 'demokratik ve özgür yaşamı inşa' hamlesini ancak ve ancak direnişi, serhildanları geliştirerek zafere ulaştırabiliriz. İstanbul'da yaşayan yurtsever Kürt halkı, gençlik ve kadının öncülüğünde başta Taksim olmak üzere Gezi direnişi için yapılan her eyleme bundan sonra daha aktif bir şekilde serhildan ruhu ile katılmalıdır" denildi.
Evlerine baskın
Önceki gün gözaltına alınan Taksim Dayanışması üyelerinin evleri dün polis tarafından basıldı.
Taksim Dayanışması Sekretaryası'ndan ve Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Genel Sekreteri Mücella Yapıcı ile EMEP Genel Başkan Yardımcısı Ender İmrek önceki gün akşamdan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tutulurken, dün evlerinde arama yapıldı. Alınan bilgiye göre, İstanbul 34. Sulh Ceza Mahkemesi'nin arama kararında herhangi bir suçlama yapılmazken, ne aranacağı da belirtilmedi.
Ender İmrek'in avukatı Yıldız İmrek, "Gözaltında olmalarına rağmen evde bugün arama yapılıyor. Arama kararı hukuka aykırı" dedi.
Arama kararı çıkarılanlar arasında İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, HDK’dan Haluk Ağabeyoğlu, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Beyza Metin vardı.
Avukatlardan alınan bilgiye göre İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu’nun evine polisler evde kimse yokken, kapıyı kırarak girdi.
RSF: Zulmü durdurun
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), gazetecilere dönük polis şiddetini protesto etti.
RSF, 6 Temmuz'da Taksim Dayanışması'nın çağrısıyla Gezi Parkı için eylem düzenleyen yurttaşlara, polisin yaptığı müdahale sırasında gazetecilerin polis tarafından darp edilmesi ve gözaltına almasına ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Polis müdahalesi sırasında 12 gazetecinin polis tarafından yaralandığını, 2 gazetecinin de gözaltına alındığının belirtildiği açıklamada, polisin görevini kötüye kullanmakta ısrar ettiği kaydedildi. Müdahale sırasında gazetecilerin de darp edildiğine, hakarete uğradığına ve haber takibi yapmalarının engellendiğine dikkat çekilen açıklamada, "Hükümetin ivedilikle medya çalışanları ve blogculara yönelik zulmü durdurması ve bu sapmaların sorumlularını cezalandırması gerekiyor" denildi.
BDP: Serbest bırakın
BDP Genel Merkezi, Taksim Dayanışması üyelerinin ve diğer gözaltıların serbest bırakılmasını istedi.
BDP Genel Merkezi, yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı'nın kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma çalışmalarına karşı halkın günlerdir süren mücadelesine hükümetin ve İstanbul Valisi'nin verdiği yanıtın hukuksuz ve acımasız şiddet olduğuna dikkat çekildi. Açıklamanın devamında şunlar belirtildi: "Hükümete ve İstanbul Valisi'ne 5 yurttaşımızın ölümü, binlerce insanın yaralanması, kör olması, gözaltına alınması, tutuklanması yetmedi. Günlerdir halka kapatılan ve dün İstanbul Valisi tarafından 'resmi törenle' açılışı yapılan Gezi Parkı'na gitmek isteyen Taksim Dayanışması'nın üyeleri gözaltına alındı… Taksim ve Gezi Parkı'nı kimliksizleştirme, insansızlaştırma, betonlaştırma politikalarından vazgeçin. Can alanları, kör edenleri, yaralayanları tespit edin ve cezalandırın. Tutuklama furyasını durdurun, tutuklananları ve tüm gözaltıları derhal serbest bırakın."
21 kişi tutuklandı
Taksim Dayanışması'nın çağrısıyla Gezi Park için Cumartesi günü yapılan eyleme polis müdahalesinin ardından gözaltına alınanlardan 8 kişi tutuklandı. İzmir'de önceki gün gözaltına alınanlardan 13'ü tutuklandı.
Taksim Dayanışması'nın çağrısıyla Gezi Park için Cumartesi günü yapılan eyleme polis saldırısıyla gözaltına alınan 59 kişiden 51'i savcılık ifadelerinin ardından serbest bırakıldı. "Görevli Memura Mukavemet, Gösteri ve Yürüyüş Kanunu'na muhalefet etmek" iddiasıyla mahkemeye sevk edilen 8 kişi, tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Taksim Gezi Parkı direnişine destek vermek için yapılan eylemlere katıldıkları iddiasıyla 3 gün önce İzmir, İstanbul, Manisa ve Batman'da evlere ve derneklere düzenlenen baskınlarda gözaltına alınan 15 kişinin İzmir Adliyesi'ndeki işlemleri sona erdi. Savcılık sorgularının ardından 2 kişi serbest bırakılırken, 13 kişi tutuklanmaları talebi ile mahkemeye sevk edildi. Mahkemeye sevk edilen 13 kişi, "örgüt üyesi olmak", "kamu malına ve iş yerlerine zarar vermek", "halkı tahrik etmek", "görevli polis memuruna mukavemet" iddiaları ile tutuklandı.
Kocaeli'de 7 gözaltı
Kocaeli'de Gezi Parkı eylemlerine destek verdikleri gerekçesi ile sabah saatlerinde evlere yapılan polis baskınları sonucu aralarında Öğrenci Kolektifleri ve Halkevleri üyelerinin de bulunduğu 7 öğrenci gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken, polisin elinde 23 kişilik arama listesi olduğu belirtiliyor. Gözaltına alınanlardan isimleri öğrenilenler şunlar: Yankı Subaşı, Tolga Köse, Deniz Fırat, Fatih Dağşın, Emre Şen.