Adana'nın Seyhan İlçesi'nin Şakirpaşa semtinde 9 Kasım 2008 yılında motosiklet üzerinde seyir halindeki üç gençten Amed Yıldırım, polisin yakın mesafeden ateş etmesi sonucu sırtından vurularak ağır yaralanmıştı. Yaklaşık 8 ay Adana Devlet Hastanesi'nde yaşam mücadelesi veren Yıldırım, vücut fonksiyonlarının yüzde 92'sini yitirerek, tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Olayın hemen ardından Yıldırım ailesinin Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek suç duyurusunda bulunması üzerine, Yıldırım'ı vurduğu belirtilen polislerden Suat Bayrakçı ve Mehmet Yardımcı Adana Valiliği tarafından açığa alındı. Açığa alındıktan sonra Savcılığa ifade veren polisler serbest bırakılırken, polislerin ellerinde barut izi olup olmadığı, tabancaları ve Yıldırım'ın vücudundan çıkartılan mermi çekirdeğinin incelenmesini içeren kriminal raporda, olayın polis memurlarından Suat Bayrakçı'nın gerçekleştirdiği belirlendi. Yıldırım yaşam mücadelesini bağlı olduğu tekerlekli sandalye ile devam ederken, Yıldırımı vuran polis Bayrakçı ve Yardımcı hakkında mahkeme tarafından alınan kararlar ise Yıldırım ailesinin acısını her gün tazeledi. İlk etapta Bayrakçı ve Yardımcı hakkında 5. Ağır Ceza Mahkemesinde "Kastı aşarak adam yaralamak" suçundan açılan davada, Bayrakçı ve Yardımcı 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ardından Yargıtay'a gönderilen dosya, 19 Aralık 2012'de Yargıtay "Kazayla yaralayarak adam öldürme" suçundan cezanın verilmesini isteyerek dosyayı tekrar 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. 8 Temmuz'da görülen duruşmada ise mahkeme bu cezayı yine bozarak iyi hal indiriminden polislerin koruyan 51. Madde kapsamında 7 bin 500 lira para cezasına dönüştürdü. Mahkeme'nin bu kararı üzerine Yıldırım ailesi ise davayı temyize göndererek bozulmasını istedi.
Öldürmediklerini de böyle yapıyor
Baba Nurettin Yıldırım, "Kürdistan'da olduğu gibi bugün metropollerde de Kürt halkı devlet terörü altında. Gözlerini kırpmadan küçücük çocuklara yıllarca hapis verebiliyorlar. Öldürmediklerini de ya dört duvar arasına gönderiyor ya da sakat bırakıp yatağa mahkum ediyor. Tıpkı benim oğlum, Amedim gibi. Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallerde sorgusuz sualsiz yaptıkları gözaltı darp etme ve katletme olayları hız keseden devam ediyor. Daha bir ay önce İbrahim Aras'ın kafatasını parçalayarak katleden yine polisti" dedi.
"Devlet bu olayın faillerini cezalandırma yerine ödüllendirdi" diyeren baba Yıldırım, oğlunun hem fiziksel hem de zihinsel tahribatlar sonucu yaşamış olduğu travmayı hala atlatmadığını belirtti.
8. sınıf öğrencisiydi
Baba Yıldırım, olayın yaşanmadan önce Yıldırım'ın 8'inci sınıf öğrencisi olduğunu ve bu olaydan sonra eğitimine de devam edemediğini dile getirdi. Yıldırım, "Şimdi bu işin neresinden tutup da adaletten söz edeceğiz? Bundan dolayı davayı tekrar temyize götürdük, çokta umutlu olduğumu söyleyemem. Bana resmen senin çocuğun parasal karşılığı 7 bin 500 liradır deniliyor. Benim oğlumun bulunduğu durum, bir ömür çekeceği bu azap, kendini tamamen hayattan soyutlaması ve bir daha asla eskisi gibi olamayacağının bedeli adalet dağıtıcıların gözünde, 7 bin 500 lira olarak biçilmiş" dedi.
Anne Nazliye Yıldırım ise oğlu Amed'in suçsuz sorgusuz sualsiz bir şekilde vurulduğunu belirterek, "Oğluma bunu reva görenlerin umarım onlar da aynı acıyı yaşar ki oğlumun ne halde olduğunu belki anlarlar" şeklinde konuştu.
MEHMET SIDDIK DAMAR/DİHA/ADANA