
HIDIR ATEŞ / BERLİN
16 Şubat 2016’da Frankfurt’ta tutuklanarak Berlin’e getirilen ve Alman Ceza Yasası’nın 129 b paragrafına göre yargılanan Kürt siyasetçi Hıdır Yıldırım’ın Berlin Yüksek Mahkemede 12 Eylül’de başlayan davasında; verilen aradan sonra duruşmalara devam edildi. Kasım ayındaki oturumlar sonunda davanın karara bağlanacağı tahmin ediliyor.
Türkçe uzmanı dinlendi
Bir önceki duruşmada savunma tarafından; bügüne dek mahkeme sunulan ifade ve bilirkişi raporları üzerine mütalaalar okunmuştu. Yıldırım’ın Avukatlarından Lucas Theune; telefon takibi ve belgelerde tercüme hatalarının olduğunu ve bundan hareketle yanlış sonuçlara varıldığını belirtmişti. 16 Kasım’da yapılan duruşmada; BKA görevlileri tarafından takip ve izleme sırasında kaydedilen telefon dinlemeleri deşifre edildi. SMS ve takip raporlarındaki çevirilerde Türkçe varyasyonların anlaşılması için uzman dinlendi.
Duruşmanın ardından savunma avukatlarından Lucas Theune gazetemize şunları söyledi: „Mahkemede tekmil ile rapor arasında bir fark olduğunu anlatması için bugün uzman bir çevirmen hazır bulundu. Bericht Türkçe rapor, Kürtçe rapor demek. Tekmil başka bir şey. O, aslında eleştiri,öz-eleştiridir. Polis ise bunu sürekli ekonomik durum üzerine bir rapor manasında çevirmiş. Ne kadar bağış aldık? Hangi giderlerimiz oldu? Polisler Hıdır’ın sürekli raporlar yazdığını; ve bu yüzden O’nun kadro olduğunu bildiklerini söylüyorlar. Biz de; bunların rapor olmadığını, aslında tekmil olduğunu söyledik.“
Barışı savunmak suç
Mahkeme; 21 ve 23 Kasım’da yapılacak duruşmalarla devam edecek. Dostları ve yoldaşları Kürt siyasetçi Hıdır Yıldırım’ın duruşmasını izleyerek destek veriyorlar. Berlin’den Alman sol dayanışmacı guruplar takip ediyor. Kimi zaman Hamburg’dan Hıdır Yıldırım’ın yakınları ve dostları duruşmayı izlemeye geliyorlar.
Gurup içinde yer alan Diyarbakır zindanı 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu Direnişi şehitlerinden M.Hayri Durmuş‘un kardeşi Ayten Durmuş gazetemize duygularını paylaştı: „Hıdır’la uzun süredir arkadaşlığımız var. Hıdır’ın suçu yoktur. Hiçbirimizin suçu yoktu. Tek suçumuz insanlığı ve barışı savunmak. Barışın savunucusu olmak da maalesef kendine ‘damoktatım’ diyen bir ülkede bile suç. Tek Hıdır için değil; başta Önderlik olmak üzere tüm tutsakların bir an önce o kapıların açılarak özgürlüğe çıkmasıdır dileğimiz. Cezaevleri saray olsa çok çok zor. Sonuçta ismi zindan.“