Okmeydanı'nda Berkin Elvan için eylem yapan öğrencilere dönük müdahalede Okmeydanı Cemevi bahçesinde taziye için bulunduğu sırada polisin açtığı ateş sonucu boynundan vurulan Uğur Kurt'un yaşamını yitirmesinin ardından hastane önünde bekleyen kalabalık yasa boğuldu, Kurt'un annesi Gülninaz Kurt gözyaşlarına boğuldu. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde kalabalık giderek artarken, Okmeydanı'nda Kurt'un yaşamını yitirmesinin ardından sokağa çıkan yurttaşlara polisin sert müdahalesi ise devam ediyor.


Evli ve bir çocuk babası olan Uğur Kurt bugün akrabasının cenazesi için gittiği Okmeydanı Cemevi'nde Berkin Elvan için eylem yapan öğrencilere dönük müdahale sırasında polisin açtığı ateş sonucu boynundan vuruldu ve ağır yaralandı. Kaldırıldığı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde iki kez ameliyata alınan Kurt müdahalelere rağmen saat 22.50 sıralarında yaşamını yitirdi.

İSTANBUL




Alevi düşmanlığının sonucu

Uğur Kurt'un cemevi bahçesinde silahla vurulmasına Alevi kurum başkanları sert tepki gösterdi. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, "Devleti yönetenler akıllarını başlarına toplasınlar" derken, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ise, "Ölümden korkan en az sizin kadar alçak olsun" dedi.
Öfkeli olduklarını dile getiren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, Alevileri sokağa dökmek için uzun süredir tahrikler olduğuna dikkat çekti. Cemevi önünde cenaze bekleyen Uğur Kurt'un gerçek mermi ile hedef alınarak vurulmasının açıklanabilir bir tarafının olmadığını, hükümetin ısrarla Alevileri provoke ettiğini kaydeden Kenanoğlu, şunları söyledi: "Bu kadar üzerimize gelmesinler. Bir toplumun üzerine bu kadar gelinmez. Demokratik olmayan ülkelerde her zaman bir teröriste ihtiyaç vardır. Her zaman bir korku politikasına ihtiyaç vardır. Türkiye'de bu bir dönem komünistler, bir dönem İslamcılar, daha sonrada Kürtler olarak lanse edildi. Şimdi Kürt meselesinde çatışmasızlık süreciyle birlikte Aleviler, ülkedeki geleceğin teröristleri olarak hazırlanmaya çalışılıyor. Bizzat bunu yapan da devlet ve hükümettir. Bu tür tavırlar ve yaklaşımlar kimsenin hayrına değildir. Kendi zalim ve soyguncu iktidarlarını sürdürmek için yeni teröristler oluşturacaklarına ülkeyi demokratikleştirsinler. Alevilerin ya da bir başka toplumun huzursuz olduğu bir ülkede kimsenin mutlu olması da mümkün değildir. Devleti yönetenler akıllarını başlarına toplasın."
Bir grup genç ve polis arasında olayın, cemevinden uzak bir yerde yaşandığını ama akrep tipi zırhlı bir polis aracının cemevine doğru geldiğini belirten Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez ise cemevinde bulunan ve cenaze bekleyen yurttaşların üzerine hedef alınarak ateş açıldığını söyledi. "Artık hızlarını alamıyorlar, Alevileri tek tek vurarak bitireceklerini düşünüyorlar" diyen Geçmez, yaşanan olayın devletin ne kadar kontrol dışına çıktığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. Geçmez, yaşanan duruma tepkisini şöyle dile getirdi: "Daha önce evleri işaretlemişlerdi. Sonra Dersim'de, Sivas'ta, Gazi'de toplu öldürmeye çalıştılar. Belli ki, yeniden Alevileri öldürmeye yok etmeye çalışıyorlar. Bizim de buradan çağrımızdır. Biz buradayız, buyurun gelin. Ölümden korkan en az sizin kadar alçak olsun."

Sistematik bir politika

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAK) eski Başkanı ve Alevi-Bektaşi Federasyonu Yöneticisi Kemal Bülbül de yaşananların sistematik bir politika olduğunu dile getirdi. Hırsızlık, yolsuzluk ve faşist politikalara karşı gelişen toplumsal muhalefeti bastırmak için Alevi avına başlandığını kaydeden Bülbül, Gezi direnişi akabinde 8 gencinin katledilmesi, bir bütün olarak Türkiye genelinde kapıların işaretlenmesi, dolaylı veya direk olarak Başbakan Erdoğan'ın nefret içeren konuşmaları ve en son Soma katliamına dikkat çekti.
Alevi halkının yaşanan sorunlardan hareketle ciddi bir toplumsal tavır gösterme eğiliminde olduğunu dile getiren Bülbül, "Banu bastırabilmek amacıyla yapılan bir şey. Bir de AKP Hükümeti, Osmanlı ve Cumhuriyetin geleneksel inkar, imha ve katliam politikalarını adeta miras olarak almış. Bu politikaya Alevi dilinde 'muaviye soylu politika' deniliyor. Ama bu politik dilde faşizmdir" dedi.
Bülbül, yaşanan bu olaya rağmen şimdi hükümet cenahının yine 'Bunu kullanıyorlar. Bunu politik malzemeye dönüştürüyorlar' gibi açıklamalara başvuracağını da söyledi. Saldırının politik olduğunu dolayısıyla buna karşı gösterilmesi gereken tavrın da politik olması gerektiğinin altını çizen Bülbül, bu sorunun sadece Alevi toplumun sorunu olmadığını belirterek, Türkiye demokrasi güçlerini bu saldırılara karşı ortak tavır göstermeye çağırdı.