Gizemin ustası Edgar Allan Poe, satranç ile briçi karşılaştırdığında, briçi daha çok hayata benzetir, „çünkü“ der, „satrançta şansa hiç yer yoktur, her şey ama her şey o tahtanın üzerinde döner, briçte ise elinize gelen kağıda göre oynarsınız ki hayat böyledir.“ „Ben bu kağıtlarla oynayamam, başkalarını verin“ diyemezsiniz. Zaten bu yüzden briç turnuvalarında herkes, herkese aynı dağıtılmış kağıtlarla oyunu oynar, yani bazen 3 el batmış olmanız başarılı iken, bazen 4 çıkmanız başarısızdır. Yani turnuvalarda briçin içinden hayatı sıyırırlar. Biraz daha halka inen (!) bir anlatıma dönersem, hayat tavla gibidir nihayetinde, gelen zara göre oynarsınız…
Siyasal süreçlerde, siyasal liderliğin işlevi bundan da zordur çünkü sadece nasıl oynanacağı değil, bundan daha da önce, oyuna müdahale edebilme şansını, yani politik inisiyatifi eline alabilmesi önemlidir. Yoksa masada oturan bir figürden başka bir olmaz ve zaten siyasal liderlik, bu yüzden, sadece kendi içinde, „sen lidersin“ diye seçilmiş olan değildir. Gençlik günlerimizin moda lafıyla „politik inisiyatif verilmez alınır“ yani…
Ortadoğu gibi bir yerde, neredeyse dünyanın her ülkesinin parmaklarının cirit attığı bir yerde ise politik inisiyatifi ele almak çok daha zordur. Çünkü kağıtları başkaları dağıtır ve mutlaka ki hile yaparlar. Bu yüzden, politik inisiyatif almak bir sürü zaman için imkansız gibi görünür. Ancak bir adada, yani klasik coğrafya dersi öğretisi ile dört tarafı denizle çevrili bir kara parçasında ve buna eklemeli ki üstüne üstlük beton duvarlar, parmaklıklar, tecrit edilmiş tecrit, yani bilgi akışının kısıtlandığı, muhtemel maniple edildiği bir yerde, yani her şeyin aleyhte olduğu bir yerde bile politik inisiyatifi ele alabilme yeteneği olabiliyorsa, demek ki hayattan umut kesilmez ve bu gerçekten olağanüstüdür.
Her durumda politik inisiyatif, karakteri gereği cüretli bir iştir. FARC-EP genel sekreteri Ricardo Telles ile barış müzakeresi sürecini konuşurken, hükümetin müzakere sırasında hiçbir dönemde ateşkesi kabul etmediğini, buna karşın gerillanın 4-5 kez ateşkes ilan ederek, barışı gerçekten kimin istediğini göstererek, politik inisiyatifi eline aldığını söylüyordu. Politik inisiyatif, politik eylem gibidir, ancak etkisiyle kendisini gösterir ama ondan farklı olarak, sadece etkili olduğunda var olur, yoksa havada toz bulutudur. Bu yüzden, mesela Zapatistaların 1994 yılında San Cristobal de Las Casas’ı ele geçirmesi, „Tarihin sona erdiği“nin ilan edildiği günlerde etkisi bütün dünyayı saran politik bir eylem ile politik inisiyatifi eline almasıdır ve ama yine başka bir seferinde Meksika seçimi öncesi, eğer seçimlere katılsalar iktidarı değiştirebilecek bir durumda, seçimle hiçbir şeyin değişmeyeceğini hatırlatarak, „katılmayarak“, bu sefer bir şey yapmayarak (!) Meksika’da politik inisiyatifi eline almıştır.
Briçten başlayarak Zapatistalara kadar anlatmaya çalıştığım, Selahattin Demirtaş’ın son açıklamalarının, Kürt siyasal hareketi açısından bir politik inisiyatifi ele alabilme biçimi olduğunu söylemektir. Yanlış anlaşılmasın, Kürt siyasal hareketi içinde bir inisiyatif alma değil, tam aksine barış için cüretli bir inisiyatif alma biçimidir bu…
Politik inisiyatif, sonuçları itibariyle yanlış da olabilir –ki bence böyle değil– ama her zaman seyretmekten daha iyidir. Çünkü hayat, oyun kağıtları gibi tekrar dağıtılarak yeni bir ele başlanabilir bir şey değildir.