Pozantı Cezaevi’nden tahliye olan çocuklar, tecavüzü arkadaşlarının başına gelmiş gibi anlatıyor. İnsan hakları savunucuları ve hekimler, çocukların korku ve ağır bir travma içinde olduğunu, bu nedenle de ciddi bir psikolojik tedavi görmelerini gerektiğine dikkat çekiyor.
İHD Mersin Şube Başkanı Ali Tanrıverdi, Pozantı’ya ilişkin defalarca başvuru yapmalarına rağmen Adalet Bakanlığı’nın adım atmakta geciktiğine dikkat çekti. Ayrıca mağdur çocukların yaşadıklarını tahliye olduktan sonra açıklamasının tecavüzün tıbbi açıdan belgelenmesini olanaksızlaştırdığını dile getirdi. Tanrıverdi’ye göre adli işlemlerin yapılamamasında bir başka engel ise çocukların yaşadıklarını arkadaşlarının başına gelmiş olarak anlatması. Tanrıverdi, çocukların tecavüzü arkadaş hikayesi olarak anlattığına dikkat çekti. Tanrıverdi, şunları söyledi: “Yazılı ve sözlü olarak beyanda bulunurken taciz ve cinsel girişimleri bir arkadaşlarının üzerinden anlattılar. Ama öyle ilginç ki; Ali Mehmet’e, Mehmet Ahmet’e yapıldı diyordu. Kendi başlarına geleni başka arkadaşlarının hikayesi üzerinden anlattıklarını fark edince başvuru yaptık.”

Çocuklara polis baskısı
Ali Tanrıverdi, Adalet Bakanlığı’na dilekçe verilmesinin ardından, çocukların polisten baskı gördüğünü anlattı: “Çocuklar Mersin’de karakola çağrıldıkları ve İHD’ye verdikleri beyanların geri çekilmesi için baskı kurulduğunu içeren başvurular yaptı. ‘İfadenizi geri alın, yoksa yeniden cezaevine girersiniz’ baskısı yapılmış ve ‘İHD’ye beyanı tanımadığım şahıslar tarafından kandırılarak yazdım ve tehditle imzalatıldı. Şikâyetimi geri çekiyorum’ şeklinde kağıt imzatılmış.”

Tecavüz mektuplarını da gizlediler
Tanrıverdi, ayrıca Pozantı’dan Mersin E Tipi Cezaevi’ne nakledilen çocuklardan Nasır Özmen’in kaleme aldığı ihbar mektubunun cezaevi disiplin kurulunca ‘sakıncalı’ kategorisine alınarak, İHD’ye gönderilmediğini söyledi. Tanrıverdi, mektuba bir daha ulaşamadıklarını kaydetti.

Tacizden tecavüze sevk

4 yıl önce iki defa Pozantı Cezaevi’nde tutuklu kalan 16 yaşındaki T.T., 2008-2009’da yaşadıklarını anlattı. Uygulamaların Pozantı’yla sınırlı olmadığını vurgulayan T.T., Kürkçüler E Tipi Cezaevi’nde de tacize uğradıklarını belirtti. 10 Şubat 2008 tarihinde Adana’da gözaltına alındığı esnada işkenceye maruz kaldığını kaydeden T.T., tutuklama kararı ardından 25 kişiyle birlikte Kürkçüler E Tipi Cezaevi’ne gönderildiğini söyledi. T.T,  cezaevine gönderildiklerinde askerlerin, „Geldiler, geldiler!“ diye bağırıp halay çektiklerini; kendilerine askerlerce tacizde bulunulduğunu ve işkence yapıldığını söyledi. Tüm yetkililerin saldırı ve işkencesine maruz kaldıklarını kaydeden T.T., karşılaştığı şiddeti şöyle anlattı: „Kürkçüler’e götürüldüğümüz gün hava yağmurluydu. Avlunun içerisi su dolmuştu. Bizi suyun içerisinde soydular; uzun süre dövdüler. Asker dayağı bittikten sonra komutanın odasına alındık ve buradan bizi küçük bir kulübeye götürdüler. Askerler bizi anadan doğma soyduktan sonra taciz ettiler. Bu tacizlerden sonra gardiyanlara teslim edildik.“
Gardiyanlardan da yoğun işkence gördüklerini belirten T.T., ‘’Günün 24 saati demir çubuklarla gardiyanlar tarafından dövülüyorduk. Bir defasında dayak faslı bittiğinde iki gardiyan sırtıma binip, kendilerini koridorun sonuna kadar taşımamı istediler. Ben kabul etmeyince tekrar dövdüler“ dedi.

3 ranzada 25 kişi

Kürkçüler Cezaevi’nde geçirdikleri bir hafta boyunca küçük bir odada 25 kişi kaldıklarını belirten T.T., „Koğuşta sadece 3 ranza vardı. 25 kişi yerlerde, üst üste 3 ranzada uyumaya çalışıyorduk. Sayım zamanlarında demir çubuklarla geliyorlardı. Ellerimiz ve ayaklarımız morarana kadar dayak atıyorlardı. Ailelerimiz görüşe geldiğinde ayakta duracak ve konuşacak halimiz kalmıyordu“ şeklinde konuştu. Uygulamaların sadece fiziki işkenceyle sınırlı kalmadığını belirten T.T, bir hafta boyunca aç bırakıldıklarını ifade etti.

Pozantı işkencesi bambaşka!

Kürkçüler’de kaldıkları bir haftanın ardından Pozantı Cezaevi’ne sevk edildiklerini kaydeden T.T., buradan çıkarken asker ve gardiyanların ‘çıkış’ dayağı, Pozantı’ya gittiklerinde ise gardiyanların ‘geliş’ dayağı attığını belirtti. Burada her anlamda psikolojik ve fiziki işkence görgüklerini vurgulayan T.T., „Buraya geldikten sonra Kürkçüler’de yaşadıklarımızın bir şey olmadığını anladık’’ dedi. T.T., Pozantı uygulamalarını şöyle anlattı: ‘’Buradaki işkence ve uygulamalar bambaşkaydı. İlk geldiğimizde bize belki 10 yıllık olan battaniyeler veriyorlardı. Öyle kötü kokuyorlardı ki bazılarımız zehirlenip hastaneye dahi kaldırıldı. Adli tutuklular siyasilerin aralarına konuluyordu, bunlar ailelerin gönderdikleri paralara el koymanın yanı sıra, yemekleri de kendilerine ayırıyor ve kendi iç çamaşırlarını çocuklara yıkatıyorlardı.’’

‘İşkence için gönderildik’
Adli mahkumların siyasi mahkumların içerisine „işkence yapmaları için“ gönderildiğini belirten T.T., „Adli mahkumlar bize akıldışı işkenceler yapıyordu. Adli mahkumlar arkadaşlarımızı taciz ediyorlardı. Hatta beni de taciz ettiler. Olay üzerine cezaevi müdürüne çıktım. Bunun üzerine bana tacizde bulunan kişi beni tehdit etti. ‘Burası benim elimde, bütün koğuşlarda adamım var. Adımdan bahsettiğin anda seni yok ederim’ dedi. Adli mahkumlar, sadece tacizde bulunmuyorlardı. Benim kaldığım koğuşta sadece taciz vardı, ama A-5, B-1 ve C-2 koğuşlarında tecavüz edildiğini biliyorduk“ dedi. 
T.T., Pozantı Cezaevi’nde 8 ay kaldıktan sonra tahliye olsa da, 6 ay sonra ‘örgüt üyesi’ olduğu iddiasıyla tutuklanarak yeniden buraya gönderildiğini belirtti. T.T., ikinci tutukluluk sürecinde de işkence, taciz ve tecavüz olaylarının devam ettiğini kaydetti.

Kürkçüler, Pozantı’yı koruyor

Alınan bilgiye göre, 5 yıl önce Pozantı Cezaevi’nde tacize uğrayan Agit Tufan isimli tutuklunun yaşadıklarını anlattığı mektuplara da el konuldu. Tufan’ın mektupları Radyo Dünya’ya göndermek istediği öğrenildi. Olay, 28 Şubat’ta Kürkçüler Cezaevi’nde kardeşiyle görüşen Salih Tufan’ın anlatımlarıyla ortaya çıktı. Salih Tufan, kardeşinin 2007 ile 2009 yılların arasında Pozantı Cezaevi’nde yaşadığı ve tanıklık ettiği taciz ve tecavüz olaylarını Radyo Dünya aracılığı ile duyurmak istediğini ancak cezaevi yönetiminin Pozantı Cezaevi gerçeğini gizlemeye çalıştığını ifade etti.
Kürkçüler F Tipi Cezaevi yetkilileri ise, bu iddialara ilişkin herhangi bir açıklama yapmak istemediklerini söyledi. 


Sonsuz travma içindeler
Tahliye olan çocuklarla görüşen insan hakları savunucuları ve hekimler, üzerinden zaman geçen şiddet ve tecavüzün bedenlerdeki izlerini saptamanın mümkün olmadığını ancak bu izleri ruhlarında taşıdığını anlattı. Akdeniz Belediyesi İştar Kadın Danışmanlık Merkezi, geçen yıl Haziran-Ağustos ayları arasında Pozantı Cezaevi’nden tahliye olan çocuklarla bir dizi etkinlik yaptı ve bunun sonuçlarını raporlaştırdı. Dr. Didem Gelegen’in kaleme aldığı rapor, çocuklarda travma sonrası stres bozukluğu gibi gözlemlere yer veriyor; polislerin korku ve nefret nesnesi haline geldiklerini tespit ediyor. Rapora göre çocuklar, mahalle dışına çıkmaya ve mahalle dışındaki etkinliklere katılmaya korkuyordu. Polisin kendilerini sürekli takip ettiğini düşünüyor; bir tür izolasyon yaşıyorlardı. Okul yaşantıları, idareciler ve öğretmenlerle ilişkileri yoğun şiddet içermekteydi. Çoğu okulu bırakmıştı. Bir tanesi hariç devam etmeyi isteyen de yoktu.
Dr. Gelegen, “Cezaevi deneyimleri çocukların yaşamını paramparça ediyor. Sonrasında madde bağımlılığı, şiddet davranışları, aieleriyle ilişkilerinde bozukluklar gibi pek çok sıkıntıları var” diyor.

TİHV: 1 yıldır çalışıyoruz
Pozantı’dan tahliye olan 25 çocuk, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Adana Şubesi’ne başvurdu. TİHV yaklaşık bir yıldır Pozantı Cezaevi’nden gelen başvuruları derledi. Başvurulara göre; siyasi suçtan tutuklanan çocukları adli tutukluların bulunduğu koğuşlara dağıtan gardiyanlar, ‘koğuş ağaları’na “PKK’lıları getirdik. Size emanet” diyerek çocukları şiddet ortasına atıyorlar. 
Çocuklardan biri, kendisinin cinsel istismara uğramadığını, ama yan koğuşta kalan bir çocuğun adli tutuklu tarafından “yatağa çağrıldığını” ve tecavüze uğradığını aktardı. Bir başka başvuruya göre ise, bizzat cezaevi müdürü kendisi çocukları pimapen parçaları ile dövdü.
Çocuklar, cezaevinden çıktıktan sonra sürekli takip altında tutulduklarını, evlerinden çıktıkları anda polis tarafından izlendiklerini söyledi.
Çocuklar, cezaevinde kaldıkları süreç boyunca cezaevi müdürü, başgardiyan, gardiyanlar ve adli tutuklular tarafından sürekli aşağılandıklarını, hakarete uğradıklarını, ellerinden paralarının alındığını, yemek yemelerine engel olunduğunu, “mazgal altı, merdiven altı” olarak tabir edilen bir yerde dövüldüklerini ve giysileri çıkartılarak, sözlü cinsel tacize uğradıklarını anlattı.
TİHV’den Dr. Alev Aksungur ise “Yaklaşık bir yıldır bu konu ile ilgili kamuoyu oluşturmaya çalıştık ama ne yazık ki başarılı olamadık. Olayın kamuoyunda sadece ‘Tecavüz var mı?’ diye sorgulanması yerine bu çocukların içinde bulundukları durumun tam olarak anlaşılması daha önemli” dedi.

Ertuğrul Kürkçü çocuklarla görüştü
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de İHD Mersin Şubesi’nde Pozantı‘dan tahliye olan bir grup çocukla görüştü. Geçtiğimiz yıl Mart ayından bu yana çocukların ve ailelerin şikayetlerinin değerlendirmeye alınmadığına dikkat çeken Kürkçü, “Bunlarla ilgili bir kovuşturma yapıldığına dair bir bilgi yok. Ne yazık ki, hem Adalet Bakanlığı, hem Meclis İnsan Hakları Komisyonu üzerine düşeni yapmadı” dedi. Adalet Bakanlığı’nın Pozantı’daki olayları ilk kez duymuş gibi yaptığını bunun gerçek olmadığını dile getiren Kürkçü, yapılan başvuruların neden bu kadar savsaklandığı konusunun değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Adalet Bakanlığı da 26 Şubat’ta yaptığı açıklamada, kendilerine 12 Temmuz’da şikayetin ulaştığını ancak „bu iddialar gündeme geldikten sonra“ müfettiş görevlendirdiklerini açıklamıştı.

HABER MERKEZİ




Pozantı müdürleri ödüllendirildi

Öte yandan CHP Milletvekili Veli Ağbaba, Pozantı Cezaevi’nin birinci ve ikinci müdürünün terfi ettirildiğini açıkladı.
CHP milletvekilleri Veli Ağbaba, Melda Onur, Özgür Özel, Nurettin Demir ve Ümit Özgümüş, Pozantı vahşetinin ortaya çıkmasının ardından yetkililerle görüşmek üzere 29 Şubat’ta Adana’ya gitti. Heyet, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Adana ve Mersin şubeleriyle, Adana’daki Pozantı Çocuk Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun müdürü, ikinci müdürü ve savcısıyla görüştü. Ağbaba, çocukların „Bizi dövüyor, hakaret ediyor“ dediği ve hakkında en çok şikayet edilen kişi olan cezaevi ikinci müdürünün Van/Erciş Cezaevi’ne birinci müdür olarak atandığını, Pozantı’nın müdürünün de Ankara’daki Sincan Cezaevi’ne atanarak terfi ettirildiğini açıkladı. „Bu iddialarla ilgili uzman bir ekip inceleme yapmalı“ diyen Ağbaba, tahliye olan çocukların durumunu şöyle anlattı: „Çocuklar, başlarına gelenleri, ‘Bir arkadaşımın başına geldi’ diye anlatıyor. Büyük bir travma yaşayan çocuklar, mahallelerinden hatta evlerinden dışarı çıkamıyor, korkuyorlar.“
Ağbaba, çocukların rehabilitasyonu ya da psikolojik destekle ilgili ciddi bir çalışam yapılmadığını da ekledi.
Adalet Bakanı istifa etsin
CHP’li vekiller inceleme sonuçlarını rapor haline getirdi. Raporda, Adalet Bakanı’nın istifa etmesi gerektiği belirtilerek, Bakan hakkında gensoru verilmesi talep edildi. Raporda, ayrıca şu öneriler sıralandı: „Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın yanlı olacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla Pozantı Cezaevi’nde bulunan müfettişler derhal geri çağrılmalıdır. Yaşanılan sorunları ve ortaya konulan iddiaları araştırmak üzere tarafsız bir araştırma komisyonu kurularak konu tüm detayları ile ele alınmalı ve incelenmelidir. Neredeyse tamamı okul çağında olan çocukların eğitim hakları ellerinden alınmamalıdır. Eğitimlerine devam edebilmeleri sağlanmalıdır. Çocukların cezaevine girme şartlarını ortadan kaldıracak önlemleri belirlemek üzere araştırma ve uygulamalar yapılmalıdır.  Pozantı Çocuk Cezaevi, Türkiye cezaevlerinin küçük bir resmidir. Türkiye cezaevlerinde yaşanılan şiddet, baskı, taciz, kötü muamelelerin araştırılması, cezaevlerinin fiziki durumlarının incelenmesi amacıyla TBMM tarafından cezaevleri inceleme komisyonu kurularak detaylı bir inceleme yapılması uygun olacaktır.“

Çocuklar aynı müdüre emanet!

Pozantı Cezaevi’nde yaşanan tecavüz, taciz ve kötü muamele olaylar karşısında dün açıklama yapan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Pozantı Cezaevi’nde 4 kişinin görevlerinden alındığını ve 200 çocuğun Sincan Cezaevi’ne nakledileceğini söyledi.
Ergin, Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu’nda incelemelerde bulundu. Pozantı’da yaşananlarla ilgili açıklama yapan Bakan Ergin, bin 903 tutuklu, 406 hükümlü olmak üzere toplam 2 bin 309 çocuğun halen cezaevlerinde bulunduğunu söyledi. Çocuk cezaevlerinde yeni bir düzenlemeye gidildiğini dile getiren Adalet Bakanı, çocukların tek kişilik odalarda kalmaya başladığını ifade etti. Hem adli ve idari soruşturmanın başlatıldığını ve halen devam ettiğini dile getiren Ergin, bir şey yapmadıklarına ilişkin açıklamaların doğru olmadığını iddia etti. Adli soruşturmada belli bir aşama kaydedildikten sonra disiplin soruşturmasının başlatıldığını anlatan Ergin, 2011 yılında soruşturmanın başlatıldığını ifade etti. Şu anda Pozantı’da üç cezaevi denetim elemanının psikologlar eşliğinde çocuklarla mülakatlar yaptığını anlatan Ergin, adı geçen veya geçmeyenlerle de görüşüldüğünü söyledi. Bu konuda hiçbir karanlık nokta ve sorunun kalmayacağını savunan Ergin, Pozantı’daki çocukların Ankara/Sincan’a nakil işlemlerinin başlatıldığını açıkladı. 4 personel hakkında idari tedbir kararı alındığını ifade eden Ergin, ihtiyaç duyulması halinde başka tedbirlerin de gündeme geleceğini kaydetti.

UNİCEF’e Pozantı dosyası

Kürt gençleri, UNİCEF bürosu ile Save the Children örgütünün Londra’daki bürolarında oturma eylemi yaptı.
Eylemler, önceki akşam gerçekleşti. Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNİCEF) bürosuna giden ve üzerinde „Türkiye’de cezaevlerinde çocuklara tecavüz ediliyor“ yazılı pankartı açarak oturma eylemine başlayan 20 kadar genç, yetkililerle görüşme talep etti. UNİCEF’in Londra sorumlusu Jon Sparkes ile görüşen ve Pozantı Cezaevi’nde yaşanan olaylara ilişkin dosya sunan gençler, UNİCEF’ten yaşananlara seyirci kalmamasını ve BM nezdinde harekete geçmesini talep etti. Eylemciler, daha sonra Save the Children bürosuna giderek benzer bir eylem gerçekleştirdi. Olay yerine polislerin gelmesi sonucu bir süre gerginlik yaşanırken yetkililerin görüşme yapmayı kabul etmesi üzerine eylem bina önünde devam ettirildi. Burada kurumun genel sorumlusu Ishbel Matheson ile görüşen gençler, kendisine Türkiye cezaevlerinde yaşananlarla ilgili olarak bir dosya sundu. Görüşmede tutuklu Kürt çocuklara cezaevlerinde sistematik olarak tecavüz edildiğini ve bunun devletin Kürt halkını sindirme politikasının en aşağılık yüzü olduğunu belirten gençler, kurumu acil olarak harekete geçmeye çağırdı. Matheson, cezaevindeki tecavüz olaylarını ilk genel kurullarında gündeme getirme ve yaşananların takipçisi olma sözü verdi. Eylem, alkışlarla sona erdirildi.