Kürt sorunun çözümü ve süreç içinde yaşanan gelişmeleri DİHA’ya değerlendiren Vatan Gazetesi yazarı Hüseyin Yayman, sürecin ilk başladığı günlerdeki tespitini hatırlatarak, “Heyetin İmralı’ya gittiği o gün ben söylemiştim, bugün de aynı kanaatimi koruyorum. Bir anlamda süreci bir gemiye benzetiyorum. Gemi artık limandan ayrıldı ve varacağı limana yaklaştı” dedi. Bu saatten sonra tarafların süreci yönetmekten vazgeçmesi durumunda topyekün bir batma durumunun olacağını kaydeden Yayman, bunu soğuk savaş dönemindeki “dehşet dengesi” kavramıyla açıkladı. PKK ve devlet açısından sürecin ileri bir noktaya geldiğini belirten Yayman, “Diyalogtan müzakereye geçme, Öcalan’ın sık sık bahsettiği ‘stratejik müzakere’nin yolunun açılması konusu önemli bir konu. Ben süreç iyi gidiyor derken, ‘sorun yok’ demiyorum. Tabi ki sorunlar var, yüzyıllık bir problemden bahsediyoruz. Yüzyıllık problemi yüz günde çözülmesini beklemek iyimserlik olur. Taraflar müzakere sürecini öğreniyorlar” şeklinde konuştu. Sürecin müzakereye evirilmesi talebini değerlendiren Yayman, “En son Haziran ayında çıkan müzakere yasası, aslında çözüm sürecinin kişilere bağlı, aktörlere bağlı olmaktan çıkıp bir devlet politikası haline gelmesine yol açtı” dedi.


Önyargılar da kaldırılmalı

Çözümün toplumsallaştığını ve barışı PKK’lilerin ve askerlerin annelerinin de istediğini söyleyen Yayman, sürecin toplumsalsallaşmasının en büyük kazanım olduğunu kaydetti. PKK’ye yönelik algıların kırılmaya başladığını ifade eden Yayman, “30 yıllık çatışmalı dönemin yarattığı karışık algılar var. Önyargıların aşılması süreçteki en önemli engellerden bir tanesiydi. Çözüm yasalar yapmak kadar aynı zamanda, bu ülkenin doğusu ve batısı arasındaki önyargıları da ortadan kaldırmak ile mümkün olabilecek” diye konuştu. Öcalan’a yönelik Türkiye’nin batısında ve orta sınıfında daha pozitif algıların oluştuğunu ve uzun vadede PKK için de pozitif bir algının oluşacağına işaret eden Yayman, müzakere süreçlerinin zorlu olduğuna dikkat çekerek, “Çözüm süreçlerinde sabır ve serinkanlı olmak gerekiyor” dedi.

Eski haritalar anlamını yitirdi

Rojava’da yaşanan halk devrimi ve Türkiye tarafından uygulanan ambargoya değinen Yayman, “Türkiye’nin Ortadoğu’daki sorunlardan çıkış için en önemli yol bence Kürtler ile ittifaktır. Tarihsel olarak Türk - Kürt ittifakı iki tarafa da kazandırmıştır. Rojava’daki sorun ise Esad yönetiminin yarattığı bir sorun değildir. Rojava’daki sorun yüz yıllık bir sorundur. Yani Lozan’da ortaya çıkan ve bugün artık bir kangrene dönüşmüş bir problemden bahsediyoruz” şeklinde konuştu. Ortadoğu’da cetvel ile çizilen haritaların anlamsız olduğunu söyleyen Yayman, “Nusaybin’deki bir Kürt ile Qamişlo’daki bir Kürt’ü bir birinden ayırmak mümkün değildir. Yani Türkler ile Kürtler arasında aynı tarihin içinde olma vardır. Bir duygudaşlık ve aynı kaderi paylaşma durumu vardır. Hem Türkiye Cumhuriyeti için hem de hükümet için gerçekten en önemli açılım Ortadoğu’daki Kürtler ile yeni bir stratejik ittifak ve stratejik bir koalisyon geliştirmektir” dedi.
PKK’nin IŞİD terörüne karşı savaşı için silah talebinin konuşulabilineceğini kaydeden Yayman, IŞİD meselesinin sadece PKK ve YPG ile bölgedeki güçler arasındaki bir mücadele olmadığını, büyük resimde IŞİD’i destekleyen uluslararası güçlerin varlığına dikkat çekti. PKK’nin talebinin önemli olduğuna değinen Yayman, “Türkiye’de barışın kalıcılaşması Rojava’ya bağlıdır. Çözüm süreci Şengal’e bağlıdır. Şengal’in kaderi ile Diyarbakır’ın kaderi ilk defa bu kadar ortaklaşmış durumda. Bölgede Kürtler arasında büyük bir ulusal birlik havası var. Bunun çok ciddi takip edilmesi gerekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

DİHA/AMED