Türkiye’nin gelmiş geçmiş en becerik(siz)li ikinci içişleri bakanı herhalde Muammer Güler’dir. Birinciliği İ.Naim Şahin’den alması zor olsa bile, belli olmaz. Bakarsınız Ortadoğu’nun hassas dengeleri, onu da birinci yapar, tıpki Davutoğlu gibi. Olay olduktan sonra, ilk saatlerde Muammer Güler, Erdoğan, Davutoğlu, Atalay yaptıkları açıklamalarda, adres olarak Suriye ve Esad’ı gösterdiler.
Doğrusu insanın ağzı açık kalıyor. Katilin adresini bu kadar hızlı bulabilen bir donanıma sahip TC. Ancak aynı donanım, katliamı önceden duyup engelleyebilecek kapasite de değil. Bu tezat insanı daha çok şaşırtıyor!
Muammer Güler’in açıklamasını okudum, izleyemedim. Mutlaka vücut dili okumasından kaçırdıklarım çok olmuştur. Yine de söz konusu Muammer Güler olunca insanın aklında o kadar çok çağrışımlar var ki, bu çağrışımlar hemen devreye giriyorlar. Muammer Güler, Reyhanlı’daki katliama neden olan bomba yüklü arabaların plakalarının izini sürerek Suriye gizli örgütü El Muhaberat’a ulaşmış. Ve “kesindir” diyor, El Muhaberat yapmış.
Muammer Güler çok iyi bir güvenlik bakanı olabilir ancak iz sürme konusunda sicili zayıf. O İstanbul valisi iken, kendi odasında ve kendi tanıklığında, Hrant Dink’i tehdit eden iki insanın izini sürüp, bir sonuca ulaşamamıştı. Dolayısı ile Muammer Güler’in iz sürme konusunda yaptığı istihbarat- teknik çalışmalarına güvenmek için şimdilik nedenimiz yok.
Dört devlet görevlisinin yaptığı açıklamalarda ortak yan bu eylemin, Kürtler ile yürütülen sürece karşı yapılmış bir provokasyon olduğu düşüncesi. İnsan aklını zorlayan bir yorum. Esad tabii ki Kürtler ile Türkiye arasındaki müzakerelerden hoşnut olmayacaktır. Ancak bu katliam nasıl süreci provoke eder. Nasıl engeller. Henüz anlayabilmiş değilim.
Yine de bu konuda soru işareti olması için birçok neden var. Örneğin ben böyle durumlar da hep sabit devlet ritüellerini, var olan veriler ile birleştirip analiz yaparım. Gerçi bir kere kötü yanıldım. Devlet ritüellerinden yola çıkarak, gerillalar ile kucaklaşan BDP’li vekillerin, vekilliklerinin düşürüleceğini yazmıştım. Oysa bu teorim tutmadı. Bilmeliydim ki Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması için, BDP’li vekillerin sayısına bir gün ihtiyacı olacağını. Bilmeliydim, Erdoğan’ın Kürtler en çok saldırdığı zamanlar, aslında perde arkasında Kürtler ile görüştüğünü. Bilmeliydim, meydanlarda Öcalan’ı, Kürtleri asıp kestiğini de, elçilerini Öcalan’a ve PKK’ye gönderdiğini. Gerçi o vekiller afaroz edildiler, barış elçisi olamadılar. Şimdilik bunun ile yetinmeliyim.
Ben yine de “yenilen pehlivan oyuna doymazmış” örneğinde olduğu gibi, devlet ritüelini kullanarak açıklamalıyım. Ritüele göre, Kürtlerin aleyhine bir şeyler yapılacaksa, ritüelin kuralı katil Kürt olmalı, mağdur ya da öldürülenler de mutlaka Kürt olmalı. Olayda Kürtlerin aleyhine kullanılmalı. Şimdi bu olayda, katil ya da katiller Kürtler değilmiş Muammer Güler’e göre. Öldürülenler de büyük olasılıkla Kürtler değil. Hatay’da oturanların çoğunluğu Arap Alevileri. Sansasyonlar da Kürtler, bir halk olarak canavarlaştırılmadılar. O zaman nasıl diyebilirim ki bu katliam, süreci provake etmek içindir.
Üstelik Esad’ta çok ahmakmış. Şu anda, bu zor günlerinde onu dünyada tek cani gönülden destekleyen, Türkiye’nin güneyinde yaşayan Arap Alevilerini öldürdü. Yani kendi soydaşlarını…
Bir yorum yapmak ne kadar zormuş. Ortadoğu’da bir hafta içinde dengeler alt üst olabilir. Dostların da, düşmanların da tarafları değişebilir. Bu katliam, hiç bir işe yaramasa da, süreci provoke etmese de, Amerika seyahati öncesi, Erdoğan’ın boş olan çantasını doldurabilir.
Ortadoğu böyle bir şey. Bir günde vezir de olabilirsin, ertesi gün de rezil olabilirsin...
Hayatını kaybedenlerin yakınlarına, sevdiklerine sabır diliyorum.
Provokasyon mu?..
Hatay’ın Reyhanlı İlçesindeki saldırı sonucu hayatını kaybedenler 43 sivil, ne Suriye, ne Türkiye, ne Amerika, ne Rusya ile hiç bir ilşkisi olmayan insanlar. Öldürüldüler. Kim için? Kimin çıkarı için? Bu sorulara doğruya yakın yanıtlar bulunsa bile, asıl suçlu, asıl emri verenler asla bulunmayacak. Genellikle katili bulunmayan terör eylemlerinin asıl suçluları devletlerdir. Devletlerin estirdikleri terör rüzgarları, nedense izlerini çabuk kaybettirirler. Tabii istisnalar hariç. Eğer devletin idam kararı verilmiş ise estirdikleri terör de idamlarına gerekçe yapılır. Yok yaşaması gerekirse, asla terörün suçlusu bulunmaz.