12 Eylül faşist darbesi ve 12 Eylül anayasasıyla başlayan karanlık dönemin paslı zincirleri kırıldı. “Demokratik müzakere ve çözüm süreci”nin başlamasıyla yeni bir dönemin temelleri atılıyor. Bu sürecin halkta büyük umutlar yarattığı açıktır. Anketlere göre, halkın yüzde yetmişe yakını süreci destekliyor. Kamuoyunda HDP’ye desteğin gözle görülür biçimde artması, bütün anketlerde HDP’nin göze batan yükselişi de bunu doğruluyor. Gerçekten çözüm isteyenler için, bu büyük bir şans ve olanaktır.

7 Haziran 2015 seçimlerinin tarihi önemi her geçen gün daha da çok ortaya çıkıyor. Bugüne kadar verilen bütün mücadelelerin ürünü bu seçim sonuçlarına yansıyacaktır. Seçim sonuçları toplumsal gelişmenin yönünü de gösterecektir. Seçim sonuçlarının toplumda kalıcı etkileri olacaktır.

Seçime katılan her parti, mümkün olan en çok oy desteğini almak ve en çok sayıda vekillik kazanmak ister. Bu HDP için de geçerlidir. Çünkü, bu hem halk desteğinin göstergesi hem de programını gerçekleştirmesinin güvencesi demektir. Ancak HDP için sorun sadece çok oy ve çok vekil kazanmak değildir. HDP için esas sorun; bütün ezilenleri birleştirmek, eski sisteme karşı yeni bir seçenek yaratabilmektir. HDP, “Yeni Yaşama Çağrı” olarak kamuoyuna açıkladığı projesini tüm ezilenlere maletmek zorundadır. HDP’nin esas başarısı bu olacaktır. Bu süreçte bu iki görev iç içe geçmiş bulunuyor. Demokratik Çözüm Süreci’nin ilerlemesi ve başarısı da buna bağlıdır.

28 Şubat 2015, Dolmabahçe Deklarasyonu’ndan sonra hızlanması gereken “Demokratik Çözüm Süreci”nin, statükocu güçleri korkuttuğu görülüyor. AKP medyasındaki HDP karşıtı saldırgan dil siyasi nezaket ve rekabet sınırlarını çoktan aşmıştır. Onlar HDP’nin bağımsız adaylarla seçimlere girmesini ve 30-40 vekille göstermelik olarak mecliste yer almasını istiyorlardı. Böylece hem ele güne karşı demokrat görünecekler, hem de halkı oyalamaya devam edeceklerdi. HDP’nin parti olarak seçimlere girmesi ve hızla ciddi bir seçenek haline gelmesi en başta AKP’yi panikletmiştir. Bu nedenle düşmanca bir dille saldırganlaşıyorlar. Erdoğan’ın bu panikle damdan düşer gibi başlattığı süreç karşıtı söylemler olumlu gelişmeleri sabote etmiştir. Eğer bir provokasyondan söz edilecekse, en büyük provokasyonu Erdoğan yapmıştır. Bundan daha büyük bir provokasyonu kim, hangi güçle yapabilir ki? “Demokratik çözüm için gerekirse baldıran zehri içerim” diyen Erdoğan bu sözlerini unutmuştur. Tam tersine “Bugüne kadar konuşulanların, yazılanların, varılan mutabakatların üstüne bir bardak soğuk su içiyorum” demekte ve herkesi de bir bardak soğuk su içmeye çağırmaktadır. “Bu sorunu ben çözdüm, artık bir sorun yok” diyen Erdoğan, çözüm diye kırk yıldır söylenenleri tekrar etmektedir. “Silah bırak, teslim ol, pişman ol, itirafçı ol, eve dön” yaklaşımını öne sürmektedir. Erdoğan ve AKP liderleri tarihten hiç ders almıyorlar mı? Devletin bu inkarcı, imhacı zalim politikalarına karşı otuz yıldır hatta yüz yıldır direniş ve isyan sürmektedir. Aynı kafayla çözüm bulunabilir mi? Bulunamayacağını ve bu politikayla daha çok kan akacağını anlamak için çok büyük bir siyasi tecrübe ve öngörü gerekmiyor. O zaman Erdoğan ve AKP liderleri bunu niye görmezden geliyorlar?

AKP liderleri her türlü saldırı, şantaj, tehdit, hileyle seçimleri kazanmak ve HDP’yi parlamento dışında bırakmak istiyorlar. İç Güvenlik Paketi vb. yeni OHAL yasalarıyla halkı susturmak istiyorlar. O zaman, başkanlık sistemi de dahil, kendi diktalarını güvenceye alacaklarını zannediyorlar. Seçimlerden güçlü bir biçimde çıkan HDP, AKP için en büyük kabustur. Güçlü bir HDP, AKP diktasının sonu demektir. Bu nedenle diyoruz ki, seçimler 4-5 parti arasında değil, esasen HDP ile AKP arasındadır. Statükocu-vesayetçi-sistem partileriyle, sisteme son vermek isteyen HDP arasındadır. Diğer muhalif partilerin kazanacağı ya da kaybedeceği bir kaç milletvekilliği hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Ama HDP’nin alacağı her oy ve kazanacağı her vekillik AKP diktasına ve sisteme bir darbe olacaktır.  Çözüm yoluna döşenmiş bir taş olacaktır. Tüm ezilenlerin özgürlüğü için demokratik çözüm yolunu açacaktır.

Bu nedenle tüm ezilenlerin HDP etrafında birleşmesi tarihi bir önem kazanmıştır. HDP etrafında birleşen ezilenlerin ortak mücadelesi yeni bir dönemin, özgür bir geleceğin ve “Yeni yaşam”ın müjdecisidir.