AKP'nin Kürt politikası özünde kesinlikle değişmemiştir. Ancak 21.yüzyılın dünya koşulları, Türkiye ve Kürdistan'daki siyasal duruma göre özü değiştirmeyen biçimsel değişikliklere gidilmiştir. Kürtleri Türk uluslaşması içinde eritme; bunun için de siyasal sömürgeciliği sürdürmede ısrar etmektedir. Türk devletinin son zamanlarda KCK operasyonları olarak yönelmesi Kürt halkının demokratik örgütlenmesine ve siyasi irade olmasınadır. Kürt halkının örgütlü toplum olmasını kabul etmemektedir. Bu nedenle KCK adını verdiği operasyonlarla Kürdistan'da örgütlü toplum gerçeğini ortadan kaldırmaya yönelmiştir.
Kuşkusuz KCK’nin ne olduğu konusunda Türk özel savaş merkezi manipülasyon yapmaktadır. KCK’nin de bir demokratik örgütlenme ve Demokratik toplum sistemi olduğunu belirtmek gerekir. Kürdistan'da toplumu tabandan başlamak üzere demokratik temelde örgütleyerek demokratik konfederal örgütlenme temelinde bir demokratik sistem haline getirmeyi hedeflemektedir. Bu gerçekler dikkate alındığında KCK adı altında BDP'ye ve demokratik kuruluşlara yönelik saldırısına gerekçe gösterdiği argümanların tümü uydurmadır. Siyasi soykırım operasyonlarına gerekçe ve meşruiyet kazandırmak için ileri sürülen psikolojik savaş argümanlarıdır.
Batman belediyesi ve diğer belediyelerdeki tutuklamaların KCK gerekçesiyle açıklanması, siyasi soykırım operasyonlarının nasıl bir siyasi saldırı olduğunu göstermektedir. AKP hükümeti açıkça Batman belediyesini düşürmek istemektedir. Bir dahaki seçimde Batman’da AKP'nin belediyeyi ele geçirmesi için BDP'nin örgütlenmesi tasfiye ediliyor; belediye üzerinde kuşku yaratılarak Batman yerel seçimlere bu ortamda sokulmak isteniyor. Bir taraftan Kürt toplumunun her türlü demokratik örgütlenmesine saldırılarak toplum güçsüz düşürülüyor, diğer taraftan belediyeler öncüsüz ve örgütsüz bırakılarak gelecek yerel seçimleri kazanmayı hedefliyor. Amiyane deyimle taşları bağlayıp köpekleri salmak gibi bir politika izliyorlar.
AKP siyasi soykırım operasyonlarıyla Kürt toplumunun demokratik örgütlenmesini dağıtıp zayıf bırakmayı hedeflerken, diğer taraftan psikolojik savaşla toplumun direncini kırmayı hedefliyor. Psikolojik savaş o kadar tırmandırılmaktadır ki, artık her türlü yalan ve abartma normal hale getirilmiştir. En son Bugün gazetesi hızını almayarak PKK üç ayda bitirildi haberleri yapıyor. Bugün gazetesinin istihbarat örgütü ve özel savaş merkeziyle iç içe olduğunu biliyorduk. Ama psikolojik savaş yalancılığını bu düzeye çıkaracaklarını hiç kimse tahmin etmiyordu.
Bugün gazetesinin palavracısı Adem Yavuz Arslan istihbarat örgütü ve özel savaş merkezinin çizdiği senaryoları bir gerçekmiş gibi topluma yansıtmaya çalışıyor. Herhalde kendisi de bu özel savaş merkezi içinde yer almaktadır. Bu adamı "Kavaklı kampı yerle bir edildi” haberlerinde tanıdık. Kavaklı denilen yerde üç yüz kişilik bir kamp varmış ve bu üç yüz kişinin tümü öldürülmüş ve kamp temizlenmiş! Sonradan anlaşıldı ki Kato dağındaki çatışmada üç gerillanın yaşamını yitirmesi Kavaklı kampı yerle bir edildi biçiminde haber ediliyormuş.
Bugün gazetesinin özel savaşla iç içe olan Ankara temsilcisi Adem Yavuz Arslan şimdi de PKK'nin beşte biri tasfiye edildi; hatta bitirildi manşetiyle tefrikalar yazmaya başlamış. Bir zamanlar Tercüman gazetesindeki pehlivan tefrikaları gibi devletin sanal başarı öykülerini yazıyor. Kuşkusuz bir savaş olursa kayıplar da olur. HPG karargahı zaten gerillanın verdiği kayıpları açıklıyor. Geliyê Tiyarê (Kazan Vadisi)’deki 36 kaybı da öğrendiğinde açıklamıştır. Hava saldırıları ve kimyasal silahlar sonucu gerçekleşen bu kayıpların gerillanın rehaveti ve hatasından kaynaklandığı konusu da birçok defa dile getirildi. Amanos’lardan Akdeniz’e araba içinde giderken yakalananların da gerilla tarzının ve kurallarının çiğnenmesinden kaynaklandığı zaten gözler önündedir. Bu yakalanmaların ne asker ne de polis başarısı olduğu açıktır. Dikkatsizlik ve ciddiyetsizlikten ortaya çıkan yakalanmalar olduğunu bizzat HPG ifade etmiştir.
Adem Yavuz Arslan böyle bir iki olayı sakız gibi çiğneyerek PKK'nin bitirildiği propagandasını, daha doğrusu yalanını bir gerçekmiş gibi Türkiye toplumuna vermeye çalışıyor. Bu tür haberlere Kürtler zaten inanmıyor. Anadoludan Görünüm programı haline gelmiş Fethullahçı televizyonlar, Bugün gazetesi, Adem Yavuz Arslan ve özel savaş merkezleri ordu ve polisin bu yaz yaşadığı çaresizliği örtmek için böyle bir psikolojik harekat yürütüyorlar. Böylece orduya ve polise moral vermeye çalışıyorlar. Bu yaz ne kadar asker ve polis öldü? Askerler ve polislerin karakoldan çıkamaz hale geldikleri biliniyor. Ordunun gerilla karşısında muharebe gücü kalmadığı, bu nedenle milyarlarca dolar ödenip teknik alınarak bu savaşın yürütüldüğü açıktır.
Kazan Vadisi’ndeki olaydan önce 18 hedefe yapılan saldırıda yüze yakın asker ölmüştü. Yine bir o kadar da yaralanmıştı. Neredeyse yüz kilometrelik bir hatta tüm hedefler vurulmuştu. Bu eylemle birlikte orduda ve askerde büyük çöküntü yaşanmıştı. Eylem sonrası yapılan tartışmalar ve yazılar hatırlanırsa ordunun ve polisin ne hale geldiği görülür. Hatta bu kayıplardan sonra ordu çok eleştirilmiş, 20 yaşındaki gençler cepheye sürülüyor denilerek bir an önce profesyonel orduya geçme tartışmaları hızlandırılmıştır. Yine bu eylemlerden bir ay önce bir askeri konvoyun nasıl pusuya düşürüldüğünü, askerlerin çaresizliğini internet sitelerinde izlemiştik.
Geçen aylarda askere ve polise onlarca, hatta yüzlerce eylem yapılmıştır. Nasıl oluyor da bu eylemleri yapan bir gerilla gücü Kazan Vadisi’ndeki 36 kayıp, arabada yakalanan 8 gerilla ve hava saldırısındaki 10 kayıpla bitiriliyor? Dolayısıyla gerillanın bitirildiği hikayelerinin psikolojik savaş söylemi olduğu açıktır. Kaldı ki gerilla kayıplarının Kürt halkında öfkeyi büyütüp katılımları arttırdığı bilinen bir gerçektir. Hatta bunu bizzat Türk basını ve kalemşorları dile getirmektedirler. Gerilla şimdiki kayıpların katbekatını verdiği dönemlerde bile zayıf düşmemiştir. 1994 yılında Botan’da, Amed’de, Dersim’de, Serhat’ta birçok çatışmada yüzlerce gerilla yaşamını yitirmiştir. 1994 yılındaki şiddetli çatışmalarda iki bin civarında gerilla kayıp vermişti. Yüzlerce kaybın yaşandığı birçok çatışma olmuştur. Bu toplu kayıplar PKK'de her zaman daha fazla mücadele azmi yaratmıştır. Bundan sonra da farklı olması beklenmemelidir.
Özel savaş merkezleri, gerilla daha etkili bir mücadele içine girdiğinde Türkiye toplumuna ne diyecekler? Herhalde 30 yıldır olduğu gibi "son çırpınışlarıdır ya da kayıp verdikleri için saldırıyorlar” diyerek yine pişkinlik yapacaklar ve gerçekleri gizlemeye çalışacaklardır. Türk devleti 30 yıldır, her yıl "bu defa vurduk, bitirdik” demişlerdir. Şimdi de benzer bir psikolojik savaş yürütülmektedir. Halbuki 2011 yılı gerilla ve PKK için başarılı geçen bir yıl olmuştur. Hatta gerilla tarihindeki en başarılı yıllardan biri 2011 olmuştur. Gerilla savaş tarihinde şehirlerde polisler ilk defa bu düzeyde köşeye sıkıştırılmıştır. Özel savaş merkezi bu gerçeği gizlemek için psikolojik savaşı arttırmış bulunuyor.
KCK operasyonlarıyla sonuç aldıklarını sanıyorlarsa bu da kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. BDP'nin yaptığı mitingler bunu ortaya koymuştur. Kuşkusuz binlerce halk önderi tutuklanmıştır. Ancak Kürt halkının yürüttüğü mücadele tutuklananların yerini dolduracak bir toplum gerçeği ve siyasi dinamizm yaratmıştır.
Yapılan tüm saldırılar AKP'nin politikasının başarısızlığının kanıtıdır. Kendine demokratik kendine Müslüman maskesi düştüğü için bu kadar saldırmaktadır. Dolayısıyla AKP'nin 9 yıldır sürdürdüğü politikalar iflas etmiştir. Faşist açık saldırılara girişmesi bu nedenledir. Düne kadar kendini destekleyen bazı liberal yazarlar AKP'yi eleştirmeye başlamışlardır. Dış kamuoyunda AKP'nin baskıcı politikaya yöneldiği yönündeki eleştiriler artmıştır. Özcesi sıkışan AKP tüm baskıcı iktidarların yaptığı gibi baskı yoluyla kendini ayakta tutmaya yönelirken kendine yönelik muhalefeti de arttırmaktadır.
AKP hükümetinin Özgürlük Hareketi'nin mücadelesi karşısında sıkıştığı açıktır. Bu nedenle Kürt hareketini eylemsiz ve direnişsiz bırakmak ve gevşetmek için görüşmeler yeniden başlamış havası vermektedir. AKP Türkiye toplumunu kandırmaya çalışmaktadır. Türkiye siyasi ortamını psikolojik savaşla manipüle etmektedir. Ancak Kürt Özgürlük Hareketi bırakalım sanal zaferlerle şu veyahut da bu siyasi veya askeri saldırılarla zayıflatılmayacak kadar güçlüdür. Hatta Kürt Özgürlük Hareketi en güçlü dönemini yaşamaktadır. İçte ve dışta hangi desteği alırsa alsın Kürt Özgürlük Hareketi'ni geriletmesi mümkün değildir. Kürt Özgürlük Hareketi mücadele içinde çelikleşen ve iradesi kırılamayacak bir siyasi güç haline gelmiştir. Zaten onlarca yıldır bu gerçek ortaya çıkmıştır. Sanal başarılar ve psikolojik savaş söylemleri de yalancının mumu gibi en fazla yatsıya kadar yanar.