Aralarındaki uyumdan yola çıkarak ‘PurpleMic’ adlı projeyi başlatan Selin Bal ve Zilan Ay, karınca kararınca feminizme katkı sunmayı amaçlıyor. Projelerini farklı ülkelerde de yaygınlaştırmayı planlayan gençler, Avrupa’da kadın sorunları ve kadın özgürlüğü konusunda farkındalık yaratmak istiyor.

 

XELAT KARA / FRANKFURT

Almanya’nın Mainz kentinde yaşayan Selin Bal ve Zilan Ay adlı gençler bir yıldır projesini hazırladıkları ‘PurpleMic’in (Mor Mikrofon) çekimlerine başladı.

Günümüzde sosyal medyanın özellikle genç kadınlar üzerindeki etkisinden yola çıkarak bu projeyi başlattıklarını dile getiren Selin Bal, Avrupa’daki kadınların yaşadığı özgürlük yanılsamasını işliyor. Almanya’da sokak röportajlarıyla renklendirdikleri projeyi, diğer ülkelerde de sürdürmeyi amaçlıyorlar.

Genç kadınlar projelerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Neden böyle bir proje?

İki sene önce arkadaş ortamımızda genç kadınlara yönelik sosyal medyada baskıcı ve yönlendirici etkenler üzerine tartışmıştık. Arkadaşlarımız birbirimizle olan uyumlu ilişkimizi olumlamışlardı. Bu uyum üzerinden bir proje gerçekleştirmeye karar verdik. Neler yapmamız gerekir, hangi ihtiyaçlara cevap temelinde çalışma yapmamız lazım diye. Bir youtube kanalı açtık ve dışarıya çıkıp insanlara soru sormaya başladık. İlk sorumuz ‘Size göre feminizm nedir’ oldu. Toplumdaki erkeklerin kadın gerçekliği konusunda fikri yok denecek kadar az olduğunu gördük. Avrupa’daki kadının özgür olup olmadığı sorusuna ise istisnasız her erkek ‘evet, özgürdür’ dedi. Böyle sorular sormamızdaki amaç, insanların kafasına soru işaretleri bırakmaktı.

Ne tür tepkiler aldınız?

Eğlenceli buldular. Bizi gördüklerinde “Aaa Purple Mic geliyor’” diyorlardı. Devam etmemiz konusunda güven aldık. Tekniğe yönelik birçok eleştiri de aldık. Bu, aslında ilgili yaklaştıklarını gösteriyor. Daha sonraki deneyimlerimizde  yanlışlarımızı görerek ve düzelterek devam ettik.

Karşılaştığımız kimi olumsuz durumlar da oluyor. Mesela sokak röportajları yaparken, kimi erkeklere soru sorduğumuzda  bakışları veya cevapları rahatsız edici düzeyde olabiliyor.

Çekeceğiniz videoları neye göre tasarlayıp belirliyorsunuz?

Gündeme göre. Mesela ilk videoda konuları detaylandırmadık, derinlikli ele almadık. Sadece insanlar ne düşünüyor, bunu göstermek istedik. İkinci videoda ise o dönemlerde çokça konuşulan Dünya Futbol Kupası’nı ele aldık. Çünkü 6 hafta boyunca hep erkekler gündem oldu. Nasıl top oynadıkları, birbirleriyle kavga ettiklerinde, bunun ne kadar normal olduğu. Kadın ise futboldan hiçbir şey anlamayan varlıklar olarak veya  futbolcuların sevgilileri ve tribünlerdeki güzellikleriyle yer bulabildi.

Orada ilk defa bir kadın spiker Dünya Kupası’nı sundu ve bu sosyal medyada konu oldu. Erkekler kadın spiker istemediklerini çok hakaretvari yorumlarla dile getirdi. Biz de normalleştirilen bu durumun ne kadar anormal ve ataerkil bir anlayış olduğuna dikkat çekmek istedik.

Sadece ikiniz mi çalışıyorsunuz?

Berlin, Köln ve Düsseldorf gibi kentlerde bize destek veren çok sayıda arkadaşımız var. Böylelikle farklı yerlerden farklı içerikteki röportajlara yer vererek çeşitliliği amaçlıyoruz.

Henüz yeterli bir kitleye ulaşamadık ama enternasyonal bir kitleye ulaşmayı hedefliyoruz. Farklı dillerde de projelerimiz var. Bunları da hayata geçireceğiz. Broşürlerimizi bastık. Sosyal medyayı aktif kullanmaya çalışıyoruz. Kadının rengi ne kadar fazla olursa projede o kadar renkli, yaratıcı ve çekici oluyor. Bu yüzden ileride Hollanda, İngiltere, İsveç’teki genç kadın arkadaşlarımıza da ulaşıp, onları da bu projenin bir parçası haline getirmeyi amaçlıyoruz.