Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Britanya Sözcüsü Dr. Alan Şemo, gazetemize yaptığı açıklamada „Türkiye koalisyonu suistimal ederek Kürtlere saldırıyor. Ancak bu Suriye ve Irak’ta devam eden iç savaşın Türkiye’ye de yayılmasına sebep olacaktır“ dedi.

Türkiye’de son yaşanan gelişmeler daha karanlık bir hal almaya başladı. Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan DAİŞ terörüne savaş ilan etmiş görünse de bombalar Kürtleri hedef alıyor. Kürtlerin Suriye’nin bazı bölgelerinde DAİŞ çetelerini etkisiz hale getirmesi ve Ortadoğu’da yeni kazanımlar elde etmesi, Kürtleri etkisiz hale getirmek isteyen Erdoğan ve ekibini harekete geçirdi. Geçtiğimiz Haziran ayında 32 gencin hayatına mal olan Suruç Katliamı’nın ardından, ‘terörle mücadele’ adı altında ülke çapında gözaltı operasyonları başlatıldı. 

Fakat DAİŞ üyelerinden ziyade, PKK ile bağlantısı olduğu iddia edilen HDP’liler gözaltına alındı. Ardından ABD öncülüğündeki DAİŞ karşıtı koalisyona İncirlik Üssü’nü açan Türkiye, hiç zaman kaybetmeden DAİŞ yerine PKK mevzilerini bombaladı. Türkiye, DAİŞ’e karşı başlattığı sözde operasyonlarla, Kürtleri hedefleyen saldırılarının üstünü örtmeye çabalıyor. ABD ise İncirlik Hava Üssü’nün kullanıma açılmasına karşılık Kürtlere yapılan saldırıları görmezden geliyor. Tüm bu gelişmeleri  PYD Britanya Sözcüsü Dr. Alan Şemo’ya sorduk. İşte sorularımız ve Şemo’nun yanıtları; 


Türkiye, DAİŞ terörüne karşı operasyon başlattığını iddia ediyor. Gerçekte bu böyle mi? Türkiye’nin Suriye’de Kürt güçlerine saldırıları oldu mu?

Gerçekte, Türkiye’nin Amerikan koalisyonuna katılmak zorunda kalması, DAİŞ’e karşı savaşmak için değil, DAİŞ ile işbirliğine ve Suriye politikasındaki başarısızlığına kılıf uydurmak içindir. Genel olarak koalisyona dahil olmasının sebebi; Suriye’de oluşacak olan herhangi bir demokratik yapıya engel olmak, bundan kastımız, ‘tampon bölge’ oluşturma bahanesiyle Suriye’nin kuzeyini işgal ederek özellikle Kürtlerin Rojava kantonlarını (Kobanê’den Afrin’e) birleştirmesine engel olmak, ilerleyişlerini durdurmak ve sınırda DAİŞ‘i destekleyeme devam etmektir. Türkiye koalisyona katıldığında ilk iş olarak YPG kontrolündeki Kobanê’ye bağlı Kürt köyü Zur Maghar’ı bombaladı ve dört Kürt savaşçıyı öldürdü. Türk askerleri, Fatih Sultan Mehmet Tugayı ve Sultan Murad Tugayı görünümünde Suriye’ye girdi. Koalisyona giren Türk devletinden DAİŞ mevzilerini bombalaması gerekirdi ama hiçbir şey yapmadı. 


Amerika’nın Türkiye ile anlaşarak Kürtleri sattığı iddia ediliyor. Ayrıca PKK’ye yapılan bombalı saldırıların Amerika tarafından onaylaması, Irak’tan sonra Ortadoğu’da yaptığı en büyük hata olarak medyada dillendirildi. Amerika yanlış bir müttefik mi seçti? Siz tüm bu olanları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, medya spekülasyonlarını propaganda amaçlı kullanarak, Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne karşı kötü niyetini örtbas etmek istiyor. Rojava’daki Kürt güçleri ile koalisyon ülkeleri arasındaki işbirliği global tehdit olan DAİŞ barbarlığına karşı savaşmayı kapsıyor. Kürt güçleri, iki yıldır, hatta koalisyondan çok önce DAİŞ’e karşı savaşan en etkili güç olduklarını kanıtlamıştır. Bu nedenle kendi bölgelerini koruyacak güvene sahipler ve ne satılabilir, ne de satın alınabilirler. Amerika ve koalisyon güçleri, Türk ordusunun yaptıklarını onayladıklarını inkar ediyor ve Türkiye’yi Kandil ve Suriye’yi bombalamaması konusunda uyarıyor. Ancak Türkiye, DAİŞ karşıtı koalisyonu suistimal ederek, hem Türkiye’deki Kürtlere, hem de Rojavalı Kürtlere saldırıyor. Türkiye çok tehlikeli bir oyun oynuyor. Kendisini yakacak, riske sokacak ve Türkiye’yi sivil savaşa sürekleyecek bir oyun bu. Amerika ve koalisyon Türkiye’yi seçmedi gibi görünüyor fakat, Türkiye’yi koalisyon içerisinde etkin hale getirmek istediler. Türkiye DAİŞ ile işbirliği yaptığı için bu koalisyona daha önce dahil olmak istememişti. 


DAİŞ’e karşı en etkili kara gücü olan Kürtler, Türkiye-ABD anlaşması ile zarar mı görüyor?

Amerika bu iddiaları reddediyor fakat eğer iddialar gerçekse, evet karada en etkili olan güç zarar görür. Türkiye kontrolü ele geçirir ve sınırda DAİŞ ile hareket etmeye devam eder. Ahrar-u Şam ve El Nusra çetelerinin Türk devletiyle anlaşarak Azaz’ı Sultan Murat Tugayı’na teslim etmesi gibi olaylarla da karşılaşmaya devam ederiz.


Amerika ile Türkiye arasındaki anlaşmanın uzun vadede sonuçları ne olur?

NATO’nun da dahil olacağı bölgesel savaşa yol açar. Zaten Suriye, Irak ve Türkiye’de devam eden bir sivil (iç) savaş var. 


Uluslar arası toplum, Türkiye’nin Kürtlere karşı agresif tavrı konusunda sessiz kalmaya devam ediyor, siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uluslar arası toplumun sivilleri korumak ve katliamları önlemek açısından ahlaki bir sorumluluğu var. Türkiye’nin, Irak, Suriye ve Türkiye’deki Kürtlere karşı saldırılarının yanı sıra, uluslar arası hukuku ihlal eden sınır ötesi operasyonu kınanmalı. Bazı Avrupa Birliği üyeleri Türkiye’yi zaten uyardı ve sınır ötesi saldırılarını kınadı. 


Türkiye’nin koalisyona dahil olması ve sınır ötesi harekatı sonrası PYD, Amerika ile temasta bulundu mu?

Kürt güçleri ve Rojava Özerk Yönetimi, DAİŞ’e karşı koalisyon ile halen tam bir işbirliği içerisinde. Amerika ve koalisyona, Türkiye’nin güvenli bölge planının Rojava’nın işgali anlamına geleceği, şiddetle karşı çıkılacağı, böyle bir şeyin gerçekleşmesine izin verilmeyeceği ve başka bir ülkenin topraklarını işgal etmenin uluslararası hukuka aykırı olduğu iletildi. Türkiye’ye de Türkmenleri kullanarak işgale kalkışmaması çağrısında bulunuldu. Fakat Amerika ve koalisyon, Türkiye ile Kürtlere karşı yapılmış bir anlaşmayı inkar ediyor ve YPG’yi desteklemeye devam edeceklerini ifade ediyorlar. 


Türkiye, Türkmenleri kullanarak üç kantonun birleşmesini engellemeye mi çalışıyor?

Evet bilfiil. Türkiye’nin asıl amacı Türkmenleri kullanarak kuzey Suriye’yi yani Rojava’yı işgal etmek. Türkiye, Türkmenleri destekledi ve eğitti. Şimdi de onları Sultan Murat Tugayı adı altında Cerablus ve Azaz’a gönderiyor. 


Son yaşanan olayları değerlendirirsek yakın gelecekte Suriye ve bölgeyi ne bekliyor?

Türkiye’nin koalisyonu kötüye kullanarak Kürtlere saldırması, Suriye ve Irak’ta devam eden iç savaşın Türkiye’ye de yayılmasına sebep olacaktır. Amerika, koalisyon güçleri ve NATO, Türkiye’nin DAİŞ’e karşı etkin bir biçimde savaşan Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı başlatmış olduğu saldırılarını engellemeli. Türk hükümeti, Kürtlerin demokratik haklarını tanımalı ve barış sürecini yeniden başlatmalıdır. Bölgede istikrarın sağlanması ve demokrasinin gelişmesi için global tehdit olan DAİŞ’e karşı savaşan Kürtlere yeterli destek verilmelidir.


YASEMİN KAZAN/LONDRA