ALİŞER DİLOVAN/ROJNEWS

Necmedîn Hesen Ehmed: Tüm bu saldırılar Kürt olduğumuz için yapılıyor. PKK halkın yanında, halkı savunan bir harekettir, bizim dışımızda bir şey değil ki!

Mam Xıdir Hesen Abdullah: Türk devleti PKK gerillalarının eylemleri karşısında tutunamayınca Qendil’e saldırıyor. Qendil tüm Kürdistanlıların kalesidir.

Sabahın erken saatlerinde toprağı harmanlayan, gün boyu hayvanlarını otlatan ve öğle sıcağında yaşamı her gün yeniden inşa etmek için uğraşanlarla dolu bir yer Qendîl. Zamanın ritmini yakalayan Qendîl, yoğun çalışma temposuyla alın terinin toprağa karıştığı bir mekan. Bölgede emeksiz yaşayan yok neredeyse.

İşgal ve bombalarının gölgesinde yaşayan hayatları ve direnişlerini anlamak için düşüyoruz yollara. Pusulamızı hangi köye çevirdiysek, oranın sakinleri muhakkak işlerinin başında, uğraş içindeydiler. İşine aşkla bağlı insanların en dikkat çekici yanıysa misafirperverlikten ödün vermeyişleriydi. Hayatlarına olan derin merakımızla yanlarında oluyoruz.

Diz çökmeyeceğiz

Aracımızın teybinde Ahmet Arif’in şiir kaseti takılı. Kulağımız bir yandan Ahmet Arif’in efsunlu sesinden ‘Dize getirilmiş haydutlar. Hayınlar amana gelmiş’ sözlerine dikkat kesilirken diğer yandan ajans haberlerini takip ediyoruz. Başurê Kürdistan’daki işgal saldırılarını sürdüren fakat gerilla direnişi karşında onlarca kayıp veren bir haber ilişiyor gözümüze.

HPG’nin, Biradost alanında 11 Türk askerini öldürdüğü yazıyor. Haberi okumanın üzerinden çok geçmiyor, savaş uçakları Qendîl semalarında olanca gücüyle çığlık ata ata ilerliyor. Öfkesinden çatlamış bir telaşla uçaklar sorti yapıyor üzerimizde. ‘’Tarihin Sonu’’ tezini haklı çıkarmak istercesine yok etmek için geliyorlar. Sivil yerleşim alanlarına, bağ ve bahçelere tonluk bombalar düşürüyorlar.

Başurê Kürdistan’da işgale sevinen ‘nazi kafalılar’ da var ama Qendil halkı ‘Yere sağlam basan ayaklarımız diz çökmeyecek!’ diyor vakur bir seslenişle. Tabi, işgalci Türk devleti dışında Kürt birliği perspektifinden uzak bazı siyasilere de mesaj içeriyor bu sözleri…

Qendîl bir yaşam okulu

Devasa tepelerin kucak açtığı, bazen asfalt bazen de toprak yollardan gazeteci arkadaşlarım Evin ve Jinda ile ilerlemeye devam ediyoruz.  Şiir de devam ediyor. Çetin bir memleket burası. Tüm tehlikelere rağmen korunaklı ve güvende hissediyoruz kendimizi. Kürtlerin bu dağları vatan seçtikleri tarihe düşen bir gerçeklik. Yiğitleri, kahramanları eksik olmamış bu dağların.

Rastladığımız insanlara ne zamandan beri buralarda yaşadıklarını soruyoruz. İstisnasız herkesten, ‘’Kendimizi bildiğimizden beri” cevabını alıyoruz. Büyük derslerin çıkarıldığı Qendîl, büyük bir yaşam okulu olmuş onlara. Bombalar altında, hayatları tehlikede olsa bile neyin ne olduğunu herkesten daha iyi biliyorlar aslında.

Özellikle birinin hikayesini dinlemek değildi yola çıkış amacımız, çoğunluğun sesini bulmaya çalışıyorduk ve hepsinin avuçlarında sıkıca tuttukları hikayeleri olduğunu da tahminin ötesinde, biliyorduk. Ayakta kalmanın dengesini ‘yok etmekten’ geçiren zalimlerin dayatmalarına içlerinin ısınmadığını da bu yüzden biliyorduk. Soykırımlara, yıkımlara, talanlara karşı duruyorlardı. İşgale çanak tutanlara da bilinçli bir öfkeyle bakıyorlardı. Silahsız ve savunmasız olmalarına rağmen bu topraklarda yaşam sürmenin bir tercih olduğunu ifade ediyor hepsi. Saldırganlaşan işgalcilerin safında, dehşetli suskunluğa gömülenler için hayıflanıyorlar, insanlığın dikkatini bir biçimde çekmek istiyorlardı.

PKK bizim dışımızda bir şey değil

Söz gerillaya gelince yumuşuyor kalpleri. Başur’da işgal saldırılarına bahane edilen PKK için, “PKK bizim dışımızda bir şey değil ki” yanıtını veriyorlar.

Onlar bombaların gölgesinde yaşamlarını olağan seyrinde sürdürürken, emekle yoğrulmuş hayatlarını kıyasa vurmaktan da çekinmiyorlar. Gerillanın Kürdistan’ın özgürlüğü için verdiği mücadele ve bu uğurda verilen emeğin büyüklüğüne vefa duygusu ile yaklaşıyorlar. Doğup büyüdüğü topraklarının mizacını almış Jiyan isimli kadın, “Hepimiz Kürdüz ama PKK bizden daha çok Kürdistanidir” diyor. Sonra kardeşiyle birlikte evini büyütmek için uğraşan Necmedîn Hesen Ehmed, “Hangi hak bizim burada kurduğumuz yaşama saldırmaya meşru bir zemin olabilir ki?” diye soruyor ve ‘’tüm bu saldırılar Kürt olduğumuzdan’’ diye ekliyor. ‘’Mesele gerilla olmak, köylü olmak, sivil olmak değil, Kürt olmak! Hele ki topraklarında özgürce yaşıyorsan saldırmak için yeterli bir bahane. PKK halkın yanında, halkı savunan bir harekettir, bizim dışımızda bir şey değil ki” diye devam ediyor. Necmedîn Hesen Ehmed duygularını ifade ettiği sırada, bir bomba daha düşüyor bulunduğumuz bölgeye yakın bir yere.

Öleceksek topraklarımızda öleceğiz

Ardından küçük kardeş Abdullah Hesen Ehmed araya giriyor, bombalanan yeri işaret ediyor ve ekliyor: ‘’Görüyorsunuz Türk devleti her gün topraklarımızı bombalıyor. Kürtlere soykırım uygulamak istiyorlar. Biz de burada, bombaların arasında yaşamımızı devam ettiriyoruz. Kendi toprağımızdayız, öleceksek de bu topraklarda öleceğiz. İnsanın kendi topraklarında ölmesi şehitlik mertebesidir, bu da bize yeter’’ diyor bizi etkisi altına alarak.

Her iki kardeş de, Kürdistan Bölgesi Hükümet Başkanı Neçirvan Barzani’yi Güney işgalinin birinci dereceden sorumlusu ve suçlusu olarak görüyor. Irak Hükümeti ile Kürdistan Bölgesi Hükümetinin sorumluluktan kaçtıklarını düşünüyorlar. Her iki hükümet yetkililerinin de bölgenin bombalanmasında Türk devleti ile bir anlaşma içinde olduğunu düşündüklerini belirtiyorlar.

PKK direniş içerisinde

Kürtlerin Irak’la olan savaşında yaralanıp bir ayağını kaybeden peşmerge derin (eski peşmerge) Mam Xıdir Hesen Abdullah da, Türk devletinin PKK’nin Qendîl’deki varlığını bahane ederek uçaklarla köylerine bombalamasına tepki gösteriyor.  PKK’nin Biradost’ta; Türk devletinin bulunduğu her yerde karşısında direniş içerisinde olduğunu hatırlatıyor. PKK gerillalarının eylemleri karşısında tutunamayan ve yenilgi üstüne yenilgi alan Türk devletinin savaş uçaklarıyla Qendîl’de sivilleri bombaladıklarını, çocukları katlettiklerini söylüyor. Qendîl’i hedef göstermelerinin de Kürtler için önemli bir bölge olmasından ötürü olduğunu kaydediyor. “Tüm Kürdistanlıların kalesidir” diyor. Burada direnişin bir gün bile eksik olmadığını ve Qendîl halkının hep Kürt ulusal birliğine bağlı bir halk olduğunun altını çiziyor.

Qendîl’de hal böyle. Dostuna da, düşmanına da kendini sorgulatacak türden.

  QENDİL