
Bêrîvan’ın serüvenine de bir olay vesile oldu. Evet, Bêrîvan’ın yaşamı bir serüvene dönüştü bir olayla. Bêrîvan’ı hayal bile edemeyeceği bir yolculuğa çıkaran; Şîrîn Elemhulî idi.
Çocuğuyla birlikte büyüdü
Bêrîvan, Rojhilat’ın (Doğu Kürdistan) Kamyaran kentinden. Orda doğup büyüdü, orada yaşadı uzun yıllar. Eşi Hewreman’lı ancak Kamyaran kentinde yaşıyordu. Daha ondördünde belki de genç kız bile diyemeyeceğimiz, çocuklukla gençlik arasındaki gel-gitlerin sancılarındayken 2002 yılında evlendi. Evlenmeden önce eşiyle hiç karşılaşıp konuşma, birbirini tanıma imkanları olmadı. Görücü usülu bir evlilikle girdiler ‘dünya evine’. “Daha çocuk bile olmadan anne olduk. Kürt aileleri hiçbir zaman kız çocuklarını kendi çocukları olarak görmezler. Hep bir erkeğin olacağı mantığıyla bir an önce evlendirmek isterler. Bana da kimse ne düşündüğümü sormadı evlendirilirken” sözleriyle tarif ediyor yaşadığı trajediyi. Eşi Ehwan, 1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komployu protesto gösterilerinden dolayı tutuklandı ve cezaevine girdi. Cezaevinden çıktıktan sonra ailesi onu siyasetten ve arayışlarından uzaklaştırmak için, daha 19 yaşında iken apar topar evlendirdi. Bêrîvan çocuk olmadan çocuk sahibi oldu, kızıyla arasında yalnızca 16 yaş fark var. Bir anlamda birlikte büyüdüler. Bîta’yı büyütürken kendi büyüdü, Bîta büyürken annesini büyüttü. Acılar insanları erken olgunlaştır derler ya, Bêrîvan da tek başına büyüttükçe çocuğunu, kendi de pişti, olgunlaştı ve hayatı tanıdı.
Toplumsal baskının dayanılmaz ağırlığı
Bêrîvan aile çevresinin baskısından dolayı politikayı ve sisteme karşı çıkmayı hep kötü bildi, ayıpladı. Bundan ötürü çok çatıştılar Ehwan’la. İran İslami rejiminde kadınların tek başlarına dolaşmaları, dışarı çıkmaları ayıplanır ve kötü karşılanır. Bêrîvan için ise gelenekler, töreler ve toplumsal roller harfiyyen uyulması gereken ödevlerdir ve bunları sürekli dayatır eşine.
Ehwan ise, uzun yıllar özgürlük mücadelesiyle ilişkiliydi. Sürekli Öcalan’ın kitaplarını okuyor ve Bêrîvan’a da okuması için getiriyordu. Toplumsal rollere, sistemin genel geçer doğrularına ve İran rejiminin kadını ezen gerçeklerine karşı tepkili. Bunları Bêrîvan’a anlatmak istiyordu. Onun kadın olarak irade olmasını, kendi kararlarını kendisinin vermesini ve kendine güvenmesi gerektiğini, hiçbir zaman yaşamını idame ettirmek için bir erkeğe ihtiyacı olmaması gerektiğini söylüyor ve bunları ona da dayatıyordu. Ancak çevrenin baskısı ve söylentilerin önünü almak için sürekli bu rolleri dayattı Bêrîvan. “Hatta beni babamın evine götürüp getirmediği, kendi başıma gitmemi istediği için onunla az kavga etmedim. Babamın evine gidiyordum. Babam ‘niye eşin seni getirmedi? Neden tek başına geldin? O ne biçim bir erkek?” diyordu. Ben de sinirleniyor, eve gelip onunla kavga ediyordum. O zamanlar beni sevmediği için böyle yaklaştığını düşünüyordum. Toplumsal baskı insanın görmesini engelliyor. Çok sonra anladım; benim kendime güvenimi sağlamak için çaba sarf ettiğini” diyor şimdinin pişmanlığıyla.
Elemhuli hayatını değiştirdi
Ehwan’ın kardeşi Çiya da Kürt Özgürlük Mücadelesi’nde yer alıyordu o zamanlar. 2008 yılında PKK’nin idam edilen ilk kadın militanı Şîrîn Elemhulî, Çiya ile birlikte onların evine geldi. Kısa bir süre sonra Şîrîn, İran rejimi tarafından tutuklandı ve Çiya ile kardeşi hakkında da tutuklama kararı çıktı. İran rejiminin yurdun dört yanında Kürt avına çıktığı ve milyonların gözlerinin önünde insanları sallandırdığı zamanların başladığı süreç. Bu kadar baskı, inkar, asimilasyon ve zulmün karşısında Ehwan ve kardeşi Çiya özgürlük mücadelesi saflarına katılma kararı aldılar. Bêrîvan’la vedalaşıp dağların yönünü tuttular. Şîrîn Elemhuli’nin halkı için tüm işkencelere karşı direnmesi, özgürlük saflarında yer alması ve kadın özgürlük mücadelesi vermesi Bêrîvan’ı çok etkiler. İran rejiminin kadını yok sayan hatta nesneleştiren yaklaşımlarına karşı kadın olarak varlık mücadelesi vermesi, Bêrîvan için bir dönüm noktası olur.
Ayrılık anını anlatırken gözleri dolan Bêrîvan; “Bîta okuldaydı. Babası acilen çıkmak zorundaydı; rejim hiçbir yerde nefes aldırmıyordu ona. ‘Bîta’yı görmedim, yerime sarıl, öp’ deyip çıktılar. Akşam Bîta gelince beni ağlamaklı halde buldu. ‘Baban dağa gitti’ dedim. Ben daha fazla üzülmeyeyim diye hiç ağlamadı. Belki de gizlice ağlamıştır. O kadar anlayışlıydı ki beni üzmemek için acılarını içine gömüyordu. Yaşam onu erken olgunlaştırmıştı” dedi gözyaşlarını silerken.
24 saat gözetim altında
2010 yılında Çiya, Rojhilat İran rejiminin bir pususu sonucu yaşamını yitirdi. Ehwan’ın katılımından sonra da hem rejimin baskıları hem toplumsal baskılar, Bêrîvan’ı nefes bile alamayacak düzeye getirdi. Bir yandan İran devleti istihbarat teşkilatı İtlahat’ın Bîta’ya kötülük yapacağı korkusu, bir yanda çevrenin dedikoduları... O koşullara artık daha fazla dayanamadığını ifade eden Bêrîvan, “24 saat gözetim altındaydık. Kızım için bir karar vermek zorundaydım. Bunun üzerine onun güven içinde olacağı yere gitme kararı verdim. Qendîl’in yolunu tuttum” dedi.
Hastanede çalışıyor
Qendîl, Bêrîvan için yeni bir dönemin adı oldu. Çünkü artık onu çepeçevre saran toplumsal baskılar, tabular ve doğmalar yoktu ve Bêrîvan bir kadın olarak kendi yolunu çizeceği bir sürece başladı. Bîta’yla birlikte bir ev tutup yerleşen ve kızını okula yazdıran Bêrîvan, burada bir halk hastanesinde gönüllü olarak çalışıyor. Tüm personellerinin kadınlardan oluştuğu bu hastanede hem sağlık eğitimi görüyor hem de çalışıyor.
Hastanenin laboratuvar bölümünde çalışan Bêrîvan, kendi halkına hizmet etmenin ve kendi ayakları üzerinde durarak iradesiyle yaşama katılmanın insanı çok güçlendirdiğini belirtiyor. Kızının da kendi anadiliyle okumasının, eğitim görmesinin ve güven içinde olduğu bir yerde olmasının iç huzurunu yaşadığını dile getiren Bêrîvan,”Çok tutucu ve geleneksel bir aileden büyüdüm. Büyüklerimin dışında konuşma hakkım bile yoktu. Burada bir kadın olarak iradem tanınıyor ve kendi hakkımda kararlarımı kendim alıyorum. Özgürlük hareketi içinde dört parçadan Kürtler ve diğer halklardan insanlar bir arada yaşıyor ve alternatif bir yaşam yaratılıyor. Böylesi bir ideolojiyle halkımıza hizmet edebilmek çok güzel bir duygu. Sistemin etkisine girmeden kendi inandığın değerlerle yaşamak ve onları yaşatmak büyük bir onur. Ehwan’ın da böyle bir mücadelenin neferi olması çok gurur verici” sözleriyle ifade ediyor yaşadıklarını.
Karartılan yaşamlara karşı bir kandil
İnsanın kendi ayakları üzerinde durmadığı sürece, kendini hep birilerine bağımlı yaşamak zorunda hissettiğine de dikkat çeken Bêrîvan, İran rejiminin baskılarından dolayı buraya gelen birçok Rojhilatlı aile olduğunu belirterek, “Burada komün sistemimiz var ve kendi yönetimimiz var. Kadınların kendi yönetimi var. Ayrıca sağlık, gençlik ve ekonomi komitelerimiz var. Aylık toplantılarımızı alıyor ve eğitimlerimizi yapıyoruz. Eğitim her yaşta insanın vazgeçilmezidir. Eğitimlerimizde özgürlüğü, yaşamın anlamını ve insanlığın hakikat değerlerini tanıyor ve öğreniyoruz” diyor.
Bêrîvan şimdi 28 yaşında ve boyu kadar kızıyla bir anne-kızın ötesinde arkadaş gibi yaşadıklarını dile getiriyor. Bîta 6. sınıf öğrencisi ve müzik eğitimi görüyor. Ayrıca çok iyi saz çalıyor.
Gelenekler, töreler ve rejimin sancılı tabuları arasında sıkışmış yaşamında karşılaştığı Şîrîn Elemhulî hayatını değiştirdi. Bu nedenle “yaşamların karartılmasına karşı bir kandildir” diye tarif ediyor özgürlük mücadelesini.
NÛJIYAN ERHAN/QENDÎL