Gerilla TV, HPG gerillalarının 19 Temmuz’da Şemzînda hareket halindeki askeri araca yönelik sabotaj eyleminin görüntüsünü yayınladı. Sabah saat 07.00’de düzenlenen eylemde askeri kamyon tamamen imha oldu; 4 asker öldürüldü, 2 asker de yaralandı.
 

Qileban’a bağlı Şehit Kendal bölgesindeki karakolun güvenliğini sağlamaya çalışan bir tepedeki Türk güçlerine 1 Ağustos gecesi baskın yapıldı.

Mevzilere kadar giren gerillalar, 14 askeri öldürdü. Eylemden sonra bombardımana başlayan Türk ordusu, sabah operasyon başlattı ve çatışmalar yaşandı; 6 asker daha öldürüldü.

Türk ordusunun Kuzey ve Güney Kürdistan’daki saldırılarına karşı direnen gerillalar, eylemlerle de yanıt veriyor.

HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) tarafından yapılan yazılı açıklamada, eylem ve operasyonlarla ilgili şu bilgiler paylaşıldı:

Gece baskın yapıldı

  • Gerillalar, 1 Ağustos günü saat 22.15’te Şırnak’ın Qileban (Uludere) ilçesine bağlı Şehit Kendal karakolunun güvenliğini sağlamaya çalışan bir tepede konumlanan işgalci TC ordusuna yönelik bir eylem düzenledi. Baskın tarzıyla mevzilere kadar ilerleyen gerillalar, yakın mesafeden Türk askerlerini vurdu. Mevzilerine giren gerillalar, bu tepedeki 14 askeri öldürdü, çok sayıda askeri ise yaraladı.

Eylemden sonra operasyon

  • Türk ordusu, eylemin ardından eylem alanı ve çevresini obüs, havan ve savaş uçakları ile bombaladı. Bombardımanları takiben 2 Ağustos günü sabah saatlerinde Şehit Welat Tepesi çevresinde bir operasyon başlattı.

Yoğun çatışmalar

  • Böylece gerilla ile işgalci Türk güçleri arasında yoğun çatışmalar yaşandı. Bu çatışmalarda 6 asker öldürüldü, 4 asker ise yaralandı.

Esir düşmemek için

  • Dört gerilla, Türk güçlerine karşı son mermilerine kadar savaştı ve esir düşmemek için kendi bombalarını kendilerinde patlatarak şehitler kervanına katıldı.

Çelê’de sabotaj

  • Hakkari’nin Çelê (Çukurca) ilçesine bağlı Stuna Tepesi’ne 29 Temmuz’da askeri malzeme taşıyan işgalci Türk ordusuna ait 1 araca yönelik sabotaj eylemi düzenlendi. Araç darbelenirken içindeki 1 uzman çavuş ve 1 kontra ağır yaralandı. ANF/BEHDİNAN

HRE üç yerde vurdu

Mare, Bab ve Ezaz’da işgalci Türk güçleri ve çetelerini heref alan eylemlerde 17 elemanları öldürüldü.

Efrîn Kurtuluş Güçleri (HRE) tarafından yapılan açıklamada, şu detaylar paylaşıldı:

  • Mare kenti çevresinde Ehrar El Şerqiye ile Cebha El Şamiye çetelerine ait barınaklara 31 Temmuz’da düzenlenen eylemler sonucunda 5 çete elemanı öldürüldü.
  • Ezaz bölgesine bağlı Kefer Xaşir köyünde 2 Ağustos günü kapsamlı bir eylem gerçekleştirildi; 1 uçaksavar yüklü araç ve çetelerin kullandığı 1 barınak imha edildi; 8 çete çete elemanı öldürüldü.

* Bab bölgesine bağlı Daxilbaş köyünde 2 Ağustos’ta Cebha El Şamiyê çetesine ait mevzi ve barınaklar vuruldu; 1 uçaksavar yüklü araç içerisindeki 4 çete elemanıyla imha edildi. ANHA/ŞEHBA


ABD askeri heyeti Ankara’da

Türkiye’ye 22 Temmuz’da Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’i gönderen ABD’nin bir askeri heyeti de bugün Ankara’da görüşmelere başlıyor.

ERSİN ÇAKSU / ANF/GIRÊ SPÎ

İşgalci Türk devletinin “güvenli bölge” adı altında Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal tehditleri devam ederken bugün ABD’den bir askeri heyet, Türkiye’ye geliyor. Görüşmede Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin hazırladığı çözüm planı ile Türk devletinin dayattığı işgal planları ele alınacak.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, 22 Temmuz günü Ankara’da Türk yetkililerle görüşmüş ve bu görüşme ile eş zamanlı olarak ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Kenneth McKenzie de Eyn Îsa’da QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdî’nin yanı sıra Özerk Yönetim temsilcileriyle bir araya gelmişti.

Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin sunduğu “şehirleri kapsamayan 5 kilometrelik derinlikteki bölge” ile Türk devletinin dayattığı “30 ile 35 kilometre derinliğindeki bölge” üzerine yapılan görüşmeler sonrası Türk yetkililer, “önerinin kendilerini tatmin etmediğini” savunarak savaş tehditleri savurmuştu.

Tehdit sırası girdiler

Görüşme sonrası Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “ABD’nin planı bizi tatmin etmedi” derken, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ise işgal tehditlerinde bulunarak, “ABD ile Suriye sınırları boyunca güvenli bölge oluşturmaya yönelik görüşmeler ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın Fırat’ın doğusundaki terör koridorunu paramparça etmekte kararlıyız. Bunun için kimseden icazet almayız” dedi. Erdoğan’ın diğer ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise “Kuzey Suriye ateşe verilmeli ve Türk’ün kudretini onlara gösterilmeli” diye bağırmıştı.

ABD anlaşılmadığını açıkladı

Bu açıklamalardan sonra Uluslararası Koalisyon içerisinde yer alan Avrupa ülkelerini ziyaret eden Jeffrey, Washington’a dönüşünün ardından Türkiye ile anlaşma sağlanmadığını belirterek, “Bizimle birlikte savaşanların zarar görmemesi, herhangi bir tarafın saldırısına hedef olmaması sözüne bağlıyız. Başkan da bunu açıkça söyledi. Bu durum, Türklerle ilgili endişelerimizi de kapsıyor” şeklinde konuştu.

Bugün askeri heyet

Anlaşma sağlanamayan görüşmelerinin ikinci turu ise bugün gerçekleşiyor. ABD’den Türkiye’ye gelmesi beklenen bir askeri heyetin Türk yetkililerle söz konusu bölgeyi görüşeceği ifade ediliyor. Diğer yandan Türk devletinin özellikle Şêxler, Kobanê, Girê Spî ve Serêkaniyê sınır hattındaki askeri hareketliliği devam ediyor. Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi ise diplomatik faaliyetlere ağırlık veriyor; halk ve askeri güçler ise saldırılara karşı hazırlıklarını sürdürüyor.

Kerkükê uzunma hayali

Kuzey-Doğu Suriye Yönetimi’nin sunduğu planı kabul etmeyen Türk devleti, dayattığı işgal planı ile Misak-ı Milli’yi gerçekleştirme hayalini kuruyor. Daha önce Cerablus, Ezaz, Bab, Îdlib ve Efrîn’i işgal eden Türk devleti, şimdi de Minbic’den başlayarak Fırat’ın doğusunda Şêxler, Kobanê, Girê Spî, Serêkaniyê, Dirbêsiyê, Amûdê, Qamişlo ve Dêrîk’e kadar olan hattı işgal ederek Kerkük ve Musul’a ulaşmayı hedefliyor.

Çözüm planı var

Savaş istemediklerini her fırsatta dile getiren Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi, sunduğu planı da “siyasi çözüm için atılmış bir adım” olarak ifade ediyor. Konuya ilişkin ANF’ye konuşan Rojava Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl, sundukları planının çerçevesini şu şekilde özetliyor:

  • 5 kilometre derinliğinde bir hat olabilir.
  • Söz konusu derinlik şehirleri kapsamayacak.
  • Bu bölgeler Koalisyon ya da Birleşmiş Milletler’in (BM) gözetiminde olabilir.
  • YPG/YPJ ve QSD güçlerinin yerine bu bölgelerin güvenliği yerel meclislere bağlı güçler tarafından sağlanacak.
  • Koalisyon güçleri bu bölgelerde devriyeler atabilir.
  • Bu bölgelere Türk askerinin girmesi kabul edilemez, ancak Koalisyon ile birlikte sivil yetkilileri yer alabilir.

Türk devletinin amacı işgal

Bu plana karşı Türk devleti ise “Güvenli Bölge” adı altında işgal etmek için göz diktiği bölgenin 30 ile 35 kilometre derinliğinde olması için dayatıyor. Fırat’ın doğusunda Şêxler, Kobanê, Girê Spî, Serêkaniyê, Dirbêsiyê, Amûdê, Qamişlo ve Dêrîk’e kadar olan hattın yaklaşık 30 kilometre güneyindeki uluslararası yolun (Rotko) denetimini ele geçirmek istiyor.

Güney Kürdistan’dan başlayarak Halep’e ve oradan da Şam ve Arap ülkelerine açılan yollara bağlanan bu yolun ele geçirilmesi Türk devletinin yeni Osmanlıcılık ve Misak-ı Milli hayalleri için önem arz ediyor. Türk devleti, aynı zamanda ticaret hattı olan bu yolla, işgal planının ikinci veya üçüncü adımı olarak tasavvur ettiği Kerkük ile Dêrazor petrollerini Akdeniz’e taşımayı planlıyor.

Girê Spî ve sonrası

“ABD ile güvenli bölge görüşmeleri ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın Fırat’ın doğusundaki terör koridorunu paramparça etmekte kararlıyız” diyerek amacını açıkça ifşa eden Erdoğan, asıl hedefine ulaşmak için “mutlaka alınması gereken” olarak belirlediği yer ise Girê Spî. Türk devleti, Girê Spî’yi ele geçirerek, sonraki adımda Eyn Îsa’ya ulaşmayı hedefliyor. Aynı zamanda Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin başkenti de sayılan Eyn Îsa’nın düşmesi durumunda Reqa yolunun kendilerine açılacağını hesaplayan Türk devleti, bu hamle ile Kobanê, Cizîrê, Reqa, Tabqa, Minbic ve Dêra Zor’u da birbirinden kopararak, işgalinin sonraki adımları olarak hesaplıyor.

Halk direniş hazırlığında

İşgalci Türk devleti bu hesapları yaparken Kuzey-Doğu Suriye Özerk yönetimi de işgal saldırılarının önüne geçmek için birçok koldan diplomatik faaliyet yürütüyor. Diğer yandan bölgenin öz savunma güçleri ile halkları da işgal saldırıları karşısında çok boyutlu ve uzun erimli direniş için son hazırlıklarını yapıyor.

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlûm Ebdî, daha önce yaptığı açıklamada, olası bir saldırıda savaşın 600 kilometrelik hatta yayılacağına kaydetmişti. Halkın nasıl bir direniş sergileyeceğini sorduğumuz TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl ise bölge halkının Suriye krizinin başladığı günden beri direniş içerisinde olduğunu ve bundan sonra da aynı direnişi sürdüreceğini ifade etti. Xelîl, şunları söyledi: “Bizler bu kadar savaş görmüş bir halkın daha fazla savaş görmemesi için önceliği diplomasi faaliyetlerine verdik. Bir saldırı olursa da bu halkımız direnecektir. Bunun için hazırlıklarını da yapıyor. Fakat bizler yine de hem Kürdistan’ın dört parçasında ve yurt dışındaki halkımız ile demokratik kamuoyunda büyük bir duyarlılık görüyoruz. Ama halkımız sonuna kadar işgale karşı direnecek.”


İki yıldır oğlunun cenazesini arıyor

Dersim kırsalında çıkan çatışmada şehit düşen Agit İpek’in cenazesini alabilmek için Dersim, Malatya ve İstanbul arasında 2 yıl 3 aydır mekik dokuyan anne Halise Aksoy, kan örneği vermelerine rağmen İstanbul ATK’nin kendilerine bir cevap vermediğini söyledi.

Dersim’de 23 Mayıs 2017’de çıkan çatışmada şehit düşen HPG’li Agit İpek’in ailesi, cenazeyi alamıyor. Anne Halise Aksoy, İpek’in şehadetinden sonra Malatya Adli Tıp Kurumu ve Dersim Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu, ancak herhangi bir sonuç alamadı. Cenazenin İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) olduğu bildirilmesi üzerine Dersim’de kan örneği veren anne Aksoy’a, cenazenin teşhisine ilişkin bir cevap dahi verilmedi.

Üç kentte uğraşıyor

Dersim, Malatya ve İstanbul arasında mekik dokuyan anne Halise Aksoy, 2 yıl 3 aydır oğlunun cenazesine ulaşmaya çalışıyor. Malatya Adli Tıp Kurumu ve Tunceli Savcılığı’na yaptıkları başvurularda böyle bir cenazenin olmadığının söylendiğini ifade eden anne Aksoy, şöyle devam etti: “Ramazan bayramından önce bir haber daha geldi. Cenazenin 3 ay boyunca kırsal alanda kaldığı ve yurttaşlar tarafından Hozat’ta defnedildiği söylendi. Araştırdık, ancak o da doğru değildi. Yaklaşık 2 ay önce cenazenin Malatya Adli Tıp Kurumu’na gönderildiği haberini aldık. Malatya’ya tekrar gittik, yine öyle bir cenazenin olmadığını söylediler.  Malatya’dan döndükten sonra Dersim’de savcılığa başvurduk, öyle bir cenazenin olduğunu ve kan vermemiz gerektiğini söylediler. Kan verdikten sonra Diyarbakır’a döndük. Bir süre sonra cenazenin İstanbul’a gönderildiğini bildirdiler.”

Sırayı alındığı söylendi

Cenazenin teşhisi için verdiği kan örneğine ilişkin bilgilendirme yapılmadığı takdirde İstanbul ATK’nin önünde oturma eylemi başlatacağını belirten anne Aksoy, “İstanbul’a gidip gece gündüz oturup oğlumun cenazesini almayana kadar gelmeyeceğim. Patates, soğan sırasından sonra cenaze sırasına da mı gireceğiz? İstanbul Adli Tıp Kurumu başvurumuzun sıraya alındığını ve sırası gelince bizi bilgilendireceğini söylenmiş avukatımıza. Dosyamız da kanımız da ATK’ye ulaşmış ancak bize bir bilgi verilmiyor” şeklinde konuştu.

Peşini bırakmayacağım

İki yıldır bir umut peşinde olduğunu ifade eden anne Aksoy, “Bayram yaklaşıyor. Bu bayramda oğlumun cenazesini bulmak istiyorum. 2 yıldır neler çektiğimi bilmiyorlar. İki yıldır bir umut peşindeyim. Bunun peşini bırakmayacağım” dedi. MA/DERSİM