Direniş masaya zorladı
Dünya Haberleri —

Mazlum Ebdî
- QSD ve HTŞ arasında anlaşma imzalandı. Anlaşmaya göre, askeri güçler ‘temas noktaları’ndan çekilecek, tüm hatlarda ateşkes sağlanacak, HTŞ Kürt kentlerine girmeyecek, QSD 3’ü Cizîr Kantonu’nda biri Kobanê’de olmak üzere 4 tümen oluşturulacak.
- Anlaşma, Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devleti kurumları bünyesine entegre edilmesini öngörüyor, Kürt halkının sivil ve eğitim haklarını güvence altına alıyor, göçmenlerin evlerine geri dönüşünü sağlamayı hedefliyor. Îlham Ehmed, garantör ülkelerin bu süreçte rolünü oynamasını istedi.
- Rojava’da halk ve savaşçılar 16 Ocak’tan bu yana sahada amansız bir direniş verirken, Kürdistan’ın diğer parçaları ve Avrupa’da milyonlarca kişi günlerdir ayakta. 10 Mart, 1 Nisan ve 18 Ocak anlaşmalarını ihlal eden HTŞ, direniş sayesinde anlaşmayı imzaladı.
Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı Îlham Ehmed’in Şam’da Heyet Tehrir El Şam (HTŞ) yetkilileri ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklama yayımladı.
27 ve 29 Ocak’ta yapılan görüşmelerin ardından, QSD Basın Merkezi tarafından yapılan açıklamada HTŞ ile kademeli entegrasyon ve kapsamlı ateşkes anlaşması imzalandığı duyuruldu.
QSD “Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında, tarafların askeri ve idari güçlerinin kademeli olarak entegrasyonunu da öngören kapsamlı bir anlaşma çerçevesinde bir ateşkes anlaşması imzalanmıştır” dedi.
Açıklamada anlaşmanın detayları şöyle verildi: “Bu anlaşma; askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Hesekê ve Qamişlo kent merkezlerine konuşlandırılmasını, bölgede güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını ve QSD’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen ile Halep Valiliği’nin yetkisi altındaki bir tümen bünyesinde Kobanê’den bir tugayın oluşturulmasını hükme bağlamaktadır.
Anlaşma ayrıca, Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devleti kurumları bünyesine entegre edilmesini ve görevdeki personelin kadroya alınmasını öngörmektedir. Bunun yanı sıra anlaşma, Kürt halkının sivil ve eğitsel haklarını güvence altına almakta ve yerinden edilmiş kişilerin evlerine geri dönüşünü sağlamayı hedeflemektedir.
Bu anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkenin yeniden inşasına yönelik çabaları birleştirerek, Suriye topraklarının birliğini sağlamayı ve bölgede tam bir entegrasyona ulaşmayı amaçlamaktadır.”
‘Garantör güçlerinin rolünü oynamasını umuyoruz’
Îlham Ehmed, anlaşmaya ilişkin X hesabından ABD ve Fransa olmak üzere anlaşmanın imzalanması için çaba gösteren arabulucu devletlere ve taraflara teşekkür etti, “Entegrasyon sürecinin gerçekleşmesinde garantör rolü oynayacaklarını umuyoruz” dedi. Ehmed, şöyle devam etti: “Güvenlik güçlerinin (bölgeye) girişi, tüm bileşenlerin ortaklığını ve onurunu koruyan, farklı bölgelerde adil ve dengeli bir kalkınmanın yolunu açan, sorumlu ve kademeli bir entegrasyon sürecini garanti altına almak için gerçekleşmektedir. Suriye'nin birliğine hizmet eden, toplumsal barışı güçlendiren, yeni bir istikrar ve kalkınma döneminin temelini atan ve Efrîn ile Serêkaniyê halkının bölgelerine güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşünü sağlayan entegrasyon sürecini başarıya ulaştırma konusundaki kararlılığımızı teyit ediyoruz.”
Anlaşmaları bozdu, saldırıya geçti
2025 yılında imzalanan 10 Mart ve 1 Nisan anlaşmalarını defalarca ihlal ederek Kürtlere saldıran HTŞ, Kürdistan, Avrupa ve dünyanın birçok ülkesinde Kürt halkının ve dostlarının direnişi sayesinde anlaşmayı imzalamak zorunda kaldı. QSD, sürecin başından bu yana diyalog ve müzakerenin Suriye’deki krizin tek çözümü olduğunu vurgulamış ve ademi merkeziyetçi bir yönetimde tüm halkların haklarının garanti altına alınacağını dile getirmişti.
Ancak HTŞ ve bünyesindeki çete grupları, Türk devletinin de doğrudan desteğiyle anlaşmaları yok sayarak, Kürtlere karşı soykırım saldırıları başlattı. 4 Ocak’ta Malzum Ebdî ve Îlham Ehmed’in de aralarında bulunduğu Özerk Yönetim heyeti, Şam’a gitti ve 10 Mart Mutabakatı ile ilgili görüşme yapmıştı. Ancak görüşmeler sürerken, geçici HTŞ toplantıyı iptal etti.
Bir gün sonra ise, 5 Ocak’ta Şam hükümeti ile İsrail ve ABD heyetleri Fransa’nın başkenti Paris’te görüştü, 6 Ocak’ta da çeteler Kürt nüfusun yoğun olduğu Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine karşı saldırı başlattı. Halep saldırısı sonrasında ilan edilen ateşkese rağmen, çeteler QSD savaşçılarının ateşkes kapsamında geri çekilmesini beklemeden 16 Ocak’ta Halep’in doğusundaki Dêr Hafir’ı hedef almış ardından da Tebqa ve Reqa’ya saldırdı.
HTŞ lideri Colani, 18 Ocak’ta varılan bir mutabakatla, tüm cephelerde ateşkes ilan edildiğini ve QSD’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu ve siyasi-idari adımları içeren 14 maddelik bir çerçeve üzerinde uzlaşıldığını ileri sürdü. General Mazlum Ebdî aynı gün yaptığı açıklamada, “Varılan ittifaka dair Şam’dan döndükten sonra daha detaylı konuşacağız. Bu savaşın bir iç savaşa dönüşmemesi ki öyle planlanmıştı, daha fazla ölüm ve sivillerin anlamsız kayıplarının yaşanmaması için Dêrazor ve Reqa güçlerini Hesekê bölgesine geçirme konusunda bir ittifaka varıldı. Bizler bölgemizin özgünlüğünü koruyacağız” dedi.
Ardından 19 Ocak‘ta Ebdî, Şara ve ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack arasında Şam’da bir görüşme gerçekleşti ancak olumsuz sonuçlandı. Görüşmeye katılan YPJ Genel Komutanı Rohilat Efrîn, “Bize ‘Hesekê ve Kobani’yi derhal boşaltın, silahları bırakın ve orduya tek tek katılın’ dediler. Bunu bir oldu bittiye getirmek istediler ki belli ki önceden planlanmıştı. Bu teslimiyet dayatmasını kabul etmedik” ifadelerini kullandı.
Halkın direnişi sonuç verdi
Bunun üzerine Rojava’nın tüm kentlerinde 7’den 70’e tüm Kürtler cephelerde, sokaklarda, mahallerde ve kritik noktalarda direniş kararı aldı. Kentlerin giriş çıkışlarına kontrol noktaları kurdu, taburlarını oluşturdu ve son nefesine kadar geri adım atmayacakları mesajını net bir şekilde verdi. Son olarak 30 Ocak’ta halkın direnişiyle yapılan anlaşma maddelerinin detaylarına ilişkin henüz Özerk Yönetim’den resmi bir açıklama yapılmadı.
Barzani: Barış için doğru bir adım
Öte yandan, Kürtlere yönelik saldırıların durması için büyük bir çaba gösteren Kürdistanlı siyasetçiler de anlaşmaya destek verdi. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, anlaşmanın Suriye’deki krizin çözümü için hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Suriye hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (QSD) arasında savaşın durdurulması, askeri ve idari kurumların entegre edilmesi, Kürt halkının sivil ve eğitim haklarının güvence altına alınması ve göçmenlerin topraklarına dönüşü için yapılan anlaşmayı destekliyoruz. Bu anlaşma, barışçıl çözüm ve gerginliklerin sona erdirilmesi yönünde atılmış önemli ve doğru bir adımdır” dedi.
Anlaşmanın sadece bugünü değil, Suriye’nin geleceğini de şekillendirecek bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Barzani, mesajını şu temennilerle sonlandırdı: "Bu mutabakat istikrar, toplumsal barış ve halkların bir arada yaşaması için güçlü bir zemin sunmaktadır. Umudumuz; bu adımın birleşik bir Suriye'nin inşasına, Kürt halkının ve tüm bileşenlerin haklarının gelecekteki anayasada anayasal güvence altına alınmasına ve bölge genelinde huzurun sağlanmasına vesile olmasıdır."
DEM Parti: Rojava’nın iradesi bizim için esastır
DEM Parti Eşbaşkanları da anlaşmanın sağlanması için çaba gösteren ülkelere, kurumlara, şahsiyetlere, halklara teşekkür ederek, ilk günden itibaren tüm dünyada duyarlılık gösteren, sokaklara çıkan halkın direnişini selamladı. Bu sürecin başarıya ulaşması için kararlı dayanışmasının sürdüreceğini ifade eden DEM Parti, “Rojava’nın iradesi bizim için esastır. Bize düşen, aldıkları kararları desteklemektir. Onların müzakere eğilimini ve masadaki duruşlarını kutluyoruz. Sorunların müzakere ve diyalogla çözüleceğini hep vurguladık, bugün de aynı yerde duruyoruz” dedi. HABER MERKEZİ











