- HTŞ’nin yönetimi ele geçirmesinden bu yana ilk kez Şam’ı ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un temasları sırasında iki patlama meydana geldi. Bu olay, ülkedeki güvenlik tehditlerinin devam ettiğini ortaya koydu.
-
Yanına üst düzey bir iş insanı heyetini alarak Şam’a giden Macron, Şara’dan “hiçbir koşulda Lübnan’da asker göndermemesi” konusunda uyardı. Şara ise Lübnan’a müdahale etmeyeceği yönünde güvence verdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’de düzenlenen NATO Zirvesi’ne katılmadan önce, 6 Temmuz’da Şam’a gitti. Beşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Şam’ı ziyaret eden ilk Batılı lider olan Macron, Şam Havalimanı’nda Suriye Dışişleri Bakanı Asaad al-Shibani tarafından karşılandı.
Sanal medya hesabından, “Suriye halkına Fransa’nın desteğini ifade etmek için geldim. Egemenliğini koruyan, çoğulcu yapısı içinde birlik içinde yaşayan ve komşularıyla barış içinde olan bir Suriye için. Gelin, birlikte istikrarın ve barışın yeni bir sayfasını açalım” mesajını veren Macron’a aralarında Fransız enerji devi TotalEnergies ve küresel lojistik şirketi CMA CGM’in CEO’larının da bulunduğu üst düzey bir iş insanı heyeti eşlik etti.
HTŞ lideri Ahmed El Şara (Colani), Pazartesi günü Fransız kanalı BFMTV’de yayımlanan röportajında, Esad sonrası geçiş sürecinde Fransa’nın "yapıcı rolünü" övdü. "Macron, Suriye’de bizimle temas kurmaya çalıştı ve geçiş sürecinin her adımını ve aşamasını takip etti" dedi ve Macron’un Şam’a yönelik uluslararası yaptırımların kaldırılmasına da yardımcı olduğunu belirtti.
Özellikle ekonomi ve yatırım alanlarında bazı anlaşmaların yapılacağı temaslar, basın tarafından yakından takip edildi. Fransa Cumhurbaşkanlığı yetkilileri, Suriye’nin Fransa için ortak olabilmesinin tek yolunun "tam bir çoğulculuk" ilkesine bağlı kalması olduğunu belirterek, bir tekçi iktidarın yerini diğerinin almasını kesinlikle kabul etmeyeceklerini Şam yönetimine iletti.
Şara’ya Lübnan uyarısı
Ziyaretin diplomatik kulislerinde en çok dikkat çeken konulardan biri ise Lübnan oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran destekli Hizbullah’a karşı Suriye ordusunun devreye girebileceği yönündeki son açıklamaları bölgeyi hareketlendirmişti.
Fransız yetkililer, Macron’un Şara’ya, "Suriye’nin hiçbir koşulda Lübnan’a asker göndermemesi gerektiği" yönündeki kırmızı çizgiyi çok net bir şekilde aktardığını belirtti. Şara’nın ise herhangi bir baskı veya talep gelse dahi Lübnan’a müdahale etmeyeceğine dair Macron’a güvence verdiği ve Suriye ordusunun Lübnan’a gireceği yönündeki iddiaları "dedikodu" olarak nitelendirip reddettiği belirtildi. Macron, ziyaretin ilk akşamı Şara ile Emevi Camii’ni ziyaret etti.
Liman kentleri ihaleleri Fransa’da
Ziyaretin son gününde Halk Sarayı’nda düzenlenen Suriye-Fransa yuvarlak masa toplantısında çeşitli anlaşmalar açıklandı. Küresel lojistik şirketi CMA CGM ile Lazkiye Limanı’nın geliştirilmesi için ek 200 milyon euroluk anlaşma imzalandı. Esad ailesinin el konulan 51 milyon euroluk mallarının Şam’a iade süreci başlatıldı.
AB yaptırımları esnetildi
Kritik ziyarette, Fransa-Suriye arasındaki diplomatik ilişkilerin seviyesinin yükseltilmesi de konuşuluyor. Fransa şu anda Şam’da tam yetkili bir büyükelçi bulundurmuyor, ilişkiler Beyrut merkezli bir maslahatgüzar üzerinden yürütülüyor. Avrupa Birliği (AB), Mayıs 2025’te BAAS rejimi üyeleri hariç Suriye’ye yönelik tüm ekonomik yaptırımları kaldırdı. Son olarak geçtiğimiz Mayıs ayında, Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıkları dahil olmak üzere yedi kurum, AB’nin kara listesinden çıkarıldı.
Esad sonrası dönemde Şam’ı ziyaret eden ilk yabancı lider, Ocak 2025'te Katar Emiri Şeyh Tamim oldu, onu aynı ay içinde AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen takip etti. Geçtiğimiz Nisan ayında ise Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski Şam’da Şara ile bir araya geldi. Macron ise Mayıs 2025’te Şara'yı Paris’te ağırlamış, Avrupalı ve ABD’li liderlere Şam’a yönelik uzun süredir uygulanan yaptırımları kaldırma çağrısı yapmıştı.
Şam’da üst üste patlama
Macron ve Şara’nın bazı anlaşmalar yapıp Ankara’daki NATO Zirvesi’ne katılmak üzere yola çıkması beklenirken, Şam peş peşe meydana gelen iki patlamayla sarsıldı. Macron, Şam’daki “Halk Sarayı”na geçtiği sırada Four Seasons Oteli yakınlarında patlamalar oldu. Fransa Cumhurbaşkanlığı Ofisi, Macron'un güvende olduğunu duyurdu. Bombaların birinin bir çöp kutusuna, birisinin ise bir araca yerleştirildiği ve 18 kişinin yaralandığı belirtildi. Patlamaların ardından Macron’un Şara’nın yanı sıra Şeybani ve birçok yetkiliyle görüştüğü bildirildi.
Macron ise bu patlamalardan sonra yaptığı açıklamada, “Hiçbir şey, Suriyeli kadın ve erkeklerin tam egemen, güvenli, çoğulcu ve birleşik bir Suriye’de yaşama arzusunu bastıramaz. Bu sabah Suriye’yi tüm çeşitliliğiyle gördüm. Onur, cesaret ve kararlılık gördüm. Ziyaretim devam ediyor” dedi.
Güvenlik krizi sürüyor
Saldırıların sorumluluğunu henüz üstlenen olmadı. Ancak bu olay, 2024 yılında HTŞ’nin yönetimi ele geçirmesinden bu yana bir Avrupa Birliği devlet başkanının Suriye’ye yaptığı ilk ziyareti gölgeledi ve ülkedeki güvenlik tehditlerinin devam ettiğini ortaya koydu.
Şam’ın Hamidiye Çarşısı’na giden yol üzerindeki Adalet Sarayı yanındaki bir kafede 2 Temmuz’da bombalı saldırı düzenlenmiş, 10 kişi ölmüş 21 kişi yaralanmıştı. HABER MERKEZİ
***
4 bin 163 kişiyi katletti
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Aralık 2024’ten bu yana Suriye’de yönetimde olan HTŞ’nin “mezhepsel gerilim” adı altında 4 bin 163 kişiyi katlettiğini duyurdu. HTŞ, Mart 2025’te sahil kıyılarında önce Alevi katliamına başladı. Katliamlarda en az bin 400 kişiyi katletti, binlerce kişiyi tutukladı ve kaçırdı.
Ardından aynı yılın Temmuz ayında ise Dürzilerin yoğun olarak yaşadığı Süveyda vilayetini hedef aldı, bin 600’den fazla kişiyi katletti. Halkların ademi merkeziyetçi yönetim taleplerini reddeden HTŞ, Ocak 2026’da ise Rojava’ya karşı vahşi bir şekilde saldırdı. Halep, Dêr Hafir, Kobanê ve Reqa başta olmak üzere hedef aldığı Kuzey ve Doğu Suriye kentlerinde yüzlerce kişiyi katletti.
SOHR, HTŞ’nin ateşkes sürecin de insan hakları ihlallerini sürdürdüğünü ve savaş suçları işlediğini vurguladı. Gözlemevi ayrıca, Suriye’nin farklı bölgelerinde ihlallerin sürdüğüne ve bu ihlallerden sorumlusu olanlara karşı etkili bir hesap sorma mekanizmasının bulunmadığına dikkat çekti.